büyükanne ile cümle

büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dayana dört yaşındayken, büyükannesi onu çevrelerindeki bir eğlence merkezindeki seçmelere getirdi.When Dayana was four, her grandmother brought her to an audition at a nearby recreational center.
Flagstad, büyükanne ve büyükbabasının evinde, Hamar, Norveç'te doğdu.Flagstad was born in Hamar, Norway, in her grandparents' home.
Pinky, büyükannesi hastalandığında mahkeme masraflarını ödemek için çamaşırları elde yıkar.Pinky washes clothes by hand when her grandmother is sick in order to pay court expenses.
Aktris Lily Travers'ın büyükannesidir.She is the grandmother of actress Lily Travers.
Barrault, büyükannesi Felicite tarafından büyütüldü.Barrault was raised by her grandmother, Felicite.
Bu zaferi turnuvadan birkaç gün önce vefat eden büyükannesine adadı.He dedicated this victory to his grandmother who passed away a few days before the tournament.
Anne tarafından büyükanne ve büyükbabası Tula Pedoloji Üniversitesi'nde profesördü.Her maternal grandparents both were professors at the Tula State Pedagogical University [ru].
Anne tarafından büyükanne ve büyükbabası ise Alman göçmenlerdi.His maternal grandparents were German immigrants.
Anne ve babası çalışırken büyükanne ve büyükbabasıyla çok zaman geçirdi. [1]Much time was spent with his grandparents while his parents worked.[2]
Bu arada büyükannesi onu şifalı bitkiler ve otlar dünyasıyla tanıştırdı.Meanwhile his grandmother introduced him to the world of medicinal plants and herbs.
Meigen'in doğumundan iki yıl sonra, büyükanne ve büyükbabası öldü ve ailesi, aile mülküne taşındı.Two years after Meigen was born, his grandparents died and his parents moved to the family estate.
Anne tarafından büyükannesi Eleonore of Löwenstein-Wertheim-Rochefort'un ön adını aldı .She received the forename of her maternal grandmother, Eleonore of Löwenstein-Wertheim-Rochefort.
Kendisi 4 yaşındayken boşanan ailesinden sonra annesi ve büyükannesi tarafından büyütüldü. [3]Her mother and grandmother raised her after her parents divorced.[2]
Annesi, annesinin erkek kardeşi ve büyükannesi ile büyümüştür.She grew up with her mother, her mother's brother, and her grandmother.
Anne, altıncı sınıfa kadar büyükannesi tarafından evde eğitim görmüştür.Anne was homeschooled by her grandmother until sixth grade.
Mary Tom'un büyükannesidir.Mary ist Toms Großmutter.
Büyükbaba ve büyükannelerim kroket oynamaktan hoşlanırlar.Meine Großeltern spielen gerne Croquet.
O ve mürettebat Nate'in büyükannesine gidiyor, bir gölge ile karşılaşıyor ve kovalamakta, ancak boşuna.Er und die Crew gehen zu Nates Großmutter, treffen auf einen Schatten und jagen ihn, aber ohne Erfolg.
Büyük büyükannesi Elizabeth Bowes-Lyon'nin ölümüyle yaklaşık 1 Milyon İngiliz Sterlini mirasa sahip oldu.Beim Tod seiner Urgroßmutter Elizabeth Bowes-Lyon erbte er circa 1 Mio. Pfund.
Baba sözcüğü çoğu Slav dillerinde "yaşlı kadın" ya da "büyükanne" anlamına gelir.Das Wort Baba bezeichnet in den meisten slawischen Sprachen eine alte Frau oder einfach eine Großmutter.
Alman işgalinden sonra hayatta kalan sadece büyükannesidir.Als einziger seiner Familie überlebte er die deutsche Besatzungszeit.
Kajolun büyük-büyükannesi Rattan Bai ve ondan sonra Kajolun büyük-annesi Shobhna Samarth'da oyunculardı.Ihre Urgroßmutter Rattan Bai war Schauspielerin, danach ihre Großmutter Shobhna Samarth.
Annesi ve büyükannesi de zamanında modellik yapmıştır.Ihre Mutter und ihre Grossmutter waren früher als Models tätig.
Bu tel büyükannesinin saçıdır.Der Rock meiner Großmutter.
Edinburgh Dükü Prens Philip'in büyükannesidir.Der Duke of Edinburgh ist ihr Cousin.
Büyükanne ve büyükbabası Filipinler'de tanışmışlar.Seine Angehörigen, vor allem Mutter und Brüder, begegneten Philippine mit Ablehnung.
