büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönemde GSMH büyüme hızı yılda %1-2'ye kadardı.ESN ha ido creciendo desde entonces alrededor de un 12% cada año.
Site Kasım 2003'te kurulmuş olup, kulanıcı dostu ara yüzü sayesinde kısa zamanda büyümüş ve tanınır olmuştur.El sitio debutó en noviembre de 2003, ofreciendo una interfaz amigable y fácil de usar.
Büyüme kuzeye kaydı.Crece en el norte.
Toplam nüfus büyüme oranı %0,89'dur.El porcentaje total de superficie con agua es 0,89%.
Daphne Ashbrook San Diego, CA bölgesinde büyümüştür.Daphne Ashbrook creció en San Diego, California.
Bu dönemde Çin'in yıllık büyümesi, kültürel gelişme bir tarafa konulacak olursa, %4 - 9 arasındadır.Durante este periodo, China tuvo un crecimiento interanual en el PNB de entre el 4 y el 9 %.
Çok çabuk büyümüştür.Ename creció muy rápido.
Şehir çok hızlı kentleşmekte ve büyümektedir.Pero la ciudad rápidamente comienza a crecer y transformarse.
Sanayinin büyüme oranı %3,8 kadardır.En cuanto al sector energético registra un crecimiento del 3.0.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur.Peter Pan: Yo deseo nunca dejar de ser niño...
Kurulduktan sonra değişik bazı boylardan ve civar yerleşim yerlerinden gelen göçlerle büyümüştür.Pronto descubrieron varias poblaciones y humo que salía de ellas.
Kastella'da doğmuş ve büyümüştür.Nació y creció en Castro.
İstanbul'da büyümüştür.Creció en Estrasburgo.
Kvaçi büyüme çağında onun yanında kalır.Solo es fértil en su época adulta.
Bundan sonra şehre yapılan demiryolları hatları şehrin gelişip büyümesinde gayet önemli rol oynadı.Más adelante, la llegada del ferrocarril desempeñaría un importante papel en el desarrollo de la ciudad.
Hıristiyan bir ailede büyümüştür.Creció en una familia de Cristianos renacidos.
Parti içindeki De Groot liderliğine karşı muhalefet bu sırada büyümektedir.A partir de entonces, la rivalidad entre él y Mayorga crece aún más.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Por el 1998, ese número aumentó en un tercio a 6.5%.
Bu süreç hala devam etmektedir ve kumullar günümüzde de yavaş olarak büyümektedir.El proceso continúa y los continentes se separan progresivamente.
1991 yılından 1999 yılına kadarki büyümede altın ve çeşitli sanayi dalları da öne çıktığı görülmektedir.En 1999 se introdujo progresivamente una nueva serie de billetes y monedas.
Sporlar oluşmadan mantarın büyümesi durdurulur.Se deja de regar una vez que se vea el crecimiento.
"Bitkilerde Büyüme ve Gelişmeyi Düzenleyici Maddeler: Bitki Hormonları" (PDF).«Structure and Function of Hormones: Growth Hormone».
Her şey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu.Sin embargo, todo estaba quieto, nada se movía.
Bitki dik büyümekle birlikte uzanıcı gövdeye de sahiptir.Las células también necesitan un marco de colágeno junto con el cual crecer.
Exarchopoulos Paris 19. bölgede büyümüştür.Kasparov abandonó en el movimiento 19.
Sihiri durmadan büyümek ve uçmak için kullanırlar.Nunca aparecen solos y son capaces de volar.
Lütfen herhangi bir karakteri aramadan önce okuyunuz; Bu liste sürekli büyümektedir.No se pretende aquí hacer una lista completa, dado que dicha lista sería siempre creciente.
Büyümesi yavaştır.Su crecimiento es lento.
Bochum'da büyümüştür, İngiltere'de yaşamaktadır.Nació en Bochum y se crio en Berlín.
Bu da gösteriyor ki, büyüme oranı bölgedeki diğer ülkelere göre daha hızlıdır.Y esto que reconozco que en este asunto hemos avanzado más que cualquier país de América.
Bu kraliçeyi memnun etti, çünkü kraliçe Media da büyümüştü ve dağlık manzaralara düşkündü.Y ocurrió que pasó por allí la reina, sedienta para mayor fantasía.
Ekip gittikçe büyümektedir.La organización sigue creciendo.
Calgary'e olan yakınlığı, son birkaç yılda kent nüfusunun hızlı şekilde büyümesini sağlamıştır.A causa de su proximidad con Calgary, la población de Airdrie ha crecido mucho recientemente.
Şirket gelişme süreci içinde rakip şirketleri satın alma şeklinde daha da büyümüştür.La compañía ha continuado creciendo con la adquisición de nuevas empresas.
Savaş alanında doğmuş ve büyümüş, bu yüzden de hayatı savaş demektir.Nacen y se crían en el campo, y mueren en el campo de batalla.
Büyük torunu Ratu Sir George Cakobau, Fiji'nin ilk doğma büyüme Genel Valisidir (1973 - 1983).Su bisnieto, Ratu Sir George Cakobau, ostentó el cargo de Gobernador-General desde 1973 hasta 1983.
O dindar bir ailede büyümüştür.Nació en una familia religiosa.
Caroline, henüz on yaşındayken, tifüse yakalanmış ve bu büyümesini durdurmuştur.A los 15 años, Lidwina estaba patinando en el hielo cuando cayó y se rompió una costilla.
Optik teleskoplar sürekli büyümeye devam ediyor.Gradualmente desaparecen los ideogramas.
Bu büyümenin etkisi ile 1849 yılında bir liman inşâ edildi.En 1849 se construyó un puerto.
Büyüme hücrelerini uyarır.«La expansión de los Celtas».
Ekonomik büyüme 2004 yılında %5,1'e yükseldi ve 2005 yılında %5,6'ya ulaştı.El valor añadido en el sector aumentó un 5,6% en 2007.
Ancak 8-10 yaşlarından sonra büyüme hızlanmakta ve uzun yıllar sürmektedir.Su crecimiento es muy lento y tarda de 8 a 10 años en alcanzar la madurez.
Minter, Yardley, Pensilvanya'da büyümüştür ve üç erkek kardeşi vardır.Gaelen Foley nació (se ignora el año) en Pittsburgh, Pensilvania, y tiene tres hermanas.
Bu büyüme tarım ve endüstri alanında oldu.Este dinámica se manifestó tanto en la industria como en la agricultura.
Gomez South Plainfield, New Jersey'de büyümüştür.Garbowsky nació y creció en South Plainfield, New Jersey.
Ekonominin örgütlü işkolları, ekonominin büyüme oranından bile daha fazla ücret zammı almaktaydı.En el aspecto financiero, la empresa estaba costando mucho más de lo esperado.
Laurent, Paris'in 9. bölgesinde büyümüştür.Su vida parisina se centraba en el IX distrito de París.
Forbes Cambridge, Massachusetts'da doğup büyümüştür.Cameron Russell nació y creció en Cambridge, Massachusetts.
Daha sonraları bu gösteriler büyümüş ve destek görmüştür.¿Cuando se volvió tan profundo y pensativo este show?
Gürcistan'ın Rusya'ya bağlanmasından sonra bu geçidin önemi daha da büyümüştür.Con ello Frankenthal aumentó su importancia a nivel regional.
Postlarval avreleri Aralık - Ocak aylarında görülür ve Mayıs ayına kadar hızlı büyüme gözlenir.Los adultos vuelan de noche de junio a septiembre; siendo muy atraídas por la luz.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Permettevano quindi ai bambini di crescere e rimanere sani.
Jolla, uygulamanın ve MeeGo ekosisteminin büyümesi için diğerleriyle işbirliği yaptı.Jolla coopera insieme ad altri per far crescere le proprie applicazioni e l'ecosistema MeeGo.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Infatti dal 1950 l'Abruzzo ha avuto una crescita costante del PIL.
Yaldızlı Çağ, özellikle Kuzey ve Batı'da hızlı bir ekonomik büyüme dönemiydi.La Gilded Age è stata un periodo di rapida crescita economica, in particolare nel nord e nell'ovest.
2013 yılı nüfus büyüme oranı %0,46 olarak tahmin edildi.Il tasso di crescita della popolazione per il 2013 è stato stimato di essere dello 0,46%.
Üstel büyüme modeli Malthus büyüme modeli olarak da bilinmektedir.Il modello di crescita esponenziale è noto anche come Modello di Malthus.
Patton Jackson, Mississippi'de doğmuş fakat Plano, Texas'ta büyümüştür.Nasce a Jackson, nel Mississippi, ma cresce a Plano, in Texas.
Protestan bir ailede büyümüş ve kariyerine kilise müzisyeni olarak başlamıştır.Cresce in una famiglia cristiana riformata (calvinista) e inizia la sua carriera come musicista di chiesa.

İlgili Sayfalar