büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Geçtiğimiz yıllara kadar Estonya ekonomisi takdire değer oranlarla büyümeye devam etmiştir.A következő néhány békés évet Condé értékes műgyűjteményének gyarapításával töltötte.
Büluğ çağında erkek çocukların gırtlağı hızla büyümeye başlar.Öthetes korukban kezd kifejlődni felnőtt szőrzetük.
Bu büyüme, işsizlik oranının kriz öncesi seviyesine düşmesini sağladı.Ezt az állítást látszik igazolni, hogy a munkanélküliség mértéke a gazdasági válságok idején a legnagyobb.
Bu sebeple konferans her yıl daha da büyümüş ve gelişmiştir.A fesztivál fokozatosan növekedett és fejlődött az évek során.
Nazım ise Sonay’a büyümüş de küçülmüş gözüyle bakar.Apját annyira szégyelli, hogy azt hazudja Szonnak, meghalt.
1999 büyüme ve yeniden yapılanma yılı olmuştur.1999-ben újították fel és szentelték újra.
Nüfusun artmasının ana sebepleri göç ve daha az oranda doğal büyümedir.A lakosság növekedése nagyobb mértékben a bevándorlás és kisebb mértékben a természetes szaporulat eredménye.
1998 yılında %2.9, 1999 yılında %2.7 büyüme kaydedilmiştir.Az ezt megelőző hónaphoz képest ez 2,29%-os csökkenés.
Duska Montreal, Kanada'da doğmuş ve büyümüş ve Atina, Yunanistan'da yaşamaktadır.Kanadában született és nevelkedett, jelenleg Athénban él.
Philadelphia, Pennsylvania'da büyümüştür.Lebanoni, Pennsylvaniaban nevelkedett.
Bu güçlü anlayışla DXN yıllar boyunca sürekli bir büyümeye doğru yelken açmıştır.Termékeit 100 országban, több mint 5 millió törzsvásárló és környezete fogyasztja nap, mint nap.
Tommy Vercetti ile Sonny beraber büyümüşler ve çok iyi arkadaş olmuşlardır.Tommy Vercetti kasvoi Sonnyn kanssa ja he olivat ystäviä.
Nüfus artışı dururken, ekonomik büyüme yavaşladı.Hyvinvoinnin kasvaessa väestönkasvu on hidastanut.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.Vuosi 1989 oli yksi Japanin talouden kaikkien aikojen suurimmista kasvuvuosista.
Büyümeye yardımcı olmaz.Se ei anna minkään kasvaa.
Otto, 1918 yılında sürgün edilmiş ve daha çok İspanya’da büyümüştür.Otto von Habsburg joutui maanpakoon vuonna 1918 ja kasvoi pääasiassa Espanjassa.
Howell Wokingham, Berkshire.'da doğup büyümüştür.Howell syntyi ja kasvoi Wokinghamissa, Berkshiressä.
Ancak asıl büyüme 19. yüzyılda yaşandı.Majakan tarve kuitenkin kasvoi 1800-luvulla.
Ekonomik büyümenin temelini turizm oluşturur.Talouden kulmakiven muodostaa matkailu.
Tamta Gürcistan'da doğup ve büyümüş, beş yaşındayken şarkı söylemeye başlamıştır.Tamta syntyi ja varttui Georgiassa, jossa hän aloitti laulamisen viisivuotiaana.
2. Dünya Savaşı'nın ardından Avusturya ekonomisi güçlü büyüme rakamları elde etmiştir.Toisen maailmansodan jälkeen Itävallan talouskasvu on ollut vahvaa.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Ehdokkaan tulee olla syntyperäinen Suomen kansalainen.
Bu yüzden küresel ticaretin büyümesi, küresel istikrarın sağlanmasında önemli bir faktördür.Yritys uskoo, että menestyksekäs kaupankäynti on taloudellisen kasvun edellytys kaikkialla maailmassa.
Luffy dağ haydutları, Portgas D. Ace ve Sabo ile beraber büyümüştür.Nuorempana Luffylla oli kaksi "veljeä", Portgas D. Ace ja Sabo.
Ailesi yoktur, esirgeme kurumunda büyümüştür.Hänellä ei ole vanhempia ja hän asuu lastenkodissa.
2007 yılı araştırmalarına göre mobilya sektörü büyüme eğilimi göstermektedir.Vuoden 2007 tutkimuksen mukaan tämä on lisääntyvä ongelma asunnottomien keskuudessa.
Sanayi Üretimi Büyüme Hızı: %7.5 (2010 tahm.)IMF ennusti inflaation nousevan 750%:iin.
2010 yılından itibaren e-Sporlar hem görüntülenmede hem de ödül miktarında muazzam bir büyüme göstermiştir.2010-luvulla Suomi on kuitenkin alkanut monella mittarilla taantua sekä absoluuttisesti että suhteessa muihin.
