büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Rosie Tavistock Devon'da bir çiftlikte büyümüştür.Vyrůstala v Tavistocku v Devonu na farmě.
Kydland, altı kardeşin en büyüğü olarak Søyland, Gjesdal'daki aile çiftliğinde büyümüştür.Jako nejstarší ze šesti sourozenců vyrůstal Kydland na rodinné farmě na norském jihozápadu.
Besteci Jean Sibelius Hämeenlinna'da doğup büyümüştür.V Hämeenlinně se narodil a vyrostl skladatel Jean Sibelius.
Modern Kudüs, Eski Kudüs’ün sınırlarını aşarak çok büyümüştür.Současný Jeruzalém se rozrůstá daleko za hranicemi Starého Města.
Araştırmaları makroekonomi, iş ekonomisi, ekonomik büyüme ve ekonomik politika konularında yoğunlaşmaktadır.Zabývá se převážně makroekonomií, a to zejména trhem práce, hospodářským růstem a hospodářskou politikou.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Zpravidla se růstové faktory účastní signalizace mezi buňkami.
Çok çabuk büyümüştür.Rostl velmi rychle.
Sanayinin büyüme oranı %3,8 kadardır.Průmyslová výroba za toto období se zvýšila 3,8 krát.
Şirket ABD'nin o zaman içinde bulunduğu ekonomik krizden de faydalanarak çok hızlı bir şekilde büyümüştür.Velká vládní podpora souvisela také s tehdy v USA probíhající krizí společnosti.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.Finská ústava stanoví, že prezidentem se může stát pouze osoba narozená ve Finsku.
Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.Podle nich vývoj všech společností prochází stejnými stádii.
Bu, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kuzey ve doğu kıyıları boyunca Keiyo Sanayi Bölgesi'ne kadar büyümüştür.Po druhé světové válce se průmysl rozšířil i na severní a východní pobřeží do průmyslové oblasti Keijó.
Bu hızlı büyüme özellikleri nedeni ile günlük yedikleri yiyecek toplam vücut ağırlıklarının %40'ı kadardır.Denní spotřeba potravy odpovídá 14 % tělesné hmotnosti.
Büyüme hem toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliği hem de bölgesel dengesizliği artırmaktadır.Kvůli tomu dochází k zanikání sociálních tříd a zvětšují se sociální nerovnosti.
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Je typicky velmi malý — jen několik úhlových milivteřin za rok nebo méně.
Test satan şirketler ve bu testleri sipariş eden müşteri sayısı hızla büyümüştür.Klobouk tento test vydržel a zákazník si jich několik objednal.
Diyabetin ortaya çıkma olasılığı büyümektedir.Narůstá hrůza z odhalení.
Gazeteci bir ailede büyümüştür.Pocházel z novinářské rodiny.
Jinekomasti, erkeklerde kadınsı meme büyümesi.V některých oblastech se věří v očarování muže ženou.
Bekar annesi Norma ve erkek kardeşi Karl ile büyümüştür.Narodila se svobodné matce Normě a žila se svým bratrem Karlem.
Loretto, Tennessee'de büyümüştür.Claiborne vyrůstal v Tennessee.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.Nedalo se očekávat nic jiného než porážka Číny.
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Počet obyvatel začal pozvolna růst.
Kalküta'da büyümüştür ve ilk eğitimini bölgesel bir manastırda almıştır.Vyrůstala v Kalkatě a vzdělání získala v místní klášterní škole.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Spinozy), ale také růst, rozmnožovat se a vyvíjet.
Neden büyümeme izin vermiyorsunuz?" şeklinde Barbados aksanıyla devam ediyor.Jestli jsi lesba – proč nemáváš vlajkou?", která odpovídají tomu, co média na Clarkson kritizují.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.Zde pak žil a tvořil až do vysokého věku.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Díky turistickému ruchu se podařilo značným způsobem rozvinout ekonomiku celého regionu.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Rodiče tam synka skutečně našli zdravého a v pořádku.
Motorun perfonmansını arttırmak için motor çanı genişleyerek 7:1'den 27:1 oranına büyümekteydi.S novou hlavou motoru se zvýšil kompresní poměr na 7:1.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanizace se zvýšila nejvíce v letech 1700 až 1922, kdy města rostla.
