büyüdük ile cümle
büyüdük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Crowley, "Bu mimari gelişip büyüdükçe Avrupa'nın tamamını koruyacaktır." dedi."As this architecture develops and grows, it will protect all of Europe," he said.
Stader, kanal büyüdükçe bu oranın değişeceğini söyledi.Stader said that ratio would change as the channel grows.
Koloni büyüdükçe kendini yönetme talepleri yükseliş gösterdi.As new European settlements were founded in the colony, demands for self-government became louder.
Site büyüdükçe talebi karşılamak için ek gelir kaynaklarına ihtiyaç duyuldu.As the site grew, it needed additional sources of revenue to keep up with demand.
İmparatorlukları büyüdükçe laboratuvarlarını ve diğer yapılarını geliştirmeye devam edebilirler.As their empire grows they can keep upgrading their lab and other constructions.
Bitkiler büyüdükçe, düğümlerden toprak yüzeyinin etrafında stolonlar üretilir.As the plants grow, stolons are produced around the soil surface from the nodes.
Bundan sonraki iki yıl içinde havayolu büyüdükçe kamuoyundaki tanınırlığı arttı.[1]Over the next two years, the airline grew, as did its public visibility.[6]
Bu, büyüdük anlamına gelmiyor."dedi [1]We didn't necessarily grow up."[33]
Büyüdükçe askeri stratejiler okudu ve çeşitli dövüş teknikleri öğrendi.As he grew, he studied military strategies and learned various fighting techniques.
Yahudi diasporası büyüdükçe, farklı Yahudi pişirme tarzları gelişti.As the Jewish diaspora grew, different styles of Jewish cooking developed.
Büyüdükçe, tüm ihtiyaçlarını doğudaki işletmelerden almaları gerekir.As they grow, they must get all their supplies from eastern businesses.
Dönme ayinleri, tarikat büyüdükçe ve yayıldıkça gelişti.Dönmeh liturgy evolved as the sect grew and spread.
Devlet büyüdükçe, devlet harcamaları arttı.As the state grew, the state expenses increased.
Çocuk büyüdükçe Paran'ın vahşi doğasında yaşayan yetenekli bir okçu oldu.As the boy grew, he became a skilled archer living in the wilderness of Paran.
Bir çatlak büyüdükçe salınan depolanmış elastik gerinim enerjisi.the stored elastic strain energy which is released as a crack grows.
Bebek büyüdükçe bu durumun düzeleceğine dair güven yaygındır.Assurances that this condition will clear as the baby matures are very common.
Büyüdükten sonra, hücreler kümeler halinde bir araya toplanır.Once enlarged, the cells clump together in clusters.
Kişi kültü büyüdükçe, Juche doktrini Marksizm-Leninizm'in yerini almaya başladı.As his personality cult grew, the doctrine of Juche began to displace Marxism–Leninism.
Saçları gençliğinde kestane rengiydi ve büyüdükçe koyulaştı.Her hair was chestnut in her youth, and darkened as she grew up.
Sende dünyaya geldik biz Ve büyüdük - Bizim için sevgi dolu ve paha biçilmezsin.In Dir sind wir geboren Und aufgewachsen – Du bist uns lieb und teuer.
Bu dikenler büyüdükleri omurlardan yedi ya da on bir kat daha büyüktür.Diese Fortsätze waren sieben- bis elfmal höher als die Rückenwirbel, die sie trugen.
Ancak böbreklerinde hastalık büyüdükten sonra onu bir sürelik tedavi edilmesi için ikna edebiliyorlar.Seine Augenverletzung, so teilt man ihm mit, werde Monate brauchen, bis sie ausgeheilt ist.
Kız çocuklar ise büyüdükten sonra “teyze evlerinde” kalıyorlar.Les filles en héritent seulement si elles restent dans la « maison ».
Siyah leke büyüdükçe serçenin saygınlığı artar.La thématique du peuple élu renforce la fierté noire.
Hayvan büyüdükçe, renginin güzelliği ve parlaklığı azalır, kıvırcık bukleler kaybolur.Une fois l'anneau parti, la magie et la beauté de la Lórien diminuèrent et elle se dépeupla lentement.
Beraber büyüdük.Nosotros crecimos juntos.
Büyüdükçe, o ve erkek kardeşi Ziyad Rahbani'nin çalışmalarından aşırı derecede etkilendi.Al crecer, ella y su hermano fueron fuertemente influenciados por las obras de Ziad Rahbani.
R.E. büyüdükçe, patlayıcı daha güçlü olmaktadır.Cuanto mayor es el factor de E.R., más poderoso es el explosivo.
Hücum açısı büyüdükçe taşıma kuvveti de artar ancak bu aynı zamanda sürüklemeyi de arttırır.Como aumenta la potencia también aumenta el consumo, pero no en la misma medida.
