Sınıfımdaki herhangi bir diğer öğrenciden daha büyüğüm.I'm older than any other student in my class.
Yeni film büyük bir başarı idi.The new film was a great success.
Londra, dünyanın en büyük şehirleri arasındadır.London is among the world's largest cities.
Parti büyük bir odada gerçekleşti.The party took place in a big room.
Dünya herkesin bir maske taktığı büyük bir balo.The world is a grand ball in which everyone wears a mask.
Şu uçak çok büyük.That plane is enormous!
İçeri buyurun. Israr ediyorum.Come in. I insist.
Filiberto aşina olmadığımız bir şehirde çok büyük bir dairede yaşıyor.Filiberto lives in a very large apartment in a city we're not familiar with.
Büyük Japon şirketlerinin çoğu ihracata bağımlıdır.The majority of large Japanese companies depend on exports.
Uygunluk özgürlüğün gardiyanı ve büyümenin düşmanıdır.Conformity is the jailer of freedom and the enemy of growth.
O büyük bir hata yaptı.He made a huge mistake.
Sen bir büyücü müsün?Are you a wizard?
Onun ilk çalışması insanlar arasında büyük popülerlik kazandı.His first work gained great popularity among people.
İki büyük viski lütfen.Two large whiskies, please.
Büyük şeyler küçük paketlerde gelir.Big things come in small packages.
İtalyanlar günde iki kez büyük yemek yerler.Italians eat a big meal twice a day.
Bundan daha büyük bir köpek yoktur.There is no dog which is bigger than this one.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Büyük bir yemek yedikten sonra yüzmeye gitmemelisin.You shouldn't go swimming after eating a big meal.
Ben onun büyük bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.I don't think he's a great actor.
O beni büyüledi.He fascinated me.
Deri, vücudun en büyük organıdır.The skin is the largest organ of the body.
Bizim ordu büyük ve cesur için ülkemiz kazanacak.Our country will win, for our army is big and brave.
Beş köşeli yıldız büyücülükte önemli bir semboldür.The pentagram is an important symbol in witchcraft.
Peter'ın kulübesi çok büyük.Peter's cottage is very big.
Büyük kız kardeşim her sabah duş alır.My older sister takes a shower every morning.
O bütün diğer oğlanlardan daha büyüktür.He is bigger than all the other boys.
Çin, Japonya'dan yirmi kat daha büyüktür.China is twenty times bigger than Japan.
Ben daha önce hiç bu kadar büyük bir karpuz görmedim.I never seen such a big watermelon before.
Büyüdüğüm zaman büyük bir bilim adamı olmak istiyorum.When I grow up I want to be a great scientist.
Balina, denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal who lives in the sea.
Büyüyünce kral olmak istiyorum.When I grow up, I want to be king.
Onun saçları orijinal uzunluğu kadar tekrar büyüdü.Her hair grew back to it's original length.
Büyükçe bir sandalye, ama kapı aralığından anca geçer.It's a biggish chair, but it'll just barely fit through the doorway.
Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
Ben Beethoven'ın şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci olduğunu düşünüyorum.I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
Denizde yaşayan canlıların büyük bir çeşitliliği var.There's a great variety of creatures living in the sea.
Bundan daha büyük köpekler yok.There are no dogs bigger than this one.
Bundan daha büyük köpek yok.There are no dogs bigger than this one.
Çin büyük bir ülkedir.China is a huge country.
O büyük yılanı gördüğünde çok korktu.He was very scared when he saw that large snake.
Susan benden iki yaş daha büyük.Susan is two years older than me.
Bu ağaç diğerlerinden daha büyük.This tree is bigger than all the others.
Büyük köpek onları korkutuyor.The big dog is frightening them.
Onlar büyük.They are big.
Büyük bir kentte yaşamak isterim.I want to live in a big city.
Dün büyük bir adam gördün.Yesterday you saw a big man.
Dün o, büyük bir adam gördü.Yesterday she saw a big man.
Küçük ahmak büyük bir kabak aldı.The little bumpkin bought a big pumpkin.
Komşumuz kendini büyüleyici bir at satın aldı.Our neighbour bought himself a charming horse.
Onun büyük bir ailesi var.She has a big family.
Onun büyük bir horozu var.He has a huge cock.
8.8 büyüklüğündeki büyük deprem bugün Japon adalarını vurdu.A massive earthquake of magnitude 8.8 hit the Japanese islands today.
Filler farelerden kat kat büyüktür.Elephants are several times the size of mice.
Klingonca öğrenmek bir iş adamı olarak onun mesleği için büyük yararı olacak.Learning Klingon will be of great use for his career as a businessman.
Benim kaşığım çok büyük.My spoon is very large.
Onlar Rachel'i büyük acı içinde buldular.They found Rachel in great pain.
Daha büyük ve daha iyi gemiler yaptılar.They built bigger and better ships.
Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.They decided to launch a major attack.
Onlar büyük Belçika limanı Antwerp'i ele geçirdiler.They captured the great Belgian port of Antwerp.