Ailesi babası, annesi, büyükannesi ve bir ablasından oluşur.Ihre Familienmitglieder bestehen aus Vater, Mutter und kleiner Schwester.
Picardo'nun büyükannesi İspanyoldur.Nicolás ist die spanische Form von Nikolaus.
Büyükannem göremez.Ma grand-mère ne peut pas voir.
Gün boyunca, büyükanne çocukları gözetler.Pendant la journée, Grand-mère surveille les enfants.
Amcası aktör ve şarkıcı Frank Stallone ve büyükannesi Jackie Stallone idi.Son oncle est l'acteur et chanteur Frank Stallone, sa grand-mère est Jackie Stallone.
Büyükannem gibi biraz.À l’image de la mère.
Büyük Büyükanne: Ailenin bilinen en yaşlı üyesi.C'est le plus ancien genre connu de la famille.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Sa mère est décédée lorsqu'elle avait dix ans, et elle fut envoyée dans un orphelinat.
Adele Hale Stackhouse (Lois Smith), Sookie ve Jason'ın büyükannesi.Adèle Hale Stackhouse, dite Granny Grand-mère de Sookie et Jason.
George büyükannesini sevmemektedir çünkü büyükannesi bencil, kötü, aksi ihtiyarın tekidir.Helen n'aime pas la jeune femme, qu'elle trouve égoïste et arrogante.
Annesi, büyükannesinin ilk evliliğinden, beş kardeşin en küçüğü idi.Sa mère était la dernière née d’une fratrie de cinq enfants, issue du premier mariage de sa grand-mère,.
Aynı yılın 3 Eylül'ünde amcası, dedesi, büyükannesi ve kuzeni Pavlik ile beraber küçük kardeşni öldürdü.Le 3 septembre 1932, son grand-père, sa grand-mère et un cousin l'assassinèrent, lui et son petit frère.
Bu tel büyükannesinin saçıdır.Cette coiffe est la coiffe de cérémonie.
Büyükannesi Manette ile yakın bağlara sahipti.Elle avait une relation étroite avec sa sœur Amélie.
Büyükanne ve büyükbabası Filipinler'de tanışmışlar.Ils partent ensemble voir ses parents aux Philippines.
Büyükanne Jojo'dan hoşlanmaktadır.La jeune femme préfère Diego.
Günümüzde büyükanne ve büyük babaların çocukları ile birlikte yaşadığına pek rastlanmaz.Mais de nos jours il n'est pas rare de voir des parents ou des frères et sœurs le faire.
Anne tarafından büyükbabası Kastilya Kralı X. Alfonso, büyükannesi ise Aragonlu Violante idi.Ses grands-parents maternels sont le roi Alphonse X de Castille et sa femme Violante d'Aragon.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.Il l’appelait sa marraine.
Edinburgh Dükü Prens Philip'in büyükannesidir.Elle est en outre l'arrière-arrière-grand-mère du prince Philip d'Édimbourg.
Büyükannem bana yeni bir elbise yaptı.Mi abuela me hizo un nuevo vestido.
Büyükannem bize bir kutu elma gönderdi.La abuela nos mandó una caja de manzanas.
Mary Tom'un büyükannesidir.Mary es la abuela de Tom.
Büyükannem yavaş konuşur.Mi abuela habla despacio.
Büyükannem geçen hafta hasta oldu.Mi abuela se puso enferma la semana pasada.
Ona büyükannesinin adı verildi.Le pusieron el nombre de su abuela.
Kırmızı şemsiye ona büyükannesini hatırlattı.El paraguas rojo le recordó a su abuela.
Büyükanne egzersiz yapıyor.La abuela está haciendo ejercicio.
Büyükanne iki torunuyla seyahat ediyordu.La abuelita viajaba con sus dos nietos.
Ödülünü Mayıs 2004'te ölen büyükannesi Annie Hoffman'a adadı.Le dedicó el premio a su abuela, Annie Hoffman, fallecida en mayo de 2004.
Henrietta Shermann - Louie'nin büyükannesi ve Ora'nın annesi.Henrietta Shermann: es la abuela de Louie y la madre de Ora.
Ayrıca oyuncu Sharon D. Clarke, Ryan'ın büyükannesi ve Graham'in eşi Grace rolünde yer aldı.La actriz Sharon D. Clarke también aparece como la abuela de Ryan y la esposa de Graham, Grace.
Bu kadınlardan biri Vladimir Monomakh'ın büyükannesidir.Una de estas mujeres sería la abuela de Vladímir II Monómaco.
(Dün büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ettim.)(¿Visitaste a tus abuelos la semana pasada?)

İlgili Sayfalar