Yemek hayattaki büyük zevklerden biridir.Food is one of the great pleasures in life.
Yemek hayatın en büyük zevklerinden biridir.Food is one of life's greatest pleasures.
Bu, hayatın en büyük zevklerinden biridir.It's one of life's greatest pleasures.
Hayatın en büyük zevki nedir?What is life's greatest pleasure?
Seks hayatın en büyük zevklerinden biridir.Sex is one of life's greatest pleasures.
Vay, bu sıra çok büyük!Wow, that line is huge!
Sıra büyüktü ve blok etrafındaki bütün yolda uzanıyordu.The line was huge and stretched all the way around the block.
Mary, büyük beden mankeni.Mary is a plus-sized model.
">" den büyüktür demektir.">" means greater than.
Küçük kargalar benim büyük kuvars sfenksimi seviyorlar.Jackdaws love my big sphinx of quartz.
Tom büyük bir tomar yüz dolarlık banknot yaktı.Tom burned a big wad of hundred dollar bills.
Güney İtalyan adası Sicilya büyük bir duman ve kül bulutuyla kaplandı.The southern Italian island of Sicily has been covered with a vast plume of smoke and ash.
Terörizm dünya barışının en büyük düşmanlarından biridir.Terrorism is one of the biggest enemies of world peace.
Bu olay, projenin ilerleyişi üzerinde büyük bir etki yaptı.This incident has made a great impact on the progress of the project.
Onun büyük yardımı sayesinde, sorunu 30 dakikada çözdük.Thanks to his great help, we were able to solve the problem in 30 minutes.
Benim araba büyük anneminkinden daha az yakıt yakar.My car burns less fuel than my grandmother's.
En büyük pastayı istiyorum.I want the biggest cake.
Büyük mavi balina şimdiye kadar var olan en büyük hayvandır.The great blue whale is the largest animal to have ever existed.
Sen en büyük zayıflığımı keşfettin: dayanılmaz ağrı.You discovered my biggest weakness: excruciating pain.
Meksika büyük elçiliği nerede?Where is the Mexican embassy?
Arjantin büyük elçiliği nerede?Where is the Argentinean embassy?
Romanya büyük elçiliği nerede?Where is the Romanian embassy?
Estonya büyük elçiliği nerede?Where is the Estonian embassy?
Tom Avustralya büyük elçiliği için çalışmaktadır.Tom works for the Australian embassy.
Avustralya büyük elçiliği web sitesine gittiniz mi?Have you been to the Australian embassy website?
Tom vize almak için Avustralya büyük elçiliğine gitti.Tom went to the Australian embassy to get a visa.
Onlar büyük elçilikten tüm gereksiz personeli tahliye etmeyi planlıyorlar.They plan to evacuate all nonessential personnel from the embassy.
Avustralya büyük elçiliğinde bir işe başvurman gerektiğini düşünüyorum.I think you should apply for a job at the Australian embassy.
Brezilya büyük bir ülke.Brazil is a big country.
Dirikesim Avrupa ve İtalya'da büyük ölçüde yasaktır.Vivisection is largely forbidden in Europe and Italy.
Piranhalar büyük, obur ve keskin dişlidirler.Piranhas are big, voracious fish with sharp teeth.
Büyükbabama yardım etmeye çalıştım.I tried to help my grandfather.
Büyük bir mağaza değildi, değil mi?It wasn't a big store, right?
Büyük babam yüzemeyecek kadar çok yaşlı olduğunu söylüyor.My grandfather says he's too old to swim.
Büyüklerinize saygı duymalısınız.You should respect your elders.
Tom büyük bir servet biriktirdi.Tom accumulated a large fortune.
Tom büyük bir ailenin mensubudur.Tom belongs to a large family.
Tom aynı görüntünün daha büyük versiyonunu görebilsin diye minyatür çizim üzerine tıkladı.Tom clicked on the thumbnail so he could see a larger version of the same image.
Tom konferans odasına girdi, belgelerle dolu büyük bir karton kutu taşıyordu.Tom entered the conference room, carrying a large cardboard box full of documents.
Tom birkaç büyük bardak şarap içti ve biraz sarhoş oldu.Tom has had several large glasses of wine and has gotten a little drunk.
Tom büyük olasılıkla ev ödevini önceden bitirdi.Tom has probably already finished his homework.
Tom çok büyük acı içinde.Tom is in enormous pain.
Tom büyük bir ailenin parçasıdır.Tom is part of a large family.
Tom büyük ihtimalle bunu yapabilecek tek kişidir.Tom is the only one likely to be able to do that.
Tom sadece büyükbabasının soluk bir fotoğrafına sahip.Tom only has one faded photograph of grandfather.
Tom çorbayı büyük bir teneke kaseye döktü.Tom poured the soup into a large tin cup.
Tom büyük olasılıkla Mary'nin burada olduğunu zaten biliyor.Tom probably already knows that Mary is here.
Tom çantasına büyük bir zarf koydu.Tom put the large manila envelope into his briefcase.
Tom yanındaki yolcu koltuğuna büyük bir piknik sepeti koydu.Tom put the large picnic basket on the passenger seat next to him.
Tom huzurevindeki büyükannesini ziyaret etmek için gitti.Tom went to visit his grandmother at the retirement home.
Tom büyük olasılıkla bu hatayı tekrarlamaz.Tom won't likely repeat that mistake.
Tom'un büyükbabası bir toplama kampı kurtulanıydı.Tom's grandfather was a concentration camp survivor.
Tom savaş sırasında büyük para kazandı.Tom raked in money during the war.
Tom büyük bir piyanist olarak kabul edilir.Tom is regarded as a great pianist.
Tom büyük bir demiryolu yöneticisi.Tom is a big railroad executive.
Firmamızın kayıtları yıl için büyük bir kar gösteriyor.The records of our company show a large profit for the year.
Büyükelçi geri çağrıldı.The ambassador was recalled.
Almanca, bütün isimleri büyük harfle yazan tek dünya dilidir.German is the only world language that capitalizes all nouns.
Burada iklim yılın büyük bölümünde sıcaktır.The climate here is warm for most of the year.
Pablo Neruda 1971'de Şili'nin Fransa büyükelçisiydi.Pablo Neruda was Chile's ambassador to France in 1971.