büyükanne ile cümle
büyükanne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Büyükannesi ve annesi yerel partilerde ve gece kulüplerinde şarkı söylemekteydiler.والدتها وجدتها كانتا كلاهما لهن تجربة متواضعة في الغناء في المناسبات والحفلات المحلية والنوادي الليلية.
Bakımını büyükbabası ve büyükannesi üstlenmiştir.ثم اهتمت به جدته.
Büyükanne ve büyükbabası Filipinler'de tanışmışlar.تزوج أشقاءه الثلاثة وعاشوا في الفلبين.
Büyükannem ve büyükbabam bana Shoah (Yahudi soykırımı) ile ilgili hikayeler anlattılar.As histórias que meus avós me contaram sobre a Shoah.
Ödülünü Mayıs 2004'te ölen büyükannesi Annie Hoffman'a adadı.Ele dedicou o prêmio a sua avó, Annie Hoffman, que havia falecido em maio de 2004.
Büyükannesi ve annesi yerel partilerde ve gece kulüplerinde şarkı söylemekteydiler.Sua avó e mãe eram cantoras ocasionais em festas locais e casas noturnas.
Bu kadınlardan biri Vladimir Monomakh'ın büyükannesidir.Uma dessas mulheres é a avó de Vladimir II Monômaco.
Ailesinin her iki tarafındaki büyükannesi ve büyükbabası Metodist vaiz idi.Seus avós de ambos os lados de sua família eram Pregadores metodistas laico.
Westenra'nın büyükannesi Shirley İrlandalı bir şarkıcı ve büyükbabası eski bir piyanistti.A avó de Hayley, Shirley Ireland era cantora e seu avô era um pianista.
Nona (Maree Cheatham), Cat'in neşeli, destekleyici ve bağımsız büyükannesidir.Maree Cheatham como Nona: Ela é alegre, solidária e independente avó de Cat.
Oggy'nin büyükannesidir.Wendy: é a avó do Oggy.
Courtney Love'ın 2003 senesindeki hastane müşahedesinde Frances'in bakımını büyükannesi üstlendi.Durante a estadia hospitalar de Love em 2003, Frances Bean foi colocada sob os cuidados de sua avó.
Picardo'nun büyükannesi İspanyoldur.Rodrigo é neto de espanhol.
Büyükannesinin geçmişini merak eden Yasmin, Doktor'dan büyükannesinin geçmişine gitmek ister.Curiosa por suas origens, Yasmin pede à Doutora que a leve de volta ao passado de sua avó.
Büyükannesi Helen Horton, Amerikalı aktristir.A avó de Lily, Helen Horton, era uma atriz norte-americana.
İlk kez beş yaşındayken büyükannesi ona bir akordiyon verdi ve çalmayı öğretti.Quando tinha 15 anos seu pai deu a ele um baixo e ensinou a tocar.
Kanna: Katara'nın ve Sokka'nın büyükannesidir.É a avó de Sokka e Katara.
Ailesi babası, annesi, büyükannesi ve bir ablasından oluşur.Sua família é composta por pai, mãe e uma irmã mais velha.
Edinburgh Dükü Prens Philip'in büyükannesidir.Ele é afilhado do príncipe Filipe, Duque de Edimburgo.
Büyükannem gibi biraz.A Grande Mãe.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Aos 7 anos, ele foi colocado em um orfanato.
Ancak çocuğun büyükannesi Rhea onu kurtarır ve parçalarını birleştirir.Se une a esposa de Rafael para separá-los e assim ela poder reconquistá-lo.
Büyükannesinin görevini devralmıştır.Destinado a assumir o lugar de seu avô.
Büyükannem yavaş konuşur.Minha vó fala devagar.
Susan yaz tatilini büyükannesinin evinde geçirdi.Susan passou as férias de verão na casa da avó.
Ödülünü Mayıs 2004'te ölen büyükannesi Annie Hoffman'a adadı.Hij droeg zijn prijs op aan zijn grootmoeder, Annie Hoffman, die in mei 2004 overleed.
(Dün büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ettim.)(Ik zag gisteren uw/jullie moeder.)
Kısmen Los Angeles'taki büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütüldü.Hierna werd hij grootgebracht door zijn grootmoeder in Los Angeles.
Alba, erkek kardeşi Joshua ile beraber büyükannesi ve dedesi tarafından büyütüldü.Delgado werd samen met zijn zus Joaquina opgevoed door zijn grootmoeder.
Büyükannesi ona Kuku diyordu.Haar moeder noemde haar Riet.
