Ben büyük bir hata yaptım.I made a nightmarish mistake.
Japonya'nın nüfusu Kanada'nınkinden daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of Canada.
Artık büyüdün.You're grown up now.
Çinli otomotiv ithalat pazarı hafif büyüme sinyalleri gösteriyor.The Chinese automotive import market shows signs of slight growth.
Parti büyük bir başarıydı.The party was a great success.
Fare ne kadar hızlı olursa, kilise mezarlığı o kadar büyük olur.The faster the mouse, the bigger the churchyard.
Oldukça büyük bir müze gibi görünüyor.Looks like that's a pretty big museum.
Büyük annem çok yaşlandı.My grandma has gotten very old.
Şebeke çok büyük.The net is huge.
O deney büyük bir keşife neden oldu.That experiment led to a great discovery.
Ben bir çocukken Doraemon'u çok izledim. Ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum!I watched Doraemon a lot when I was a kid. But I had no idea he was so large!
Büyük bir katkıda bulundun.You made a great contribution.
Büyük bir yanlış anlama oldu.It's all just a big misunderstanding.
Büyük bir yanlış anlaşılma olmuş.It's all just a big misunderstanding.
Mr. Johnson'un odası büyük olandı.Mr. Johnson's room was a large one.
O büyüleyici bir kadındır.She is a charming woman.
Bebekler anne rahminde amniyotik sıvının içinde büyürler.Babies grow up inside the amniotic fluid in the womb.
O benim annem değil aksine benim en büyük ablam.She is not my mother but rather my oldest sister.
Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds.
Bu atın büyük güzel gözleri var.This horse has beautiful big eyes.
Selena Gomez, Texas'daki Grand Prairie'de büyüdü.Selena Gomez grew up in Grand Prairie, Texas.
Böylesine büyük bir köpeği asla görmedim.I've never seen such a big dog.
Almancada isimler her zaman büyük harflerle yazılırlar.In German, nouns are always capitalised.
Orada büyük bir çiçekçi dükkanı var mı?Is there a large flower shop there?
Küçük bir kazanç, büyük bir kayıptan daha iyidir.A small gain is better than a great loss.
Ne büyük bir köpek!What a huge dog!
Meksika'da Mısır'da olanların herhangi birinden daha büyük bir piramit var.There's a pyramid in Mexico bigger than any of those in Egypt.
Sahra Çölü, neredeyse Avrupa kadar büyük.The Sahara Desert is almost as large as Europe.
O büyükebeveynlerinin yaşadığı aynı evde yaşıyor.She lives in the same house her grandparents lived in.
Bu en büyük yaz müzik festivallerinden biridir.It is one of the biggest summer music festivals.
O, en büyük oğul.He's the oldest son.
Hatalı olduğunuzu kabul ettiğiniz için çok büyüksünüz.It's very big of you to admit you're wrong.
Eviniz büyük.Your house is big.
Senin evin büyük.Your house is big.
Onun bir aktris olmak istemesinin büyük bir yalan olduğunu anladım.I understood that it was a great lie that she wanted to become an actress.
Allah en büyüktür!Allah is the greatest!
En tuhaf şey onun en büyük düşmanını kaçılmaz bir ölümden kurtarmış olmasıdır.The strangest thing is that he saved his arch enemy from an unavoidable death.
Bir aptal her zaman kendisine hayran olacak daha büyük bir aptal bulur.A fool always finds a greater fool to admire him.
O büyük randevusu için süslenip püslenmişti.She got all dolled up for her big date.
O, büyük olasılıkla başaracak.He's the most likely to succeed.
Sende daha büyük bir tane var mı?Do you have any more big ones?
Bu gerçekten en büyük konfor!It really is the height of comfort!
İnsanın en büyük ve en güzel tapınağı, insanın kendi içindedir.The greatest and most beautiful temple of man is inside himself.
Pekin, Roma'dan daha büyüktür.Beijing is bigger than Rome.
"Irkçı değilim, ama" ile başlayan her cümle aslında büyük ihtimalle çok ırkçıdır.Every sentence that starts with "I'm not racist, but" is likely to be very racist indeed.
Hayat büyük bir sırdır.Life is a great mystery.
Yaşam büyük bir ızdırap.Life is a great misery.
Zürich büyük bir finansal merkez olarak kabul edilir.Zürich is considered to be a major financial hub.
Florence Foster Jenkins dünyanın en büyük sopranolarından biriydi.Florence Foster Jenkins was one of the greatest sopranos of the world.
Venedik'in büyüleyici bir şehir olduğunu düşünüyoruz.We think Venice is a fascinating city.
Onun tamamen kendine ait büyük bir odası var.She has the big room entirely to herself.
Büyük bir hayvan, hayvanat bahçesinden kaçtı.A big animal broke out of the zoo.
Tanrı, "Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu.And God said: Let there be light. And there was light.
Bütün büyük adamlar öldü ve ben kendim çok iyi hissetmiyorum.All great men are dead and I am not feeling too well myself.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı bir dönem daha görev yapacak.In all likelihood, the president will serve a second term.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.In all likelihood, the president will serve a second term.
Biz büyük bir paket aldık.We received a large package.
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl aldın?How did you get such a large amount of money?
O, Haiti büyük elçisidir.He's the ambassador to Haiti.
Portekiz'in Fransız büyük elçisidir.She's the French ambassador to Portugal.