Endişelenecek daha büyük şeylerimiz var.We have bigger things to worry about.
Bunun için daha büyük bir maaşı hak ediyorum.I deserve a bigger salary for this.
Onun göğüslerinin daha büyük olduğunu sanıyordum.I thought her boobs were bigger.
Küçük zihinlerin küçük endişeleri vardır, büyük zihinlerin endişeler için vakti yoktur.Little minds have little worries, big minds have no time for worries.
Onlar büyük bir grup ve parayı hak ediyor.They're a great band and deserve the cash.
Tahran, İran'ın en büyük kentidir.Tehran is the biggest town of Iran.
Ev büyüktür.The house is big.
Çin dünyanın en büyük kömür üretici ve tüketicisidir.China is the largest producer and consumer of coal in the world.
Daha büyük sorunlarım var.I've got bigger problems.
Bu kadar büyük bir kamyonu sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving a truck this large.
Yarın önümüzde büyük bir gün var.We've got a big day ahead of us tomorrow.
Önümde büyük bir günüm var.I've got a big day ahead of me.
Tom Boston'da büyük bir firma için çalışıyordu.Tom used to work for a big firm in Boston.
Tom Boston'a giderken büyükbabasının çiftliğinde durdu.Tom stopped at his grandfather's farm on his way to Boston.
Büyük bir şey olacak.Something great is going to happen.
Büyük ebeveynlerimin Boston'da bir evleri vardı.My grandparents had a house in Boston.
Geçen yazın büyük bölümünde Boston'daydım.I was in Boston most of last summer.
Babamın en büyük düşmanının oğluna aşığım.I am in love with the son of my father's greatest enemy.
Tom büyük bir kare çizdi.Tom drew a large square.
Küçük çocuk büyükannesi tarafından şımartılıyor.The little boy is being spoiled by his grandmother.
Ben hiç korku filmlerinin büyük bir hayranı değilim.I'm not a great fan of horror movies at all.
Sadece büyük bir yüzme havuzuna ihtiyacım var.I just need a big swimming pool.
Tom büyük bir evde yalnız yaşıyor.Tom lives alone in a big house.
629,313 nüfusu olan Oslo Norveç'teki en büyük şehirdir.Oslo is the largest city in Norway with a population of 629,313.
Brezilya büyük bir sanatçısını kaybetti.Brazil lost a great artist.
Tom, odanın ortasındaki büyük bir masanın etrafında arkadaşlarıyla birlikte oturdu.Tom sat with friends around a big table in the center of the room.
Tom kendi kararlarını verebilecek kadar büyük.Tom is old enough to make his own decisions.
Büyük bir tüp diş macunu istiyorum.I want a large tube of toothpaste.
Yaşamak için yurt dışında gitmek büyük bir karardır.Going to live abroad is a major decision.
Ne büyük bir grev!What a great strike!
Tom büyük bir çift peynirburger ve patates kızartması siparişi verdi.Tom ordered a large double cheeseburger and fries.
Büyük gemi bir balıkçı teknesine çarptı.The big ship rammed a fishing boat.
Tom kapıya çarptıktan sonra alnında büyük bir morluk vardı.Tom had a big bruise on his forehead after he walked into the door.
Senin en büyük düşmanın kendinsin.Your biggest enemy is yourself.
Orada büyük bir bina duruyor.A large building stands there.
Ben büyük bir tren hayranıyım.I'm a huge fan of trains.
Trenlerin büyük bir hayranısın.You're a huge fan of trains.
Tom büyük bir hata yapabileceğini fark etti.Tom realized he could be making a big mistake.
Büyük başarılar risksiz olamaz.There can be no great accomplishment without risk.
Proje büyük miktarda para gerektiriyor.The project requires a great deal of money.
Tom'un büyük bir ailesi mi var?Does Tom have a big family?
Sözlük büyük.The dictionary is big.
Tom'un torunları onun için büyük bir zevk kaynağıydı.Tom's grandchildren were a source of great pleasure for him.
Tom'un büyük gözleri var.Tom has big eyes.
Tom'un büyüklüğe mahkum olduğunu ben her zaman biliyordum.I always knew that Tom was destined for greatness.
Tom, bu alanda en büyük tarım ekipmanları bayiliğine sahiptir.Tom owns the biggest farm equipment dealership in this area.
Tom sadece büyük bir şehirde yaşayan bir çiftlik çocuğu.Tom is just a farm boy living in a big city.
Tom ve onun sincabı büyük bir kavga ettiler.Tom and his squirrel had a huge fight.
O konuda endişe etmeyin. Büyük bir sorun değil.Don't worry about it. It's no big deal.
Kiranı ödemek senin en büyük endişen değil.Paying your rent is not your biggest worry.
Babam benim en büyük ilham kaynağımdır.My father is my biggest source of inspiration.
"Berlin'in merkezindeki bu büyük kule nedir?" "O, Fernsehturm'dur!""What's this big tower in the center of Berlin?" "It's the Fernsehturm!"
İyi bir büyükbaba olurdun.You'd make a good grandfather.
Piyasada mevcut şampuanların kalitesinde büyük bir fark vardır.There is big difference in the quality of shampoos available in the market.
Berlin Almanya'nın en büyük şehridir.Berlin is the largest city in Germany.
Okyanus gerçekten büyük.The ocean is really big.
Rusya İtalya'dan daha büyük.Russia is bigger than Italy.
Tom'un yatı gördüğüm en büyük yatlardan biri.Tom's yacht is one of the largest yachts I've ever seen.
Büyükbabam yirminci doğum günüm için bana bir araba hediye etti.My grandfather gave me a car for my twentieth birthday.
Tom'un genellikle kullandığı sözlük çok büyük.The dictionary Tom usually uses is very large.