büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Under hans ämbetstid genomgick Ryssland en exempellös period av ekonomisk tillväxt.
Sanayi işkolunun büyümesi, ekonomik kalkınmanın temel teşvik unsuruydu.Arbetsfördelningen har varit en viktig källa till ekonomisk tillväxt.
1990'ların başında ünü özellikle de İspanyolca'nın konuşulduğu ülkelerde büyümüştür.Framgångarna och populariteten ökade under 1990-talet, särskilt i spanskspråkiga länder.
1973 Petrol Krizi İspanya ekonomisini derinden etkilemiş, büyümeyi durdurarak önemli bir krize sürüklemiştir.Oljekrisen 1973 gjorde att råmaterialet blev avsevärt dyrare, vilket ledde till att efterfrågan minskade.
Şehrin nüfusunun hızla büyümesi 20. yüzyılın ilk yarısında devam etti.Staden snabba utveckling stannade av under 1900-talets första hälft.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.Dock nådde ingen av dem samma uppmärksamhet som Oliver.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Detta var en ökning med två procent jämfört med föregående år.
Edo büyümeye başladığı andan itibaren okuryazarlık %60 artmış tüm dünyadaki oranları geçmiştir.Sen han tillträdde som VD har börsvärdet för GE minskat med 60%.
Çin'de ulaşım, son yıllarda büyük bir büyüme ve genişleme yaşamıştır.Under senare år har börsrätten genomgått en omfattande och snabb förändring.
Malnütrisyondan oluşan bodur büyüme, 1990 yılında %33,1'den 2010 yılında %9,9'a azaldı.Den högsta nivån nåddes år 1990, med 39,0 procent.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Under 1970-talet började motdemonstrationer ta fart.
Bu palmiye formlu süs bitkisinin büyümesi uzun yıllar almaktadır.En granat av denna typ kan bilda rök under lång tid.
İnternet günümüzde genel bir kabul ile her yıl yaklaşık olarak %9 oranında büyüme göstermektedir.De ägnar i genomsnitt 9 procent av dagen åt detta.
Queens, New York'ta doğup büyümüştür.Keyes föddes och växte upp i New York.
Yunanistan ve Trakya 10. yüzyılfa daha refah içindeydi ve kasaba ile şehirler yeniden büyümeye başladılar.У Х столітті Греція і Фракія досягли більшого розквіту, а міста і містечка знову почали зростати.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Сезон вегетації триває 202 дні в західних частинах та 169 днів в східних частинах країни.
Besin sınırlaması farklı büyüme stratejilerinin evrimleşmesine yol açar (bakınız: r/K seçilim teorisi.Це обмеження призвело до створення бактеріями різних стратегій зростання (див. теорія r/K селекції).
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Пітер Пен — хлопчик, який не хоче дорослішати.
"Bad Guy"da, Stan'in kardeşi Matthew artık büyümüştür ve ağabeyinin intikamının peşindedir.На «Bad Guy» уже дорослий брат Стена жадає помсти.
Güney Kaliforniya'da büyümüştür.Виріс у Південній Каліфорнії.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.У 70-і роки темпи зростання впали.
Büyümekle ilgili bir hikaye."«Казки для дорослих».
Ne var ki, bu büyüme kendine özgü sorunları da beraberinde getirmiştir.Однак сама ця спроба приведе до росту сукупної плутанини.
Karakatau: Anak Krakatau adası, 1950'lerden bu yana haftada ortalama 13 cm oranında büyümüştür.Анак-Кракатау виростав в середньому на 13 см на тиждень, починаючи з 1950 року.
El bebek gül bebek büyümüştür.Блез ріс обдарованою дитиною.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Ці зуби не мали коріння і росли все життя.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Його бізнес різко почав зростати.
Bu tarihten itibaren Balıkesir geçiş güzergahı özelliği kazanmış ve şehir büyümüştür.У цей час з'являється невідома похмура риба, і місто прокидається.
