Ana içeriğe geç
Sözlük

büyü ile cümle

büyü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Evimin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around my house.
Buralarda büyük bir gölet vardı.There used to be a big pond around here.
Sevmek ve sevilmek en büyük mutluluk.To love and to be loved is the greatest happiness.
Hayattaki en büyük mutluluk sevmek ve sevilmek.It is the greatest happiness in life to love and to be loved.
Hepimiz büyük şoktan dolayı ürperdik.We all shuddered from the great shock.
Suç, büyük şehirlerimizin çoğunda kesinlikle artmaktadır.Crime is certainly on the increase in many of our big cities.
Londra dünyandaki en büyük şehirlerden biridir.London is one of the largest cities in the world.
Londra Paris ile karşılaştırıldığında büyüktür.London is large, compared with Paris.
Londra'nın nüfusu, diğer tüm İngiliz şehirlerinden çok daha büyüktür.The population of London is much greater than that of any other British city.
Los Angelos'ta büyüdüğünü sanıyordum.I thought you were raised in L.A.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük şehirdir.Los Angeles is the second largest city in the United States.
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük kenttir.Los Angeles is the second largest city in the United States.
Laura Ingalls kırda büyüdü.Laura Ingalls grew up on the prairie.
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Elmalar ağaçlarda büyür.Apples grow on trees.
Lincoln büyük bir devlet adamıydı.Lincoln was a great statesman.
Lincoln Amerikan tarihinin en büyük isimlerinden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Lincoln, Amerikan tarihindeki en büyük figürlerden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Bayan Lee büyük bir konuşmacı.Mrs. Lee is a great talker.
Radyo büyük bir buluş.Radio is a great invention.
Rugby maçından sonra bütün vücudum büyük bir çürüktü.My whole body was one big bruise after the rugby game.
Dün gece piyano resitalinde büyük bir seyirci vardı.There was a large audience at the piano recital last night.
Molly'nin büyük bir saati var.Molly has a large clock.
Eğer mümkünse, bunu daha büyük bir bedenle değiştirmek istiyorum.If it's possible, I'd like to exchange this for a larger size.
Daha büyük bir bedeni var mı?Do you have a larger size?
Daha fazla patates cipsi buyurun.Help yourself to more potato chips.
Lütfen biraz daha pasta buyurun.Please help yourself to some more cake.
Daha çok param olsa daha büyük bir eve taşınabilirim.If I had more money, I could move to a bigger house.
Eğer biraz daha fazla paramız olsa daha büyük bir eve taşınırız.We would move to a bigger house if we had more money.
Büyükanne gelmezse çocuklar hayal kırıklığına uğrayacak.If Grandma doesn't come, the children will be disappointed.
Biraz daha büyük olan başka bir tane yok mu?Don't you have another one that's a little larger?
Menünün içinde büyük bir çeşit yemek vardı.There was a great variety of dishes on the menu.
Mary büyük haritayı masanın üstüne yaydı.Mary spread the big map on the table.
Onların hepsi onun şarkısı tarafından büyülendi.They were all charmed by her song.
Herkes, büyük cesaretinden dolayı Ken'i övdü.Everybody praised Ken for his great courage.
Madonna'nın konseri büyük bir dinleyici çekti.Madonna's concert drew a large audience.
5 büyüklüğünde bir deprem Tokyo'yu salladı.An earthquake of magnitude 5 shook Tokyo.
Mike'ın annesi evlenmeden önce büyük bir şehirde yaşadı.Mike's mother lived in a big city before she married.
Hong Myong Bo büyük bir oyuncu.Hong Myong Bo is a great player.
Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.A person who is only a pawn in the game often talks big in company.
Bay White'ın avlusu büyüktür.Mr White's yard is large.
Bob sabah erken saatlerde büyükbabası ile buluştu.Bob met her grandfather early in the morning.
Bob sabah erkenden onun büyükbabasını karşılamaya gitti.Bob went to meet her grandfather early in the morning.
Neredeyse bizim üç katımız kadar büyükler.They're almost three times as big as we are.
Birçok büyük Japon şirketleri ihracata bağlıdır.Most big Japanese companies depend on exports.
Salonda büyük bir kalabalık vardı.There was a large crowd in the hall.
Hemingway, Afrika'daki büyük hayvan avından hoşlandı.Hemingway enjoyed big game hunting in Africa.
Yılanların, küçük hayvanları ve kuşları büyülediği söylenir.Snakes are said to mesmerize small animals and birds.
Beethoven, büyük bir müzisyendi.Beethoven was a great musician.
Fred eşine büyük bir servet bıraktı.Fred left his wife a large fortune.
Frank'in kötü bir çocuk olarak bir ünü vardı fakat büyüdüğünde unuttu.Frank had a reputation as a bad boy but he lived it down as he grew up.
Bay Brown büyükelçi sıfatıyla hareket ediyordu.Mr Brown was acting in the capacity of ambassador.
Büyük patates kızartması, lütfen.Large fries, please.
İki kızın büyük olanı üniversitededir.The older of the two daughters is in college.
Bill büyük bir döğüşçü.Bill is a great fighter.
Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
Kraliçe Victoria, Büyük Britanya'ya egemen oldu.Queen Victoria was the sovereign of Great Britain.
Paris Japon kızları için büyük bir cazibeye sahiptir.Paris has a great charm for Japanese girls.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod