büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Deze omvang was vooral uitzonderlijk omdat alles gefinancierd werd met giften uit binnen- en buitenland.
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.Langzaam groeide het daarna door.
Bu 2006 yılında %5'lik bir büyümeyi göstermektedir.Dat is 15% meer dan in 2006.
Patton Jackson, Mississippi'de doğmuş fakat Plano, Texas'ta büyümüştür.Patton werd geboren in Jackson en groeide op in Plano.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Zijn oeuvre groeide gestaag.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Het verschil tussen twee graden bleef even groot als voorheen.
Bu süreç hala devam etmektedir ve kumullar günümüzde de yavaş olarak büyümektedir.Dit proces herhaalt zich en zo wordt het koraal steeds groter.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.Daar geboren en opgegroeid.
Doğu Almanya Potsdam'da büyümüştür.Preuß groeide op in Potsdam.
Ailenin tek çocuğu olarak büyümüştür.Hij groeide op als enig kind.
Maggie Q, dört kardeş ile büyümüştür.Jerry groeide op met vijf broers.
10 yaşından itibaren Kansas City, Missouri'de büyümüştür.Hij groeide op in Kansas City, Missouri.
Meme dokusundaki büyüme ender olarak puberte öncesinde olmakla bereber en sık puberte sonrası oluşmaktadır.Na dit trigger event is het verlangen meestal latent aanwezig totdat de puberteit intreedt.
Londra'da doğmuş, büyümüş ve eğitim almıştır.Hij werd in Londen, Engeland geboren en grootgebracht.
Ancak şirketin büyümeye başlamasıyla beraber yeni IT personelleri de işe alınır.Naast directe verkoop houdt men zich ook bezig met het aanwerven van nieuwe leden.
Savaştan sonra Blobel Freiberg kasabasında büyümüştür.Na de oorlog ging Blobel naar het gymnasium in Freiberg.
Bu esnada bilgisayarda başlayan yangın büyümüştür.Nog een stap verder begint de computer met branden.
Polonezköy'de büyümüştür.Hij groeide op in Groot-Polen.
Tüccar sınıfının büyümemesi için çaba gösterilmiştir.De organisatiegraad van de koopmansklasse nam toe.
Her şey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu.Alles was ongelijk, niet gesmeerd en niet afgeschuurd.
Büyümeye yardımcı olmaz."Ik word niet volwassen.
Bu yenilemelerden sonra mezarlık büyümüş ve 17 hektardan bugünkü haliyle 43 hektarı bulmuştur.Na nieuwe uitbreidingen heeft de begraafplaats thans een oppervlakte van 12 hectare.
Bu ülke ekonomisinin 2013 yılında büyüme gerçekleştireceği düşünülmektedir.Volgens de planning zal deze in 2013 in productie komen.
Katya yetimhanede büyümüştür.Ethan groeide op in een weeshuis.
Melanie Fiona Hallim (doğum 4 Temmuz 1983) Toronto'da doğup, büyümüş Kanadalı R&B şarkıcısı.Melanie Fiona (Toronto, 4 juli 1983) is een Canadees R&B zangeres.
Loretto, Tennessee'de büyümüştür.Claiborne groeide op in Tennessee.
Bu sırada desteklerde büyümekteydi.Daar wachtte hij op versterkingen.
Popüler olan çalışmalarından biri 1972'de Büyümenin Sınırları adıyla yayınladıkları kitaptır.Ze is bekend als auteur van Grenzen aan de groei uit 1972.
Bitki 10 metreye kadar büyüme kapasitesine sahiptir.De plant groeit tot een hoogte van circa 10 m.
Yılda %4'lük bir büyüme oranı yakalanmıştır.De groei is 4% per jaar.
Volkanlardan çıkan lavdan dolayı alan olarak hep büyümektedir.Het eiland groeit als gevolg van vulkanisme nog steeds aan.
Elde edilen bu şeker daha sonra bitkinin büyümesi için kullanılır.Deze suikers gebruikt de plant weer om te groeien.
Bu olay sayesinde Grove Street büyümüştür.Stellweg groeide op in Den Haag.
Çoğu Fransa'ya giden muz ihracatı büyümektedir.Nog steeds wordt hier de meerderheid van de in Frankrijk gemaakte paraplu's gemaakt.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.Reeds op jonge leeftijd werd groeihormoondeficiëntie vastgesteld bij hem.
Taş hemen ısınmaya ve büyümeye başlar.Dan begint men ook de heide te ontginnen en bebossen.
O, Avustralya'da büyümüş.Hij groeide op in Australië.
Onun kızı, artık eski kıyafetleri gelmeyecek kadar büyümüş.Zijn dochter is uit al haar oude kleren gegroeid.
Ben buyum.Dit ben ik.
Büyümekten korkuyorum.Ik ben bang om volwassen te worden.
Bununla birlikte, otomobil endüstrisi yol yapımından daha hızlı bir oranda büyümekte idi.W tym samym czasie, przemysł samochodowy rozwijał się szybciej, niż postępowała budowa dróg.
Bevis Norwich, Norfolk'ta doğmuş ve büyümüştür.Bevis urodziła i wychowała się w Norwich.
Büyümüş olarak 106.Buduje Się 106.
Viyana'da doğmuş, Avusturya ve İngiltere'de büyümüştür.Urodził się w Wiedniu, wychowywał się w Austrii i Wielkiej Brytanii.
Savaş alanında doğmuş ve büyümüş, bu yüzden de hayatı savaş demektir.Urodził się i wychował nad morzem, a jego cel w życiu jest prosty.
Patton Jackson, Mississippi'de doğmuş fakat Plano, Texas'ta büyümüştür.Candice urodziła się w Jackson w stanie Missisipi, jednak dorastała w Plano w Teksasie.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Czynniki wzrostowe i cytotoksyczne również mogą być uwolnione.
Baker Indiana'da doğdu ve Greeley, Colorado'da büyümüştür.Ned Baker urodził się w Indiana, a wychował się w Greeley w stanie Kolorado.
Annesi ise Mississippi'de büyümüştür.Dorastała w Mississippi.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Ich trzonowce nie mają korzeni i rosną ciągle jak kły.
Üzeyir büyüdeki içinde yanan ateşte büyümektedir.Kiedy zasnęła, bóg umieścił ją w zamku, wokół którego rozpalił ogromne płomienie.
Turizm büyümektedir.Rozwija się turystyka.
Birçok kale kasabası da büyümüştü.Wiele innych miast zamkowych również się rozrastało.
Havalimanındaki ilave olarak yapılan büyümenin yeni uydu terminalleriyle 2012'de bitmesi planlanmıştır.Przełomem w rozwoju lotniska było oddanie do użytku w maju 2012 roku nowego terminala pasażerskiego.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Głównym bohaterem jest tytułowy Piotruś Pan, psotny chłopiec, który nie chce dorosnąć.
2009 küresel mali krizinden bu yana, Polonya GSYİH'sı büyümeye devam etti.Od roku 2009 podobnie jak w całej Polsce poziom bezrobocia ponownie rośnie.
İlk 15-20 yıl çok hızlı büyür sonraki yıllarda 75-100 yaşlarında büyüme yavaşlar.Początkowo rośnie szybko, po 15-20 latach tempo wzrostu maleje.
Daha sonra zamanla yeni bölümler açılmış ve üniversite büyümüştür.Z czasem uniwersytet rozwijał się i powstawały nowe wydziały.
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Wychowywał się z dwiema młodszymi siostrami.
Bu kitabın ana konusu ekonomik büyümedir.Najważniejsze prace tego ekonomisty dotyczą wzrostu gospodarczego.

İlgili Sayfalar