büyüm ile cümle
büyüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2009 yılında ülke ekonomisi %0.9, 2010 yılında %0.5 küçülmüş, 2011 yılında ise %0.5 büyümüştür.En moyenne sur les pays de l'OCDE, le PIB diminuerait de 0,4 % en 2009 et croîtrait de 1,5 % en 2010.
Başlangıçta büyüme üsteldir fakat daha sonra, doyma başladıkça, büyüme yavaşlar ve olgunluğa ulaşınca durur.S'il est trop foncé dès la naissance, il deviendra, une fois adulte, alezan, et non plus crème.
2014 yılında ekonomisi %3,3, 2015 yılında ise %3,8 büyümüştür.L'économie s'est contractée d'environ 3,8 % en 2015.
Şikago'da büyümüştür, Evli olup 3 çocuk sahibidir.Elle habite à San Francisco, est mariée et a trois enfants.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Il a grandi dans la famille de sa demi-sœur.
Ailesi iki kız çocuğu ile büyümekteydi.Il a grandi ensemble avec leurs enfants.
Kent birdenbire büyümeye başladı.Peu de temps après, la population commença à croître.
2011 yılında Bulgaristan’da yıllık ekonomik büyüme % 1,7 olmuştur.En 2013, la croissance en Chine a atteint 7,7 % .
Krediler daha sonra daralır ve yatırım büyümesi azalmaya başlar.Par suite, l'investissement va diminuer et le revenu diminuer.
Dünyada 2004-2005 yılları arasında ERP pazarı %5.4 olarak büyümüştür.Son cours en bourse est multiplié par 4,5 depuis 2004.
Bu genellikle dikey asal gerilme mika büyüme ile aynı prensibi izler.Ce choix pose immédiatement le même problème de partage de suprématie qu'avec Fignon.
Fiziksel kentleşme; şehirlerin büyümesiyle ilgilidir.L'expansion économique se lie à l'expansion de la ville.
Girişimlerle ilişkilendirdiğimiz her şey büyümenin ardından gelir" demektedir.Nous porterons sa mémoire en nous dans tout ce que nous entreprendrons ».
Çocuklarda yavaş büyümeye ve öğrenme güçlüğüne neden olabilir.Le garçon découvre combien il est difficile de grandir.
Ova yerleşme kolaylığı açısından şehirlerin büyümesi ile işgal edilmektedir.Cette expansion de l’activité s’accompagne naturellement d’un agrandissement des locaux.
Meiji döneminde şehir ipek ve ipek tekstil endüstrisi sayesinde büyümüştür.Pendant la période Meiji, la ville prospéra car elle était un centre de production de textiles (soie).
DP içindeki muhalefetin büyümesi üzerine, parti yönetimi 19 milletvekilini Haysiyet Divanı'na verdi.Du temps du royaume de Prusse, dix-neuf membres de la famille se voient décorer de l'Ordre Pour le Mérite.
Katya yetimhanede büyümüştür.Hakkai a grandi dans un orphelinat catholique.
Metabolizma, büyüme ve çoğalma (bölünme) özelliğine sahiptir.L’utilisation des métadonnées s'accroît et se diversifie.
Kendiside burada yaşamış ve büyümüştür.Il est né en France, y a grandi et vécu.
2012 yılında ülke ekonomisi %4 oranında büyümüş olup, 2013 yılında %4,2 büyüdüğü tahmin edilmektedir.Une croissance de 3,1 % est attendue en 2012, passant à 4,2 % en 2013.
İyi büyümek için, bu bitkilerin çok fazla nem içermeyen toprağa ihtiyacı var.Para crecer bien, estas plantas necesitan una tierra que no contenga demasiada humedad.
Açıkçası radyo kaynakları küçük başlamak ve daha büyük büyümek zorundadırlar.De forma evidente, las fuentes de radio deben comenzar con un tamaño pequeño y crecer.
Fakat, 1992'de, Japonya’nın reel GSMH büyümesi %1.7 oranda yavaşlamıştır.En 1992, sin embargo, el crecimiento real del PNB de Japón se desaceleró hasta el 1,7%.
En kötü büyüme rakamlarına 2002 yılında (%+1.4), 2003'te (%+1.0) ve 2005'te (%+1.4) ulaşılmıştı.Las peores cifras de crecimiento se lograron en 2002 (+ 1,4%), en 2003 (+ 1,0%) y en 2005 (+ 1,4%).
Buffy bir şekilde hem okul dansının hem de büyümekte olan kötülükle baş etmek zorundadır.Buffy debe arreglárselas de alguna manera el baile de la escuela y un mal en crecimiento.
Romanya'da komünizmin kurulmasının ardından, şehir büyümeye devam etti.Después del establecimiento del comunismo en Rumania, la ciudad siguió creciendo.
2013 yılında, Ukrayna GSYİH'sında sıfır büyüme görülmüştür.En 2013, Ucrania experimentó un crecimiento cero en el PIB .
