büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aleksandr, Moskova'da doğmasına rağmen, küçük bir kasaba olan Kirsanov'da büyümüştür.Γεννημένος στην Μόσχα, ο Αντόνοφ μεγάλωσε στην πολύ μικρότερη πόλη Κιρσανόβ.
Çoğu Fransa'ya giden muz ihracatı büyümektedir.Οι εξαγωγές μπανάνας έχουν αύξηση με κυριότερο παραλήπτη την Γαλλία.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Η αστικοποίηση αυξήθηκε από το 1700 ως το 1922, με την ανάπτυξη των πόλεων.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Γεννήθηκε στην Σιναλόα και μεγάλωσε σε μια φτωχή αγροτική οικογένεια.
İtalyan asıllıdır; ancak Bronx'ta doğup büyümüştür.Ήταν εβραϊκής καταγωγής και μεγάλωσε στο Μπρονξ.
Chemnitz büyüme hızı açısından en iyi 10 Alman şehri arasındadır.Η μητροπολιτική περιοχή της Ιένας είναι μία από τις 50 ταχύτερα αναπτυσσόμενες πόλεις της Γερμανίας.
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.Γεννήθηκε και μεγάλωσε στην Ανατολική Αφρική.
Roma'da doğup, büyümüştür.Γεννήθηκε και μεγάλωσε στη Ρώμη.
Orta Çağ pazarları ve özellikle çiftlik hayvanı ticareti onun büyümesini destekledi.Στα μεσαιωνικά χρόνια εμπορικές εκθέσεις και ειδικότερα ζωοπανηγύρεις, βοήθησαν την ανάπτυξή της.
Büyümekle ilgili bir hikaye."Θεμέλιο για Ανάπτυξη."
Bu durum da işlerin daha fazla büyümesine ve karışık bir hal almasına neden oluyor.Αυτό αυξάνει τη διάθλαση και λύνει ακόμα περισσότερα προβλήματα κυκλοφορίας.
Paris 12. arrondissement'da büyümüş ve solcu bir ailede yetişmiştir.Μεγάλωσε στο 16ο διαμέρισμα του Παρισιού, σε άνετο οικογενειακό περιβάλλον.
Bu durumda kafa normal bir şekilde büyümez.Το κεφάλι δεν συνανήκει.
Marusi elverişli altyapısı sayesinde güçlü bir ekonomik büyüme sağlamıştır.Στη Φλώρινα ο Τέγος Σαπουντζής ανέπτυξε έντονη οικονομική δραστηριότητα.
Az sayıdaki nüfusa rağmen büyüme vadeden aktif bir cemaat vardır.Αν και μικρό χωριό, ο έχει μεγάλη ανάπτυξη στη γεωργία.
Ancak iki ülkenin de büyümekte olan Avrupa tehditine karşı birbirlerini zayıflattıkları söylenebilir.Ήταν εμφανές ότι και στους δύο τομείς η Ευρώπη αντιμετώπιζε κίνδυνο να μείνει πίσω.
Kobi Ramat Gan'da doğmuş ve büyümüştür.Γεννήθηκε και μεγάλωσε στο Ραμάτ Γκαν.
Cherry Hill, New Jersey'de doğmuş ve büyümüştür.Γεννήθηκε και μεγάλωσε στο Τσέρι Χιλ του Νιού Τζέρσεϊ.
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.Περίπου το 1300, αιώνες ευημερίες και ανάπτυξης στην Ευρώπη έφτασαν σταδιακά στο τέλος τους.
Böylece Nathan iki dilli ailede büyümüştür.Έτσι ο Άνταμς μεγάλωσε σε διάφορες χώρες.
Sürgünlerin büyümesi kozalakların içinden geçici olarak devam eder.Άλλες αντιδράσεις του κυκλοπροπανίου (φαίνεται να) συμβαίνουν μέσω αυυών των ενδιάμεσων.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Το 2,2% πάντως παραμένει υψηλότερο από αυτό που αρχικά είχε υπολογιστεί.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Μέχρι και το 1950, η Γλασκώβη βρισκόταν σε οικονομική ανάπτυξη.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Το 2008 ο πληθωρισμός διαμορφώθηκε κατά μέσο όρο στο 5%.
Alexander, New York City'de doğmuş ve Washington D.C.'de büyümüştür.Ο Ντέιβιντ Χέρμαν γεννήθηκε στην πόλη της Νέας Υόρκης και μεγάλωσε στο Washington Heights.
Saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm'dir.Fra hårsækken vokser håret med en hastighed på omkring 0,3 – 0,4 mm om dagen.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Vækstfaktorerne fungerer typisk som signalmolekyler mellem cellerne.
Kendisi Kanada'da doğmuş büyümüştür.Han er født i Canada.
Yaklaşık olarak 1300 yılına gelindiğinde, Avrupa'da yüzyıllarca süren refah ve büyüme durdu.Omkring år 1300 ophørte en langvarig fremgang og vækst i Europa.
19. yüzyılda Laponya'da maden kaynaklarının keşfedilmesi Rovaniemi'nin büyümesini hızlandırdı.Udnyttelsen af Laplands råstoffer i det 19. århundrede fik Rovaniemi til at vokse.
Güney Kaliforniya'da büyümüştür.Han voksede op i det sydlige Californien.
Hıristiyan bir misyoner aileden gelmekle beraber tutucu ve entelektüel bir aile ortamı içinde büyümüştür.Han kom fra en kristen missionærfamilie og voksede op i et beskyttet og intellektuelt hjem.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Peter Pan er en forældreløs dreng, der har forladt denne verden for aldrig at blive voksen.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Præsidenten skal være finskfødt og have finsk statsborgerskab.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau blev Fijis første indfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
Turizm büyümektedir.Turistindustrien er voksende.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Den høje økonomiske vækst fra 1995 til 2000 gav landet tilnavnet den keltiske tiger.
O dindar bir ailede büyümüştür.Han voksede op i en kreativ familie.
Büyümeye yardımcı olmaz.Om hans opvækst vides intet.
Ancak 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama %5'tir.Fra 1995 til 2005 fik økonomisk vækst tag med et gennemsnit på 4,5 % i 2005.
Roma'da doğup, büyümüştür.Hun blev født og opvoksede i Rom.
Besteci Jean Sibelius Hämeenlinna'da doğup büyümüştür.Den berømte komponist Jean Sibelius er født og opvokset i byen.
Ormanın bu niteliği, farklı bitki türlerinin aynı alanda iç içe büyümesine olanak sağlamaktadır.Men denne nye skov giver helt andre betingelser for planterne i skoven.
Borsaya açılmak, büyümenin ilk adımlarını oluşturur.Åbningen af denne linje fører til opførelsen af de første arbejderboliger.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Han voksede op i pleje hos sin moster i samme by.
Her şey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu.Nu var gaden rolig, intet bevægede sig.
Bunlar bir şehirde ekonomik büyüme hamlesi yarattı.Det skabte en gunstig økonomisk udvikling i byen.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Det handler om at bryde ud, om at sanse og om at blive voksen.
Çin gibi bazı Asya ülkelerinin büyümesi sonucu benzin kullanımını artırırken üretim düşecektir.En mængde, der ventes at stige som følge af Kinas stigende olieforbrug.
Şehir çok hızlı kentleşmekte ve büyümektedir.Planten er særdeles overlevelsesdygtig og vokser hurtigt.
Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.FAD indgår i forskellige redoxreaktioner i celler.
Bu olay sayesinde Grove Street büyümüştür.Edvard Weie voksede op i fattigdom.
"2014 yılının Alışveriş Merkezi Genişleme - Büyüme Projesi" Ödülünü Kazanmıştır.2014 – Vinder af TV Prisen for "Årets nyskabelse - Underholdning".
Kız kardeşler Roma'da doğmuş ve büyümüşlerdir.Søstrene ble født og vokste opp i Roma.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Vekstsesongen strekker seg over 169 dager i øst og 202 dager i vest.
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.Han ble født og vokste opp i Sør-Afrika.
1990'ların başında ünü özellikle de İspanyolca'nın konuşulduğu ülkelerde büyümüştür.Hennes berømmelse vokste i løpet av de første årene av 1990-tallet, særlig i de spansktalende landene.
Duska Montreal, Kanada'da doğmuş ve büyümüş ve Atina, Yunanistan'da yaşamaktadır.Duska er født og oppvokst i Montréal i Canada, men bor nå i Athen i Hellas.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Hans oldebarn, rato sir George Cakobau ble Fijis første innfødte generalguvernør i perioden 1973-1983.
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.Veksten i pengemengde ble redusert fra 30 prosent som på 1970-tallet til 15 prosent.

İlgili Sayfalar