Senin köpeğinin büyük pençeleri var!Your dog has huge paws!
Abd dünyadaki en büyük ülkedir.The United States is the greatest country in the world.
ABD'nin ekonomisi dünyanın en büyüğüdür.The United States's economy is the largest in the world.
Kim ondan iki yaş daha büyük.Kim is two years older than he is.
Kim benden dört yaş büyüktür.Kim is four years older than me.
Kim benden dört yaş büyük.Kim is four years older than I am.
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde doğdu ve Japonya'da büyüdü.She was born in the United States and grew up in Japan.
Onun Amerika Birleşik devletlerinde büyüdüğü iyi biliniyor.That she grew up in the United States is well-known.
Dostluğumuz kavgalarımızdan büyük.Our friendship is greater than our quarrels.
Ben büyük bir sanat hayranıyım.I am a big fan of the arts.
Büyükbabam çok yavaş konuşur.My grandfather speaks very slowly.
Ben burada doğdum ve büyüdüm.I was born and brought up here.
"Büyükanne nerede?" "Kanepede uyuyor.""Where is Grandma?" "She's sleeping on the couch."
Pazar günleri büyük ebeveynlerimi ziyaret ederim.I visit my grandparents on Sundays.
Bu büyük memeliye fil denir.That huge mammal is called an elephant.
Onun için hepimiz büyük acı duyduk.We all felt great sorrow for him.
Gözlerin midenden daha büyük olmamalı.You shouldn't have your eyes bigger than your belly.
Ne altın ne de büyüklük bizi mutlu eder.Neither gold nor greatness make us happy.
Kızlarla konuşan erkeklerin en büyük sorunlardan biri, söylenecek şeylerin tükenmesidir.One of the biggest problems guys have talking to girls is running out of things to say.
Japonya'da büyümüş olmasına rağmen İngilizce'yi akıcı bir şekilde konuşuyor.Although she grew up in Japan, she still speaks fluent English.
Köşeye büyük bir kamyon geldi.A large truck came around the corner.
Duvarda büyük bir delik vardır.There is a large hole in the wall.
Çocuğa büyükbabasının adını verdiler.They named the boy after his grandfather.
Büyükbabam kendi mobilyasını yapardı.My grandfather used to make his own furniture.
Mary'nin anne ve babası büyük bir evde yaşarr.Mary's parents live in a big house.
Tom Mary'nin büyükbabası olacak kadar yaşlı.Tom is old enough to be Mary's grandfather.
Kendi güneşimizden daha büyük bir sürü yıldız var.There are a lot of stars larger than our own sun.
Tom'un büyük bir penisi var.Tom has a large penis.
O, ondan üç yıl daha büyüktür.He's three years older than she is.
Hangisi daha büyüktür, Japonya mı yoksa İngiltere mi?Which is larger, Japan or England?
Büyük babamın öldüğü yıl doğdum.I was born the year my grandfather died.
Büyük Frederick patatesi Prusya'ya tanıttı.Frederick the Great introduced the potato to Prussia.
Mary'nin büyük gözleri var.Mary has big eyes.
Bu hafta büyük babamı ziyaret edeceğiz.We will visit my grandfather this week.
Bu dergi Japonya'daki herhangi bir büyük şehirde mevcut.This magazine is available in any big city in Japan.
Büyük gün bizi bekliyor.A big day awaits us.
Benden üç yaş daha büyüktür.She's three years older than me.
Benden üç yaş daha büyük.She's three years older than I am.
John benden iki yaş daha büyük.John is two years older than I am.
O, benden iki yaş büyüktür.He's two years older than I am.
Benden iki yaş daha büyüktür.She's two years older than I am.
Büyük bir çukur var.There's a big hole.
Mary büyük bir futbol hayranı değildir.Mary is not a huge football fan.
Büyük şehirlerde hava kirlidir.The air is polluted in the big cities.
Neden en büyük bankalar en büyük kurtarma paketlerine ihtiyaç duyuyorlar?Why do the largest banks need the biggest bailout?
Rusya büyüktür.Russia is big.
Titicaca Gölü, Güney Amerika'da en büyük göl, Peru'dadır.Lake Titicaca, the biggest lake in South America, is in Peru.
Bay Suzuki büyük bir bilim adamıdır.Mr. Suzuki is a great scientist.
Büyükbabam yaşlandığı için emekli oldu.My grandfather has retired because he's grown old.
Abisi benden iki yaş büyük.Her older brother is two years older than I.
Büyükbaba merdivenlerden düştü ve ciddi biçimde yaralandı.Grandpa fell down the stairs and was seriously injured.
Bu salon çok büyüktür.This hall is very big.
Annem rafa büyük bir vazo koydu.My mother put a large vase on the shelf.
Onun küçük kahkahasıyla büyülenmişti.She was enchanted by his little laugh.
O, büyük bir konağa sahiptir.She has a large mansion.
O, benden altı yaş daha büyüktür.She's six years older than me.
Benden altı yaş daha büyüktür.She's six years older than I am.
Paris'le karşılaştırıldığında, Londra büyüktür.When compared to Paris, London is large.
Dağlarımız gerçekten çok yüksek değil. Seninkiler çok daha büyük.Our mountains aren't really very high. Yours are much bigger.
Büyükannem çok iyi yemek pişirebilir.My grandmother can cook very well.