büyüm ile cümle

büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Turizm büyümektedir.Il turismo è in crescita.
Dokuz kardeşten beşincisi olan Bill, Amerika'nın Chicago (Şikago) kentinde doğmuş ve büyümüştür.Quarto di sei fratelli, Spilotro nacque e crebbe a Chicago.
Portland'da büyümüş ve 1958 yılında Gregory-Portland Lisesinden mezun olmuştur.Cresciuto a Portland, in Texas, si diplomò nel 1958 alla Gregory-Portland High School.
1840’tan itibaren ise yeniden Afrikalı köle ticaretinin önemli limanlarından olmuş, tekrar büyümüştür.A partire dal 1840, la città ridiventa un grande porto coloniale e commercia di nuovo con l'Africa.
Aleksandr, Moskova'da doğmasına rağmen, küçük bir kasaba olan Kirsanov'da büyümüştür.Nacque a Mosca, è cresciuto nella piccola città di Kirsanov.
Büyümeye yardımcı olmaz.Non si può potenziare.
El bebek gül bebek büyümüştür.Cresce Robin come un figlio.
2014 yılında ekonomisi %3,3, 2015 yılında ise %3,8 büyümüştür.L'economia si è ridotta di circa il 3,8% nel 2015.
1981 ile 2003 yılları arasında ülkenin yıllık GSYİH büyüme ortalaması %4 olarak belirlendi.Dal 1981 al 2003, il reddito nazionale è aumentato in media del 4%.
Ekip gittikçe büyümektedir.Il gruppo cresce gradualmente.
Her şey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu.Era tutto girato in maniera convenzionale e non c'era improvvisazione, né imprecazioni.
Ancak artık yaşlanmıştır ve Connor da büyümüştür.Non è altri che Connor cresciuto.
Krediler daha sonra daralır ve yatırım büyümesi azalmaya başlar.Si sparge la voce e gli investimenti cominciano ad affluire a un tasso crescente.
2008 de Friendster 115 milyondan fazla üyeye sahipti ve Asya'da büyümeye devam ediyordu.Oggi Friendster ha più di 90 milioni di utenti registrati e continua a crescere specialmente in Asia.
Pacepa'nın ilticası sonrasında, ülke daha fazla izole edildi ve ekonomik büyüme aksadı.Dopo la defezione di Pacepa, il paese si isolò e la crescita economica si arrestò.
Hızlı büyümeye bağlı olarak, Türkiye'nin enerji ihtiyacı giderek artmaktadır.Di pari passo alla rapida crescita economica vi è la crescente domanda di energia.
2008 yılında Fas büyüme oranı yaklaşık %6,5 idi.Essa è stata in media per l'anno 2008 al 65%.
Uluslararası büyüme, Çin, Fransa, Brezilya, İspanya ve Hindistan’daki operasyonlarla devam etmiştir .E prosegue l'internazionalizzazione del gruppo con acquisizioni in Cina, Francia, Brasile, Spagna e India.
Bu tomurcuk ağır olduğundan arka bacakları kuvvetlenir ancak büyümek pahasına ayağa kalkma yeteneğini yitirir.Gettate via le stampelle, alzatevi in piedi perché ne avete la capacità.
Aralarındaki sürtüşmenin büyümesiyle birlikte işler karışır.Quello che avviene è che lo spaziotempo tra di loro si espande.
Bu büyüme urlara sebep olur.Questo provoca crescita cellulare.
Baker Indiana'da doğdu ve Greeley, Colorado'da büyümüştür.Dee Bradley Baker è nato in Indiana ma è cresciuto a Greeley in Colorado.
Bu maksimum büyümenin ötesindeki magnifikasyon bazen “boş magnifikasyon” olarak adlandırılır.Le eccitazioni vicino al massimo sono qualche volta chiamate maxoni.
Şikago'da büyümüştür, Evli olup 3 çocuk sahibidir.Vive in Argentina, è sposata e ha tre figli.
Ayrıca, bitkilerde hasat öncesi ikinci büyümenin önüne geçerek, kontaminasyonun engellenmesini sağlamaktadır.Inoltre, una volta depositati sul fondo, impediscono lo sviluppo della vegetazione.
Kosova'da doğup orada büyümesine rağmen Türk kökenine sahiptir.Nato e cresciuto in Finlandia ma è di origini kosovare.
Güney Afrika'da doğmuş ve büyümüştür.È nata in Sudafrica e cresciuta in Polonia.
Motorun perfonmansını arttırmak için motor çanı genişleyerek 7:1'den 27:1 oranına büyümekteydi.Perciò fu possibile aumentare il rapporto di compressione del motore a 7:1.
