büyüme ile cümle

büyüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Marusi elverişli altyapısı sayesinde güçlü bir ekonomik büyüme sağlamıştır.Στη Φλώρινα ο Τέγος Σαπουντζής ανέπτυξε έντονη οικονομική δραστηριότητα.
Az sayıdaki nüfusa rağmen büyüme vadeden aktif bir cemaat vardır.Αν και μικρό χωριό, ο έχει μεγάλη ανάπτυξη στη γεωργία.
Ancak iki ülkenin de büyümekte olan Avrupa tehditine karşı birbirlerini zayıflattıkları söylenebilir.Ήταν εμφανές ότι και στους δύο τομείς η Ευρώπη αντιμετώπιζε κίνδυνο να μείνει πίσω.
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.Περίπου το 1300, αιώνες ευημερίες και ανάπτυξης στην Ευρώπη έφτασαν σταδιακά στο τέλος τους.
Sürgünlerin büyümesi kozalakların içinden geçici olarak devam eder.Άλλες αντιδράσεις του κυκλοπροπανίου (φαίνεται να) συμβαίνουν μέσω αυυών των ενδιάμεσων.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Το 2,2% πάντως παραμένει υψηλότερο από αυτό που αρχικά είχε υπολογιστεί.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Μέχρι και το 1950, η Γλασκώβη βρισκόταν σε οικονομική ανάπτυξη.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Το 2008 ο πληθωρισμός διαμορφώθηκε κατά μέσο όρο στο 5%.
Saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm'dir.Fra hårsækken vokser håret med en hastighed på omkring 0,3 – 0,4 mm om dagen.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Vækstfaktorerne fungerer typisk som signalmolekyler mellem cellerne.
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.Omkring år 1300 ophørte en langvarig fremgang og vækst i Europa.
19. yüzyılda Laponya'da maden kaynaklarının keşfedilmesi Rovaniemi'nin büyümesini hızlandırdı.Udnyttelsen af Laplands råstoffer i det 19. århundrede fik Rovaniemi til at vokse.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Peter Pan er en forældreløs dreng, der har forladt denne verden for aldrig at blive voksen.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Præsidenten skal være finskfødt og have finsk statsborgerskab.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau blev Fijis første indfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
Turizm büyümektedir.Turistindustrien er voksende.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Den høje økonomiske vækst fra 1995 til 2000 gav landet tilnavnet den keltiske tiger.
Büyümeye yardımcı olmaz.Om hans opvækst vides intet.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.Fra 1995 til 2005 fik økonomisk vækst tag med et gennemsnit på 4,5 % i 2005.
Ormanın bu niteliği, farklı bitki türlerinin aynı alanda iç içe büyümesine olanak sağlamaktadır.Men denne nye skov giver helt andre betingelser for planterne i skoven.
Borsaya açılmak, büyümenin ilk adımlarını oluşturur.Åbningen af denne linje fører til opførelsen af de første arbejderboliger.
Bunlar bir şehirde ekonomik büyüme hamlesi yarattı.Det skabte en gunstig økonomisk udvikling i byen.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Det handler om at bryde ud, om at sanse og om at blive voksen.
Çin gibi bazı Asya ülkelerinin büyümesi sonucu benzin kullanımını artırırken üretim düşecektir.En mængde, der ventes at stige som følge af Kinas stigende olieforbrug.
Şehir çok hızlı kentleşmekte ve büyümektedir.Planten er særdeles overlevelsesdygtig og vokser hurtigt.
Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.FAD indgår i forskellige redoxreaktioner i celler.
"2014 yılının Alışveriş Merkezi Genişleme - Büyüme Projesi" Ödülünü Kazanmıştır.2014 – Vinder af TV Prisen for "Årets nyskabelse - Underholdning".
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Vekstsesongen strekker seg over 169 dager i øst og 202 dager i vest.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau ble Fijis første innfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Veksten i pengemengde ble redusert fra 30 prosent som på 1970-tallet til 15 prosent.
Bu evrede üssel büyüme olur.På den måten vokser hullet.
Büyüme, deri değiştirme ile olur.De vokser ved å skifte hud.
