Amerika çok büyüktür.America is very big.
Büyükbabam bir korsandı, bir hazine avcısıydı.My grandfather was a pirate, a treasure hunter.
O büyük bir yalancıdır.He's a big liar.
O büyük fikirlerle dolu.He's full of big ideas.
Bu kadın seksen yaşından daha büyük.This woman is more than eighty years old.
Alman Devlet Kütüphanesi Avrupa'nın en büyük kütüphanelerinden biridir.The German State Library is one of the biggest libraries of Europe.
O büyük bir hevesle İngilizce öğrendi.She learned English with great eagerness.
Dün gece büyük bir akşam yemeği partisine gittim.I went to a big dinner party last night.
Tom daha büyük bir ev istiyor.Tom wants a bigger house.
Tom büyük bir iş yaptı.Tom did a great job.
Tom'un büyük ayakları var.Tom has big feet.
Riskler çok büyük.The risks are too great.
"Büyük anne ne yapıyor?" "O, kanepede uyuyor.""What's Grandma doing?" "She's sleeping on the couch."
Küçük bir kıvılcım sık sık büyük bir alevi ateşler.A small spark often ignites a big flame.
O kalkmaya çalıştı ama acısı çok büyüktü.She tried to get up, but the pain was too great.
Kuzenim beni onun büyük doğum günü partisine davet etti.My cousin invited me to her big birthday party.
Sürüş sırasında elde tutulan bir cep telefonu ile konuşmanın büyük cezaları vardır.There are big fines for talking on a hand-held mobile phone while driving.
Bu, bölgenin en büyük spor mağazasıdır.It's the biggest sports shop in the region.
Büyükbabam 89 yaşına girdi.My grandfather turned 89 years old.
Büyükannem bana hoş peri masalları anlatırdı.My grandmother used to tell me pleasant fairy tales.
O benim kadar büyük.He's as big as I am.
Bu çok büyük bir hata.That's a gross mistake.
Büyükbabamın fotoğrafı duvarda.My grandfather's photograph is on the wall.
Seçimler, özgürlüğün en büyük yanılsamasıdır.Elections are the biggest illusion of freedom.
Böyle büyük bir isyana ne neden oldu?What caused such a great rebellion?
Tom'un büyük bir sınavdan önce her zaman gece uyuma sorunu var.Tom always has trouble sleeping the night before a big exam.
Tom'un büyük bir hayranıyım.I'm a big fan of Tom.
Tom daha büyük bir indirim istedi.Tom wanted a bigger discount.
Daha büyük bir indirim istedim.I wanted a bigger discount.
O daha büyük bir indirim istedi.He wanted a bigger discount.
O daha büyük bir iskonto istedi.She wanted a bigger discount.
Daha büyük bir indirim istedik.We wanted a bigger discount.
Onlar daha büyük bir indirim istedi.They wanted a bigger discount.
Büyük büyükbabam bir çete lideriydi.My great-grandfather was a gang leader.
Tom büyük bir evde tek başına yaşıyor.Tom lives in a large house by himself.
Tom oğluna büyük bir servet bıraktı.Tom left a large fortune to his son.
Emily büyük bir şirkette çalışmak istiyor.Emily wants to work in a major company.
Benim tanrım daha büyüktür!My god is greater!
Balık avlamayı seven Markku bugün büyük bir balık yakaladı.Markku – who likes to fish – caught a large fish today.
Bergen, Norveç'teki ikinci en büyük kenttir.Bergen is the second largest city in Norway.
Tom Mary'yi bulacağına dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance he'll find Mary.
Tom Mary'nin evet diyeceğine dair büyük bir olasılık olduğunu düşünüyor.Tom thinks there's a good chance that Mary will say yes.
Yorumunun ikinci kısmının büyük bir örnek cümle olacağını düşünüyorum.I think that the second part of your comment would make a great example sentence.
Büyükbabama hiç inanmıyordum.I didn't believe a word my grandfather said.
Sonunda büyük sır çıktı.The big secret's finally out.
Afrika çok büyük bir kıta.Africa is a very large continent.
Zamanım olsaydı, ben sizi büyük bir zevkle ziyaret ederdim.If I had time, I'd visit you with great pleasure.
Bu büyük kitap beynime zarar veriyor.This big book makes my brain hurt.
Bu büyük olacak.It's going to be huge.
Bu büyük bir fark yapar, değil mi?That makes a big difference, doesn't it?
Bu büyük olanı.This is the big one.
O, Jane'den iki yaş büyük.She is older than Jane by two years.
Şiddetli yağmurun ardından büyük bir sel baskını oldu.In the wake of the heavy rain, there was a major flood.
Yoğun yağış ardından büyük bir sel vardı.Following the heavy rainfall, there was a big flood.
Zamanımızın en büyük tabularından biri.It's one of the greatest taboos of our time.
O çağlayanlar etkileyici bir şekilde büyüktür.Those rapids are impressively large.
Büyük bir konakta yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a big mansion.
Tehlike her zaman korkunun gözlerinden daha büyük görünüyor.Danger always looks bigger through the eyes of fear.
O büyük bir alışveriş merkezi inşa etti.He built a large shopping center.
Onun büyük bir kalbi var.She has a big heart.