Kent birdenbire büyümeye başladı.Sen jälkeen Kentucky alkoi kasvaa nopeasti.
Katya yetimhanede büyümüştür.Kuukkanen on kasvanut korisperheessä.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Cargèsen väestömäärä on ollut jatkuvassa kasvussa.
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Tämä oli lepäämässä kahden tyttärensä kera.
1984'ten itibaren Hak-İş bir büyüme dönemine girdi.Kausi 1984 alkoi Mäntymaan osalta alkoi lupaavasti.
Böylelikle, 2008'de başlayacak olan küresel malil kriz nedeniyle büyüme ılımlı hale geldi.Tilanne kärjistynyt erityisesti vuonna 2008 alkaneen talouskriisin myötä.
Tırtıl mantarının büyümesi gerçekten şaşırtıcıdır.Punatorvijäkälän kasvullinen sekovarsi on suurisuomuinen.
Büyümüş olarak 106.Vuodesta 106 jaa.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Tämän vuosien 1995–2007 talouskasvun vuoksi maalle annettiin lempinimi ”kelttiläinen tiikeri”.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Kasvutekijät tyypillisesti toimivat solujen välisinä viestimolekyyleinä.
Kendisi Lee's Summit şehrinde büyümüştür.Hän asui lapsuutensa Kansas Cityn Lee's Summit -nimisessä lähiössä.
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.Talouskasvu on sen jälkeen hidastunut.
Kist lezyonları hem halkasal hem de fokal büyüme gösterwbilir.Podokarpuskasvit voivat lisääntyä sekä suvullisesti että kasvullisesti.
İşsizlik ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi anlatan Okun Kuralı'nı ekonomi bilimine kazandırmıştır.Hän on esittänyt Okunin lain, joka selvittää työttömyyden ja talouskasvun välisen suhteen.
Çocukların büyümesi için E vitamini gereklidir.Mitä lapsi tarvitsee hyvään kasvuun.
Fufluns veya Puphluns, Etrüsk mitolojisinde bitkilerin, şenliğin, sağlığın, büyümenin ve canlılığın tanrısı.Fufluns (tai Puphluns) oli etruskien mytologiassa hedelmällisyyden, viinin, onnen ja terveyden jumala.
Bu da gösteriyor ki, büyüme oranı bölgedeki diğer ülkelere göre daha hızlıdır.Tämän mukaan Maan vesi on vanhempaa kuin itse Maa.
Nüfus artışının basit (yaklaşık olmasına rağmen) bir modeli, Malthus'un büyüme modelidir.Yksinkertaisia väestönkasvun malleja ovat logistinen malli ja malthusilainen kasvumalli.
Malthusçu Büyüme ÖrneğiEksogeenisen kasvun malli
8 aylık olunca artık keseye sığmıyacak kadar büyümüş olur.Poikanen painaa jo kahdeksan viikon ikäisenä enemmän kuin aikuiset.
O daha on aylıkken taşındıkları ailesi annesinin memleketi olan Mount Sterling, Kentucky'de büyümüştür.Perhe muutti äidin vanhaan kotikaupunkiin Mount Sterlingiin, Kentuckyyn kun hän oli noin 10 kuukauden ikäinen.
Bu kodon büyümekte olan peptit zincirine bağlanacak olan bir sonraki amino asidi belirler.Isompi alayksikkö katalysoi muodostuvan peptidiketjun aminohappojen liittymistä toisiinsa.
Bu palmiye formlu süs bitkisinin büyümesi uzun yıllar almaktadır.Supergranulan elinikä on monta päivää.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Peter Pan ei voi koskaan kasvaa aikuiseksi.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Η καλλιεργητική περίοδος διαρκεί 202 ημέρες στο δυτικό τμήμα της χώρας και 169 ημέρες στο ανατολικό τμήμα.
Yavrular büyümeye devam ettikçe, daha uzun süre yalnız kalabilir hale gelmeye başlar.Όσο μεγαλώνουν τους αρέσει περισσότερο η μοναξιά.
Patton Jackson, Mississippi'de doğmuş fakat Plano, Texas'ta büyümüştür.Γεννήθηκε στο Τζάκσον του Μισισίπι αλλά μεγάλωσε στο Πλάνο του Τέξας.
"SPoD avukat ağı büyümeye devam ediyor".«Η TUS Airways συνεχίζει να αναπτύσσεται».
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Έτσι, η οικονομία της χώρας προχωρά με αργό ρυθμό.
Crispina, Roma ya da Volceii'de doğup büyümüştür.Η Κρισπίνα γεννήθηκε και μεγάλωσε στη Ρώμη ή το Βόλτσεϊ.
Şehir çok hızlı kentleşmekte ve büyümektedir.Η πόλη συνεχίζει να αναπτύσσεται και να μεγαλώνει με ραγδαίους ρυθμούς.
Kent birdenbire büyümeye başladı.Έκτοτε άρχισε σιγά σιγά να μεγαλώνει το χωριό.