Phoebe onu ilk kez üvey büyükannesinin cenazesinde görür.Ze duikt voor het eerst op in de eerste aflevering, op de begrafenis van haar tante Leona.
Baba sözcüğü çoğu Slav dillerinde "yaşlı kadın" ya da "büyükanne" anlamına gelir.In de meeste Slavische talen beduidt het woord baba zoiets als opoe, de benaming voor een oudere volksvrouw.
Henrietta Shermann - Louie'nin büyükannesi ve Ora'nın annesi.Henrietta Shermann: Zij is de oma van Louie.
İsmi büyükannesi Deanne'dan gelir.Zijn moeder heette Anne Van Severen.
Céline, yazarın büyükannesinin ismidir.Céline was de voornaam van zijn grootmoeder.
Büyükannem bana yeni bir elbise yaptı.Mijn grootmoeder maakte me een nieuwe jurk.
Büyükannem, Boston'a gidiş ücretimi ödedi.Mijn oma betaalde voor mijn reis naar Boston.
Büyükannesi Helen Horton, Amerikalı aktristir.Jej babcia, Helen Horton, była amerykańską aktorką.
Adele Hale Stackhouse (Lois Smith), Sookie ve Jason'ın büyükannesi.Adele 'Gran' Stackhouse (Lois Smith) – 7 odcinków – babcia Sookie i Jasona.
Ayrıca oyuncu Sharon D. Clarke, Ryan'ın büyükannesi ve Graham'in eşi Grace rolünde yer aldı.Obsadzono aktorkę Sharon D. Clarke w drugoplanowej roli, jako Grace, żonę Grahama.
Ailesinin her iki tarafındaki büyükannesi ve büyükbabası Metodist vaiz idi.Dziadkowie z obu stron jego rodziny byli świeckimi kaznodziejami Kościoła Metodystycznego.
Büyükannesi ve büyükbabası da aktördü.Jego dziadek i babka byli aktorami.
Büyükanne Josephine ile evlidir.Poślubił Mary Josephine.
Bir büyükannesi de gibi bir büyücüdür.Tak jak wnuczka, jest czarownicą.
Melinda büyükannesinden kalan bir yeteğini vardır.Z druga żoną miał córkę Melindę.
Mako, babasının atkısını büyükannesine hediye etmiştir.Lucy daje mu pamiątkowy po babci.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Osierocony w wieku 7 lat, został wychowany przez starsze rodzeństwo.
Büyükannesi Lily Potter'in gözlerine sahiptir.Jest w tym samym wieku, co jego kuzynka Lily Luna Potter.
Phoebe onu ilk kez üvey büyükannesinin cenazesinde görür.Alex spotyka go po raz pierwszy na cmentarzu w rodzinnym miasteczku.
Gayrımeşru bir çocuk olduğundan büyükannesi Maria Esprit Prin tarafından yoksulluk içinde büyütüldü.Od dziecka wzrastał w pobożności maryjnej.
Bu tel büyükannesinin saçıdır.Jej różdżka zawierała włos z głowy jej babci.
Görünmeyen bir anlatıcı büyükanne ve büyükbabasının yaşamından kesitler anlatmaya başlar.Przychodzi i mówi, że z ciocią i babcią stało się coś strasznego.
Büyükannem bile SMS gönderebilir.Nawet moja babcia umie wysyłać smsy.
Büyük büyükannesi Maryla Wereszczakówna idi [1] .Jego prababcią była Maryla Wereszczakówna[2].
Maraj, beş yaşına kadar büyükannesiyle Saint James'te yaşadı ve zaman zaman annesi tarafından ziyaret edildi.Minaj bodde med sin mormor i Saint James tills hon var fem år och fick besök då och då av sin mamma.
50 Cent, büyükannesinin evinin önünde vurulduktan sonra plak şirketinden ayrıldı.50 Cent fick sedermera sparken av sitt skivbolag efter att ha blivit skjuten 9 gånger utanför sin mormors hus.
Şimdi ruhsal dengeleri bozuk olduğu için Neville, büyükannesi Augusta Longbottom ile yaşamaktadır.Därför bor Neville hos sin farmor Augusta Longbottom.
Büyükannesi Helen Horton, Amerikalı aktristir.Hennes farmor Helen Horton var en amerikansk skådespelare.
George büyükannesini sevmemektedir çünkü büyükannesi bencil, kötü, aksi ihtiyarın tekidir.Molly tycker inte om sin styvmor, som är småaktig, ytlig och självisk.
Büyükannesi tarafından büyütüldü ve 7 yaşındayken bir yetimhaneye gönderildi.Han blev föräldralös som sjuåring och sändes till sin morfar i Polen.