Ana metabolit normal büyüme, gelişme ve üreme süreçleriyle doğrudan ilgilidir.En primær metabolitt er direkte involvert i den normale veksten, utviklingen og reproduksjonen.
Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.Vekstfaktorer er viktige i reguleringen av mange cellulære prosesser.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Peter Pan er et spedbarn bare noen uker gammel; han har rømt hjemmefra for å unngå å vokse opp.
Büyümeye yardımcı olmaz.Det er ikke lett å bli voksen.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Bosnia-Hercegovinas økonomi er voksende.
Taş hemen ısınmaya ve büyümeye başlar.Pattene begynner og vokse og er varme og starter melkeproduksjon.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Driften opphørte på 1970 tallet.
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Han vokste opp med to søstre.
Büyümekle ilgili bir hikaye."“Dystert om oppveksten.”
Bu büyüme tarım ve endüstri alanında oldu.Utviklingen skjedde både i industrien og i jordbruket.
Neoteni, olgunlaşma süresinin yavaşlaması sonucu büyümenin daha uzun zaman almasıdır.Ulempen er da at skanningen i seg selv tar lengre tid.
1955 yılından sonra Japonya oldukça yüksek ekonomik büyüme rakamlarına sahip oldu.Etter 1955 fikk Japan en meget sterk økonomisk vekst, som har blitt kalt for Japans økonomiske mirakel.
Yıllık büyüme miktarı yaklaşık %10 civarındadır.Veien har tidvis mer enn 10% stigning.
Okulun büyümesindeki en büyük sebep ise okula ait mal varlığının olmasıdır.Den viktigste årsaken til at kvinner ble gitt adgang til studenthjemmet var økonomi.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Den høye økonomiske veksten fra 1995 til 2000 gjorde at mange kalte landet den keltiske tiger.
1973 yılında Sovyet ekonomisinin büyümesi yavaşladı.I artikkelen fra 2001 slås det fast at økonomien i disse fire landene vokser raskt.
Rejenerasyonlu sinir liflerinin büyüme oranı günde yaklaşık 1 mm ile 2 mm arasındadır.Ved hjelp av hydraulkraft er forskalingen løftet rundt fire meter hver dag.
Burgess, kentler için halkalardan oluşan bir büyüme modeli oluşturdu.Kobber ble en stabil kilde til vekst for den lokale befolkningen.
Borsaya açılmak, büyümenin ilk adımlarını oluşturur.Åpningen førte til oppførelsen av de første arbeiderboliger.
Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır.Uheldigvis gjør den økte hjernekapasiteten haiene også smartere, raskere og farligere.
2006 ve 2007 yılında kredi büyümesi ortalama %73 olmuştur.Pada tahun 2006 dan tahun 2007 pertumbuhan kredit berkisar pada 73%.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanisasi meningkat dan kota-kota besar maupun kecil tumbuh pada 1700–1922.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Faktor pertumbuhan dan faktor sitotoksik juga dapat dilepaskan.
2011 yılında sanayide çalışan BT uzmanlarının sayısı %20 büyüme ile 25.000 kişiye ulaşmıştır.Pada tahun 2011, jumlah ahli TI yang bekerja di industri mencapai 25,000 orang dengan pertumbuhan 20%.
Ekonomisi 2008 yılına kadar 2000 ihracatının %50 büyümesi sayesinde büyümeye devam etmektedir.Ekonomi terus tumbuh karena pertumbuhan ekspor yang mencapai 50% dari tahun 2000 sampai 2008.
Ekonomik büyüme 2004 yılında %5,1'e yükseldi ve 2005 yılında %5,6'ya ulaştı.Pertumbuhan ekonomi menjadi 5,1% pada tahun 2004 dan mencapai 5,6% pada tahun 2005.
En kötü büyüme rakamlarına 2002 yılında (%+1.4), 2003'te (%+1.0) ve 2005'te (%+1.4) ulaşılmıştı.Pertumbuhan tahunan terburuk terjadi pada tahun 2003 (1,0%), kemudian tahun 2002 dan 2005 (1,4%).
Üretim hacminde büyüme 2000-2006 döneminde gemi inşa sanayi işletmelerine tanık olmuştur.Pertumbuhan jumlah produksi dialami oleh perusahaan pembuat kapal selama 2000-2006.

İlgili Sayfalar