Bu olaylar sonrasında Destiny's Child, büyüdüklerini ve başarılı olduklarını kanıtlamak için uğraşmıştır.Destiny's Child volvería y así fue.
Büyüdükçe büyür ve dev kadar olur.Cuando creció fue alta y hermosa.
Diğer çocukların hepsi büyüdüklerinde resimle ilgilendiler.Como todos ustedes saben, eran muy jóvenes cuando se tomó la foto.
Genç erkekler gönlündeki kızlara seslerini duyurmaları yanında büyüdükleri de kabul edilmiş olur.El joven insiste en que simplemente son voces que suenan en su cabeza.
Büyüdükçe, o ve erkek kardeşi Ziyad Rahbani'nin çalışmalarından aşırı derecede etkilendi.Crescendo, lei e suo fratello erano fortemente influenzati dalle opere di Ziad Rahbani.
Bu lekeler hayvan büyüdükçe silindiği için yaş tayinine yarar.Questi sintomi si aggravano ulteriormente se l'animale viene sottoposto a sforzi.
Biz büyüdük ve Dünya kirlendiМы выросли и мир стал грязным.
Büyüdükçe renkleri açılır ve tüyleri kaybolur.В конце они целуются и их цвета сливаются.
Bu, çocukluk travmasına neden olur ve büyüdükçe onları daha çok etkiler.Питается страхами детей и за счёт этого становится сильнее.
Sende dünyaya geldik biz Ve büyüdük - Bizim için sevgi dolu ve paha biçilmezsin.Здесь ты нас родила, здесь ты нас вырастила, мы любим тебя.
İkizler yeterince büyüdüklerinde Alba Longa tahtını Numitor'a geri verdiler.Когда же братья выросли, они, убив Амулия, вернули трон Альба-Лонги своему деду Нумитору.
Büyüdükçe büyür ve dev kadar olur.Он скоро вырос и стал большим и сильным.
Bu çocuklar büyüdükçe normal şekilde yürümeye başlarlar.يعود هؤلاء الأطفال بالعادة الي النمط العادي من المشي عندما يتقدمون بالسن.
Mahrez büyüdükten sonra, tatillerini düzenli olarak Cezayir'de geçirmekteydi.Na juventude, costumeiramente passava suas férias na Argélia.
Fakat büyüdükçe aralarındaki arkadaşlık aşka dönüştü.Cresceram juntos e com o passar do tempo a amizade se transformou em amor.
Biraz büyüdüklerinde düzenli olarak geziye çıkarılmaları gerekir.Tijdens de groei regelmatig bijmesten.
Ülke büyüdükçe, yeni eyaletler var olan eyaletler modellenerek eklenmiştir.Naarmate nieuw land werd ontwikkeld, kwamen er nieuwe provincies bij.
Fakat büyüdükçe aralarındaki arkadaşlık aşka dönüştü.Hun vriendschap groeide uit in liefde.
Büyüdükçe büyür ve dev kadar olur.Terwijl hij zich volstopt groeit hij tot hij zo groot en dik als een olifant is geworden.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Het kind lijkt qua gedrag op zijn/haar ouder.
Mahrez büyüdükten sonra, tatillerini düzenli olarak Cezayir'de geçirmekteydi.Z tego też powodu, w czasach swojej młodości Mahrez często spędzał wakacje w Algierii.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Dzieci mężczyzny zaczynają ją traktować jak matkę.
Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar.Młode samice po osiągnięciu dojrzałości porzucają macierzyste stado i poszukują innych haremów.
Bu çocuklar büyüdükçe normal şekilde yürümeye başlarlar.Діти повільно ростуть, пізніше звичайного починають ходити й сидіти.
Büyüdükçe büyür ve dev kadar olur.Він буде як зростати, так і падати.
Çocuk büyüdükçe annesine daha da benzemeye başlar.Син виростає і стає таким же, як його батько.
Fakat büyüdükçe aralarındaki arkadaşlık aşka dönüştü.Поступово їхні стосунки переростають з дружби в кохання.
Büyüdükçe büyür ve dev kadar olur.Mezitím řepa vyroste a je obrovská.
Daha sonra 1925 yılında Nazi Partisi büyüdükçe Schutzstaffel (SS) SA'nın bir alt bölümü olarak kuruldu.Roku 1925 se stal jedním ze zakladatelů Schutzstaffelu (SS).
Yaş grubu büyüdükçe cezalar da zorlaşabilir. ^ a b "Hula Hoop."I s punkem se dá stárnout: V.
Daha sonraları festival kapsamı büyüdükçe diğer mekanlarda festival kapsamına girdi.Jak festival rostl, rozšiřoval se na další prostranství.