büyüdük ile cümle
büyüdük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."Может быть, она улучшится, как она становится старше," Жена офицера простился добродушно.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."אולי היא תשפר כשהיא מתבגר," אשתו של הקצין אמר טוב ברוח.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli."ربما أنها ستحسن كما انها تنمو في السن ،" وقالت زوجة الضابط حسن naturedly.
"Belki de o büyüdükçe iyileştirmek," dedi subay karısı iyi niyetli.快く。 "彼女はそう土色ではなかったとよりよい表現があった場合は、彼女の機能はかなり良いです。
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,À medida que cresci, tornou-se cada vez pior.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,Čím jsem byla starší, tím to bylo horší.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,Et grandissant, ça allait de mal en pis,
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,그리고 제가 자라면서 그것은 더욱 심해졌습니다.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,Toen ik ouder werd, werd het erger.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.A ako som rástla, bolo to stále horšie a horšie a začala som to vnímať ako formu kontroly.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Ahogy felnőttem, ez egyre rosszabb lett, és egy idő után ezt a hatalomgyakorlás egy formájának láttam.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Als ich aufwuchs, wurde es immer schlimmer, und ich empfand es als eine Art von Kontrolle.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Dan semakin besar saya, semakin buruk kelakuannya, dan saya mulai melihatnya sebagai bentuk kontrol.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Khi tôi lớn lên thì điều này càng tệ hơn, và tôi bắt đầu nghĩ tới nó như là 1 hình thức điều khiển.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Man mano che crescevo diventava sempre peggio, e ho cominciato a interpretarlo come una forma di controllo.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.När jag växte upp blev det värre och värre och jag började se det som ett sätt att kontrollera mig.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.Και όσο μεγάλωνα, αυτό χειροτέρευε και άρχισα να το θεωρώ ένα είδος ελέγχου.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı, Ve bunun bir kontrol şekli olduğunu düşünmeye başladım.З часом, це почало дратувати мене, це було щось на кшталт контролю.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,Y a medida yo iba creciendo, esto solo empeoraba.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,Z czasem sytuacja się pogarszała.
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,И като израствах, ставаше все по-лошо и по-лошо,
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,וככל שגדלתי, זה נעשה גרוע יותר ויותר,
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,وأنا أكبر، صار الأمر أسوء وأسوء،
Ben büyüdükçe, durum kötüleşmeye başladı,支配的だと思うようになりました
Benim çocuklarım, diğer çocuklarla aynı. Onları farklı kılan tek şey içinde büyüdükleri değer sistemi.Anak-anak saya adalah sama seperti anak-anak lain mereka hanya dibesarkan dengan sistem nilai yang berbeda
Benim çocuklarım, diğer çocuklarla aynı. Onları farklı kılan tek şey içinde büyüdükleri değer sistemi.I miei figli sono uguali a tutti gli altri bambini sono solo cresciuti con un diverso sistema di valori.
Benim çocuklarım, diğer çocuklarla aynı. Onları farklı kılan tek şey içinde büyüdükleri değer sistemi.Minun lapseni ovat samoja kuin kaikki muutkin lapset, heidät on vain kasvatettu eri arvomaailmoissa.
Benim çocuklarım, diğer çocuklarla aynı. Onları farklı kılan tek şey içinde büyüdükleri değer sistemi.Моите деца са еднакви с всички останали, но просто са отгледани с различни ценности.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.우리중 많은 이들이 신선한 채소를 한번도 먹지 않으며 자랐습니다. 어쩌다 먹는 생당근이나 이상한 상추 샐러드를 빼면요.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Mnoho z nás vyrástlo nejediac čerstvú zeleninu s výnimkou občasnej surovej mrkvy či možno zeleného šalátu.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Monet meistä eivät syöneet lapsena tuoreita kasviksia paitsi ehkä joskus porkkanan tai salaatin.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Sokunk úgy nőtt fel, hogy soha nem evett friss zöldséget, kivéve a néhai sárgarépát vagy az alkalmi salátát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Spousta z nás vyrostlo, aniž by jedli zeleninu až na příležitostnou mrkev nebo hlávkový salát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Velen zijn opgegroeid zonder verse groenten behalve misschien af en toe een rauwe wortel of een salade.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.רבים מאיתנו גדלו מבלי שאי פעם אכלנו ירק טרי מלבד גזר טרי אקראי או אולי סלט חסה מוזר.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.ترعرع الكثيرون منا بدون أن يأكلوا أطعمة طازجة بإستثناء أكل الجزر أحياناً أو ربما سلطة الخس.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.大人になるまでフレッシュ野菜を食べた事ない人は少なくない 僕なら、これは嘘じゃないよ、
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.我地好多人成長嗰陣除咗有時食下生紅蘿蔔 或者生菜沙律之外,好少會食新鮮蔬果
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Aber der allgemeine Trend innerhalb einer Gruppe je höher die Zahl, Je größer das Atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Ale obecný trend v rámci skupiny je, že čím více protonů (a elektronů), tím větší atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Ale taki ogólny trend w grupie to im wyższa liczba atomowa, tym większy atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.그러나 한 족에서는 원자 번호가 증가 할 수록 원자는 커집니다.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Mas a tendência geral dentro de um grupo, quanto maior o número, quanto maior for o átomo.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Men den generelle tendens inden for en gruppe, jo højere antallet, jo større den atom.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Sin embargo, la tendencia general dentro de un grupo, mayor es el número, cuanto mayor sea el átomo.
Bir gruptaki genel eğilim ise, numara büyüdükçe atom büyür.Загальна тенденція в межах групи: більший номер - більший атом.
Bitki büyüdükçe ilk baştaki meristemden uzaklaşır . .A medida que la planta crece son empujadas lejos del meristema pero todas empezaron ahí.
Bitki büyüdükçe ilk baştaki meristemden uzaklaşır . .Jak rostlina roste jsou odsunovýny pryč od meristému, ale všechny zde začaly.
Bitki büyüdükçe ilk baştaki meristemden uzaklaşır . .Когато растението расте, те са се отдалечават от меристемата но всички са започнали оттук.
Bitki büyüdükçe ilk baştaki meristemden uzaklaşır . .それらは分裂組織から押し出されていきます。 けれど、すべてここで生まれているのです。 これが大事なことですが、
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.Azt mondják nekem: "Mondja el, hogy mi ezzel nőttünk fel."
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.De ber mig säga; "Nej, berätta för dem att vi växte upp med det hotet."
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.E continuano: "No, dica loro che siamo cresciuti col terrorismo."
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.Ils me disent de dire : " Non, dites-leur que nous avons grandi avec cela ".
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.Îmi cer să zic, " Spuneţi-le că noi am crescut cu asta."
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.그들은 저보고 "우리는 테러와 함께 자랐다고
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.Me piden que diga: "No. Diga que crecimos con eso".
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.My jsme v tom vyrůstali."
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar.Proszą: "Mów ludziom, że my z tym dorastaliśmy".
"Biz bunlarla büyüdük deyin." diyorlar."que estamos a lidar com o terrorismo. "Diga-lhes que nós crescemos com isso."