Ana içeriğe geç
Sözlük

büyü ile cümle

büyü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar ülkenin en büyük işiydi.They were the nation's biggest business.
Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.They launched a series of major economic programs.
O büyük, ağır bir adamdı.He was a big, heavy man.
Teksas'ta küçük şehirlerde büyüdü.He grew up in small towns in Texas.
Büyük bir askeri lider olmak istiyordu.He wanted to be a great military leader.
Birleşmiş Milletlerin büyük elçisiydi.He was ambassador to the United Nations.
Çok büyük miktarlarda altın almaya başladı.He began buying gold in huge amounts.
Herkes onun büyük bir oyuncu olduğunu düşünmüyordu.Not everyone thought she was a great actress.
O, Cumhuriyetçi Parti'yi büyük bir başarı ile yönetti.He had led the Republican Party with great success.
İki büyük sorun halledilmeliydi.Two major issues had to be settled.
İngiliz büyük elçisi Burr'un planını sevdi.The British ambassador liked Burr's plan.
General Lee ve Konfederasyon Ordusu, büyük savaşı kaybetti.General Lee and the Confederate Army lost the great battle.
Tyler, William Henry Harrison gibi Virginia'nın aynı kısmında doğdu ve büyüdü.Tyler was born and grew up in the same part of Virginia as William Henry Harrison.
Hiç kimse böylesine büyük bir şehri asla havadan ikmal etmeye çalışmamıştı.No one had ever tried to supply such a large city by air.
Nixon, 1972 yılı seçimini büyük bir halk oyuyla kazandı.Nixon won the election of 1972 by a huge popular vote.
Devletlerin çoğu, büyük miktarlarda para borçluydu.Many of the states owed large amounts of money.
Erkekler ve kadınlar bir gecede büyük miktarlarda para yaptı.Men and women made huge amounts of money overnight.
Büyük patlamada altı kişi öldü.The huge explosion killed six people.
Büyük bir ordu ve donanmaya ihtiyaç olacaktı.A large army and navy would be needed.
Onun eylemleri büyük ölçüde Meksikalı liderleri kızdırdı.His actions greatly angered Mexican leaders.
Bombus arıları arılardan daha büyüktürler.Bumblebees are bigger than bees.
Ulus büyüyordu.The nation was growing.
Yaşamlarda maliyet büyüktü.The cost in lives was huge.
Sanayi hızla büyüyordu.Industry was growing quickly.
Lee büyük bir şans alıyordu.Lee was taking a huge chance.
Jackson için büyük bir zaferdi.It was a great victory for Jackson.
Ambargoya muhalefet büyüyordu.Opposition to the embargo was growing.
Film sanayi büyük bir iş haline geldi.The movie industry became a big business.
Büyük ovalarda hiç çit yoktu.There were no fences on the great plains.
Truman'ın ilk büyük sorunu ekonomiydi.Truman's first big problem was the economy.
Gazeteler büyük bir kutuda birbirine karıştırıldı.The papers were mixed together in a big box.
Milletin tarihinde büyük bir andı.It was a great moment in the nation's history.
Roma, Julius Caesar'ın komutasında büyük bir güç oldu.Rome became a great power under Julius Caesar.
Büyük jüri onu herhangi bir suçtan suçlu bulmadı.A grand jury found him not guilty of any crime.
Komünizm kampanyada en büyük konu oldu.Communism was the biggest issue in the campaign.
Kampanyadaki en büyük konulardan birisi vergiydi.One of the big issues in the campaign was taxes.
Koministler büyük bir askeri kampanya başlattı.The Communists launched a major military campaign.
Proje büyük bir başarıydı.The project was a great success.
Cüceler büyük demircidir.The dwarves are great smiths.
Büyük Oyun sırasında, Afganistan bir tampon devletti.During the Great Game, Afghanistan was a buffer state.
Bizim büyük bir miktarda yiyeceğimiz var.We have a huge amount of food.
Büyükanne lezzetli bir pasta pişirdi.The godmother baked a delicious cake.
Büyükanne lezzetli bir kek pişirdi.The godmother baked a delicious cake.
Tom benden daha büyük.Tom is bigger than me.
Büyükbabam bir çiftçiydi.My grandfather was a farmer.
Lucy'ye büyük ebeveynleri tarafından şaka yapıldı.Lucy was bantered by her grandparents.
Küçük neden büyük etki.Small cause, great effect.
Çinlilerin büyük bir kırmızı bayrağı ve küçük bir kırmızı kitabı vardır.Chinese people have a big red flag and a little red book.
Büyük anne hamur ona yapışmasın diye oklavanın üstüne un serpti.Grandma sprinkled flour on the rolling pin so the dough wouldn't stick to it.
Büyükannem TV izlemeyi seviyor.Grandma likes watching TV.
Büyükanne televizyon izlemekten hoşlanır.Grandma likes watching TV.
Bir çeyreklik büyüme % 1.2, yıllık % 4,8 büyüme oranı anlamına gelir.A quarterly growth of 1.2% means an annual growth rate of 4.8%.
O hikayeyi bana anlatan büyükbabamdı.It was my grandfather that told me that story.
Dünyanın büyük başarılarından her biri ilkin bir başarısızlıktı.Each one of the world's great successes was a failure first.
Sahip olabileceğiniz en büyük silah insanları anlamaktır.An understanding of people is the greatest weapon you can possess.
Onu büyük bir şarkıcı yapan Caruso'nun büyük akciğer gücü idi.It was the great lung-power of Caruso that made him a great singer.
Atalarımız sürekli mücadele sonucunda büyük çeneler geliştirdiler.Our ancestors developed massive jaws as a result of constant combat.
Yaşarken tanınmayan birçok büyük düşünür ölümden sonra ünlü oldu.Many great thinkers who were unknown while alive became famous after death.
Bu büyük bir sorun olabilirdi.This could become a big problem.
Küçük sırlar büyük yalanlar yapar.Small secrets make big lies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod