büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Belgrad'ın büyümesiyle birlikte şehir bu kasabaları yutmuştur.Choroby te, wraz z występującą w Belize malarią, zdziesiątkowały ludność regionu.
Katya yetimhanede büyümüştür.Tom wychowywał się w sierocińcu.
Diklen ağaçlar sulamayla hızla büyümüşlerdir.Pokrój Drzewo bardzo szybko rosnące.
Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.Podobnie zresztą, jak cały dorosły organizm.
Tayvan ve Hong Kong, 1990'lı yıllara kadar hızlı bir büyüme yaşadı.W Indiach i Sri Lance był gatunkiem licznym do lat 90.
Üniversiteler Ekonomik Büyümeye Nasıl Katkıda Bulunur.Edukacja jako część rozwoju gospodarczego.
Polonezköy'de büyümüştür.Wychowywał się w Polesinach.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.Tu się urodził i wychował.
Lawrence, Kentucky' de doğup büyümüştür.Lawrence urodziła się oraz wychowała w stanie Kentucky.
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.Urodził się i wychował w Republice Południowej Afryki.
Kendisi Kanada'da doğmuş büyümüştür.Urodził się w Kanadzie.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Dbał on o zdrowie i prawidłowy wzrost dzieci.
Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır.Ostatnio wzrasta rola turystyki w rozwoju gospodarczym kraju.
O gücün büyümesini ruhların bir bütün olarak büyümesiyle olacağına inanır.Jest on przekonany, że dedukcja się uda, jeśli pojmiemy absolut jako ducha, rozwijającego się z siebie.
Yapraklar uç kısımdan çürür ve tabandan büyümeye devam eder.Ma palący smak i rośnie tylko pod bukami.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Liczba ludności Pabianic rosła nieustannie.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Dorastała w domu swojej babki.
Büyüme hücrelerini uyarır.Prowadził badania nad mechanizmami wzrostu komórek.
Ancak, Danae'nin oğlu Perseus artık büyümüştür.Później Danae urodziła syna Perseusza.
Giberellinlerin esas etkisi, bitkilerin boyuna büyümesini sağlamaktır.Działanie morfaktyn polega na ogólnym zahamowaniu wzrostu roślin.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Cecylia Eusepi urodziła się w ubogiej, bardzo religijnej rodzinie.
Ekonomik alanda da Zimbabve 1980'den 1989 yılına kadar yıllık olarak %4,47 düzeyinde büyüme göstermiştir.W porównaniu z 1983 rokiem rosła ona średnio o 4,97% rocznie.
Şehrin yüksek ekonomik büyüme oranı çok sayıda yatırımcı çekmiştir.Za jego kadencji nastąpił znaczny wzrost dobrobytu miasta, zrealizowano wiele inwestycji.
Çoktan doğmuş yavru annenin kesesini terk ettiğinde büyümeye devam eder.Potomstwo opuszcza terytorium rodziców, gdy dorośnie.
New Jersey eyaletinde büyümüştür.Dorastał w stanie New Jersey.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.W wieku 11 lat zdiagnozowano u niego karłowatość przysadkową.
Tenimin tüyleri büyümemişken, denizde yatarak dilediğimi tutarım ben, sevdiğimi yerim ben.Kto spożywa moje Ciało i Krew moją pije, trwa we Mnie, a Ja w nim.
1963 yılında ikinci köprünün açılmasıyla hızla büyümeye başlamıştır.W 1933 roku nastąpiło otwarcie drugiego mostu przez Wisłę.
Burada televizyon olmadan büyümüştür ve babasının klasik müzik koleksiyonundan parçalar dinlemiştir.W dzieciństwie zainteresowała się muzyką, słuchając płyt gramofonowych z kolekcji swego ojca.
Dikenleri büyümeye başladığında keseyi terk eder ama yedi ay boyunca annesinden süt emmeye devam eder.Po 3 tygodniach młode zaczynają skubać trawę, ale nadal pobierają mleko matki.
Daha sonraları etrafındaki küçük yerleşim bölgelerini de içine alacak şekilde büyümüştür.Wokół niego powinny działać mniejsze grupy powstańców.
GSYİH büyümesi 2000 yılında ilk kez kaydedilmiş ve bu sekiz yıl boyunca devam etmiştir.Tym razem serial odniósł duży sukces i był emitowany przez 8 lat.
Bu da yıllık %38'lik bir büyümeye denk geliyor.W następnym roku zanotowano 38% wzrost.
Abenomikler şimdiye kadar Japonya ekonomisini düşük ve istikrarsız büyüme oranına ulaştırdı.Inwestorzy postrzegali Rosję jako kraj coraz mniej stabilny ekonomicznie.
Hastalığın seyrini değiştiremese de bazı tedaviler saç büyümesini artırabilir.W przypadku kobiet karmiących piersią, odrost włosów może trwać dłużej.
Hayatı boyunca obeziteyle mücadele etti ve kalp büyümesi nedeniyle yaşamını yitirdi.Choroba, z którą walczył przez całe życie, w końcu wzięła górę.
Karakatau: Anak Krakatau adası, 1950'lerden bu yana haftada ortalama 13 cm oranında büyümüştür.Anak Krakatau har vuxit med i genomsnitt 13 cm per vecka sedan 1950-talet.
Caroline, henüz on yaşındayken, tifüse yakalanmış ve bu büyümesini durdurmuştur.Vid tio års ålder drabbades Caroline av tyfus och stannade i växten.
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Denna tillväxt är dock mycket liten, endast någon enda millibågsekund per år eller mindre.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.Anaerob En organism som inte kräver syre för tillväxt.
Cumhurbaşkanı doğma büyüme Finlandiya vatandaşı olmalıdır.För att vara valbar som republikens president skall man vara infödd finländsk medborgare.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Idag ligger tillväxten på runt 6,5 procent per år.
Bu evrede üssel büyüme olur.Kapitalet i lådan växer.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Det handlar en pojke som heter Peter Pan och som inte vill bli vuxen.
Basit üstel büyüme olarak da bilinir.Fascinerande även för en vuxen.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Perioden mellan 1995 och 2000 med hög ekonomisk tillväxt fick många att kalla landet för den Keltiska tigern.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Tänderna saknar tandemalj och de växer hela livet.
Smith, Northampton'da doğmuş ve büyümüştür.Smith är född och uppvuxen i Northampton, Northamptonshire.
Ailesi o küçükken ABD'nin New Jersey kentine taşınmış, o da bu kentte büyümüştür.Familjen flyttade till New Jersey USA när hon fortfarande var ett spädbarn.
Loretto, Tennessee'de büyümüştür.Adams växte upp i Tennessee.
Prostat büyümesinden korunmak için nasıl beslenmek gerekir?.Det skyddas för att bevara arten fjällskära.
Bu sırada hayvanlar ilk kez göründü ve ormanlar ilk kez büyümeye başlamıştı.Djuren växte sig allt större under den här tiden och de första stora djuren dök upp.
Turizm büyümektedir.Turismen är något som växer.
Katya yetimhanede büyümüştür.Njord är uppväxt i Vanheim.
1950'lerde büyüme %5'i geçmiştir.Cirka 15% är förvärvade efter 1950.
Firma Almanya'da büyümeye devam etti.Dotterbolag bildades i Tyskland.
Tıp kökenli bir ailede büyümüştür.Drougge växte upp i en läkarfamilj.
Tayvan ve Hong Kong, 1990'lı yıllara kadar hızlı bir büyüme yaşadı.Under detta årtionde upplevde såväl Europa som Sverige en period av snabb ekonomisk tillväxt.
19. yüzyılda edebiyatta bir büyüme olunca macera popüler bir tür hâline geldi.Från mitten av 1800-talet då litteratur massproducerades blev äventyrsromanerna en populär genre.
Çizgi romana göre, Cecily, varlıklı bir ailede büyümüştür.Enligt legenden växte Anastasia upp som dotter i en rik familj.

İlgili Sayfalar