Bitkide büyümeyi sağlar.Může se pěstovat.
Olayların büyümesiyle Sarı-Siyahlı kulüp stadı ancak 20:30'dan sonra terk edebilmişlerdir.Kvůli silné sněhové bouři mohl stroj vzlétnout až v 21:18.
Hıristiyan bir ailede büyümüştür.Narodil se v křesťanské rodině.
İhracatın %12'sini ise imalat sanayisi oluşturmakta ve her yılı %10'un üzerinde büyümektedir.Roční ztráty dobytka se různí od místa k místu a pohybují se od 1 % po více než 12 %.
Kurtzman Los Angeles'ta doğup büyümüştür.Dexter se narodil a vyrůstal v Los Angeles.
Exeter yakınlarındaki Clyst St. Mary kasabasında büyümüştür.Vyrostl ve vesnici Clyst St.
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Financování této stavby bylo zajištěno jak z domácích, tak i zahraničních zdrojů.
Küçük bir kızın büyümesini konu almıştır.Každá starší dívka dostala na starost jedno menší dítě.
Avsallar 1975 yılından itibaren turizmin gelişmesi ile hızla büyüme kaydetmiştir.Během 50. let 20. století se ale s příchodem turismu rychle rozrostla.
İç talep yılda neredeyse %15 oranında, sabit fiyatlarla büyümüştür.Úrokové sazby začínají při roční fixaci přibližně na 5 % ročně.
Roma'da doğup, büyümüştür.Narodila se a vyrůstala v Římě.
Diklen ağaçlar sulamayla hızla büyümüşlerdir.Napadené dřeviny velmi rychle hynou.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.Nové stromy se špatně pěstují a rostou velice pomalu.
Stockholm'de doğan şarkıcı, Nyköping ve Katrineholm'de büyümüştür.Narodila se v Hägerstenu ve Stockholmu a vyrůstala v Nyköpingu a Katrineholmu.
Ekonomistler, ürün piyasalarındaki reformlarda çok fazla büyüme görüyorlar.Economiștii pun mare parte din creștere pe seama reformelor piețelor de produse.
Kafatası büyümüş ve boyun kafatasına daha iyi destek sağlamak için kısalmıştır.Craniul a crescut, în timp ce gâtul s-a scurtat pentru a oferi un suport mai bun pentru acesta.
2013 yılı nüfus büyüme oranı %0,46 olarak tahmin edildi.Rata de creștere a populației, pentru 2013, este estimată la 0,46%.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Sezonul agricol durează 202 zile în vestul țării și 169 în est.
Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir.Creșterea tumorilor mai mari poate fi încetinită prin chimioteraprie și radioterapie.
Birçok diğer Avrupa ülkesi gibi Beyaz Rusya'nın eksi nüfus artışı ve doğal büyüme oranı vardır.Ca și multe alte țări europene, Belarusul înregistrează scădere demografică și spor natural negativ.
Calgary'e olan yakınlığı, son birkaç yılda kent nüfusunun hızlı şekilde büyümesini sağlamıştır.Datorită apropierii sale de Calgary, populația orașului a explodat în ultimii ani.
Malnütrisyondan oluşan bodur büyüme, 1990 yılında %33,1'den 2010 yılında %9,9'a azaldı.Rata de piticire, o afecțiune cauzată de malnutriție, a scăzut de la 33,1% în 1990 la 9,9% în 2010.
Bu politikalar bölgenin ekonomik büyümesini sınırladı.Această opoziție a frânat dezvoltarea economică a provinciei.
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Apicultura este interzisă ca mijloc de a proteja flora abundentă.
Risk almanın çeşitli psikolojik yönleriyle araştırılması büyümekte olan bir alan haline gelmiştir.O creștere în zona de cercetare a fost de a examina diverse aspecte psihologice ale riscului.
Bu sırada İsa Beğ'in oğlu Murad büyümüştür.La ce vârstă s-a maturizat copilul Isus? 5.
Önemli olan tek şey büyümedir.Era singurul mod de a crește.
Howell Wokingham, Berkshire.'da doğup büyümüştür.Howell a fost crescut în Wokingham, Berkshire, Anglia.
Memleketi Reno, Nevada'da büyümüştür.S-a născut la Reno, Nevada.