Bosna-Hersek'te turizm, hızlı büyüme içinde olan bir sektördür.Туризм в Боснії і Герцеговині є швидко зростаючим сектором економіки.
Ancak, Danae'nin oğlu Perseus artık büyümüştür.У Данаї народився син Персей.
Yıllık ekonomik büyüme kapasitesi ise yüzde 4 düzeyindedir ve 2012 yılında bu oranı tutturmuştur.Кількість електрокарів, зареєстрованих за цей період, є на 400 % вищою, аніж у 2014 році.
Küçük bir kızın büyümesini konu almıştır.Ви хочете, щоб дитина заїкою виросла?
Katya yetimhanede büyümüştür.Аня сирота, виховувався в притулку.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Це робилося для того, щоб дитина росла здоровою і щасливою.
Hıristiyan bir ailede büyümüştür.Народилася у християнській родині.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Рослина росте дуже повільно і живе кілька сотень років.
Yıllık büyüme miktarı yaklaşık %10 civarındadır.Очікуване зростання споживання становить приблизно 10% на рік.
Şehir çok hızlı kentleşmekte ve büyümektedir.Останнім часом місто швидко росте і розвивається.
Yazar Oslo'da doğmuş, Molde'de büyümüştür.Несбе народився в Осло та виріс у Молде.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.Гарно лазають по деревах, втім вони досить повільні.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Рівень безробіття на 2008 рік становить 6,5%.
Ailesi yoktur, esirgeme kurumunda büyümüştür.Він ніколи не знав свого батька й виріс у прийомних сім'ях.
Quilliam bir Hristiyan olarak büyümesine rağmen İslam'ı öğrendi ve Müslüman oldu.Виховувався у сім'ї палестинських мігрантів, тому вважає себе набожним мусульманином.
Washington, New York şehrinde de olaylar büyümüş binlerce kişi gözaltına alınmıştır.У Нью-Йорку та Вашингтоні були здійснені терористичні акти, під час яких загинули тисячі людей.
Bu tarihten sonra Şişli hızla büyümeye başladı.З цього часу Сквира почала швидко зростати.
Büyümeye yardımcı olmaz.Ширяти вони не вміють.
Turizm büyümektedir.Розвивається туризм.
Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir.Крім того, фактори росту важливі для регулювання різноманітності клітинних процесів.
Örneğin, insan büyüme hormonunda ve birkaç sitokrom çeşidinde mevcuttur.Утворюється в оксидних умовах у родовищах і гірських породах різних генетичних типів.
Kendisi Lee's Summit şehrinde büyümüştür.Ліззі виросла в місті Лейк Плесід в штаті Нью-Йорк.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Популярність віа феррата продовжувала зростати.
Tom şimdi büyümüş.Том тепер дорослий.
Büyümek istemiyorum.Я не хочу дорослішати.
Satışlar büyümeye devam edecek.Продажі продовжать зростати.
Bununla birlikte, otomobil endüstrisi yol yapımından daha hızlı bir oranda büyümekte idi.Automobilový průmysl mezitím rostl rychleji než výstavba silnic.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.V jedenácti mu byl diagnostikován nedostatek růstových hormonů.
Ancak büyüme şansı iyi değildi ve böylece yeni havalimanı El Prat 1918'de açılmış oldu.Nemělo však dobré vyhlídky na rozšíření v budoucnosti, a tak nové letiště v El Pratu otevřeli v roce 1918.
Tenimin tüyleri büyümemişken, denizde yatarak dilediğimi tutarım ben, sevdiğimi yerim ben.Kdyby tam byla voda, asi bych si šel zaplavat, protože to mám rád.
1990'ların başında ünü özellikle de İspanyolca'nın konuşulduğu ülkelerde büyümüştür.Její sláva dosáhla vrcholu na počátku 90. let, především ve španělsky mluvících zemích.
Kudüs'ün Katamon mahallesinde büyümüştür.Žije v jeruzalémské čtvrti Katamon.

İlgili Sayfalar