Bazen ilk işaret büyümüş bir lenf düğümüdür.Algunas veces, el primer signo es un ganglio linfático crecido.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Desde los años cincuenta, los Abruzos han tenido un crecimiento económico constante.
Crispina, Roma ya da Volceii'de doğup büyümüştür.Crispina por su parte nació y se crio en Roma o Volceii.
Düşüş, Çin'in on yıllık çelik ihracatındaki büyümesine son vermiştir.El declive puso fin al crecimiento de las exportaciones de acero de China, que duró una década.
Josh ve Kyla adlarında iki kardeşi vardır ve Güney Kaliforniya'da büyümüştür.Tiene dos hermanos, Josh y Kyle, y fue criado en el Sur de California.
Rejenerasyon, büyüme faktörlerini serbest bırakan Schwann hücreleri tarafından desteklenir.Es soportada por las células de Schwann a través de la liberación de factores de crecimiento.
Önemli olan tek şey büyümedir.Lo importante es crear.
Baker Indiana'da doğdu ve Greeley, Colorado'da büyümüştür.Baker nació en Indiana pero creció en Greeley, Colorado.
Portland'da büyümüş ve 1958 yılında Gregory-Portland Lisesinden mezun olmuştur.Creció en Portland, Texas y se graduó en 1958 de la escuela Gregory-Portland.
İki yaşından sonra, Batı Galilee’deki Mitzpe Hila’da büyümüştür.Creció desde los dos años en Mitzpé Hilá, en la zona occidental de Galilea.
10. yüzyıla gelindiğinde Norveç'in kralları Olav Trygvason ve Olav Haraldsson Ringerike'de büyümüştür.Durante el siglo 10, los reyes de Noruega Olav Haraldsson y Trygvason creció en Bønsnes, en Ringerike.
2012 yılında ülke ekonomisi %4 oranında büyümüş olup, 2013 yılında %4,2 büyüdüğü tahmin edilmektedir.Se espera un crecimiento del 3% en 2012, aumentando a 4.2% en 2013.
İşi gittikçe büyümeye başladı.Estoy comenzando a envejecer.
Bu büyümenin dörtte üçü 1960'larda ve 1970'li yılların başında meydana geldi.Este incremento rondaba el 3% en los años 1960 y principios de los años 1970.
1978'den 2013'e kadar benzeri görülmemiş bir büyüme gerçekleşti; ekonomi yılda% 9.5 arttı.De 1978 a 2010, sucedió un crecimiento sin precedentes, con el aumento de la economía en 9,5% anual.
Büyümeye yardımcı olmaz.Ayudar a crecer.
Kentin plansız büyümesi, 1917'de Cibuti demiryolunun tamamlanmasından sonra büyük bir hız kazanmıştır.La ciudad experimenta un rápido crecimiento tras la llegada del ferrocarril en 1927.
Firma Almanya'da büyümeye devam etti.En Inglaterra la compañía creció.
Eski İsviçre Konfederasyonu bu savaşın ardından büyümeye başladı.Las Antigua Confederación Suiza vencería esta batalla.
Daha fazla ışık retinaya ulaşsın diye göz bebeklerinin geceleri büyümesinin nedeni budur.Es por este motivo que las pupilas de los ojos se agrandan por la noche para que llegue más luz a las retinas.
Annesi ise Mississippi'de büyümüştür.Su novia venía de Mississippi.
Bu maksimum büyümenin ötesindeki magnifikasyon bazen “boş magnifikasyon” olarak adlandırılır.La ampliación más allá de este máximo a veces se denomina "ampliación vacía".
Bu yüzden hep küçük ve asla büyümez.Es como si no crecieses nunca.
Büyümekle ilgili bir hikaye."«Eercicios para crecer».
1990'ların başında ünü özellikle de İspanyolca'nın konuşulduğu ülkelerde büyümüştür.Su fama siguió creciendo a principios de 1990, especialmente en los países hispanos.
Bu da yıllık %38'lik bir büyümeye denk geliyor.Este incremento de la inflación representa un crecimiento del 38% anual.
Mitsuki, yetimhanede büyümüştür.Thomson creció en un orfanato.
Kristalleşme süreci iki önemli olgudan oluşur, çekirdeklenme ve kristal büyümesi.La cristalización consiste en dos eventos principales, la nucleación y el crecimiento de cristales.
Çoğu Fransa'ya giden muz ihracatı büyümektedir.En la población se fabrican persianas de caña que son exportadas en su mayoría a Francia.
Birçok kale kasabası da büyümüştü.Muchas otras ciudades-castillo crecieron también.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.El organismo anaeróbico u organismo anaerobio; un organismo que no requiere oxígeno para crecer.
Libya'da doğmuş ve Kuzey California'da büyümüştür.Nació y se crio en el norte de California.