GSYİH büyümenin sürdürülebilir olup olmadığını ölçemez.Non c'è modo di prevedere se la verruca si svilupperà o scomparirà.
Katya yetimhanede büyümüştür.Mary è cresciuta in un orfanotrofio.
Karakatau: Anak Krakatau adası, 1950'lerden bu yana haftada ortalama 13 cm oranında büyümüştür.Dagli anni cinquanta l'isola ha aumentato la sua altezza ad un ritmo medio di 13 centimetri alla settimana.
Bu büyüme genellikle çok küçüktür, yılda sadece birkaç miliyay-saniye veya daha az olur.Tale espansione è generalmente molto piccola, si parla di pochi millisecondi di arco ogni anno.
Çok inişli çıkışlı ve döngüsel devamlı büyüme.Tu risorgi ogni volta sempre più vivo.
Çapı 16 cm'ye ulaşabilir ancak erişkinlerin çoğu ancak bu büyüklüğün yarısına kadar büyümektedir.Può diventare quaranta pollici di lunghezza, ma la metà di questi è la coda.
Bu mülkiyet önemli bir pazarlama fenomeni olarak büyümüştür.Il logo diventa uno dei principali fenomeni di merchandising.
Güney Kaliforniya'da büyümüştür.È cresciuto in South Florida.
El Huber yıllarca büyümüş ve gelişmiştir.Nei secoli successivi, Vilnius crebbe e si sviluppò sempre di più.
Çok çabuk büyümüştür.Tuttavia, crebbe rapidamente.
Büyümesi yavaştır.La crescita è lenta.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Il movimento cominciò ad allargarsi.
Ilıman bölgelerde birçok ağaç kabuğu her yıl bir büyüme halkası yapar.Lo spettacolo richiama ogni sera una quantità di forestieri".
Türkiye Ekonomisi, 1990-2008 arasındaki 18 yıllık ölçekte ortalama %4 büyüme gösterdi.L'economia cinese crebbe con una media del 10% tra il 1990 ed il 2004.
Buna protesto hareketi gittikçe büyümeye başladı.La protesta si fece sentire sempre più forte.
Krallık dönemi bir bolluk ve büyüme evresi oldu.Il regno durò a lungo e fu prospero.
Dr. Keller, Chippewa Falls, Wisconsin'de doğmuş ve büyümüştür.Jennifer è nata a Chippewa Falls, Wisconsin.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.Noi utilizziamo bioenergia per muoverci, pensare e crescere.
1950'lerde büyüme %5'i geçmiştir.Nel 2000 questi erano cresciuti al 50%.
Küçüklüğünden beri Göztepelidir ve kulüp binasının yanında büyümüştür.Di famiglia poverissima, era praticamente cresciuto in Seminario.
Howell Wokingham, Berkshire.'da doğup büyümüştür.Howell nasce a Wokingham, nel Berkshire.
Gebelikte büyüme ve ileri yaşta küçülme eğilimindedirler.L'intensità tende a decrescere con l'avanzare dell'età.
Ayrıca bu uzaylı git gide büyümektedir.Appare inoltre un'astronave aliena.
Kalküta'da büyümüştür ve ilk eğitimini bölgesel bir manastırda almıştır.La Abgar crebbe a Calcutta e ricevette la sua educazione in un convento.
Büyüme faktörleri ve sitotoksik faktörler de ayrıca salınabilir.Durante l'evento infiammatorio, possono anche essere rilasciati i fattori di crescita e i fattori citotossici.
Gövdesinden dallar büyümektedir.Из ствола растут ветки.
"Ne yapıyorsun?" "Bitkilerimin büyümesini izliyorum.""Что ты делаешь?" - "Наблюдаю за тем, как растут мои растения".
İlaçlar büyümeyi hızlandırdı.Медикаменты ускорили процесс роста.
İlaç büyümeyi hızlandırdı.Лекарство ускорило процесс роста.
Tom bir çiftlikte büyümedi.Том вырос не на ферме.
Ekinlerin büyüme dönemi; ülkenin batı bölgelerinde 202 gün, doğu bölgelerinde ise 169 gündür.Вегетационный период длится 202 дня в западных частях и 169 дней в восточных частях страны.
Hindistan'ın azalan uranyum rezervleri ülkedeki nükleer enerjinin yıllarca büyümesini durdurdu.Истощающиеся запасы урана в Индии на протяжении многих лет стагнировали рост ядерной энергии в стране.

İlgili Sayfalar