büsbütün ile cümle

büsbütün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kompozisyonun büsbütün kötü değil.Your composition is not altogether bad.
Bilgisayarlarla büsbütün evdedir.He is quite at home with computers.
Tom büsbütün o kadar kötü olamaz.Tom can't be all that bad.
Bu büsbütün olacak.That'll be all.
O büsbütün tehlikeli.That's downright dangerous.
O büsbütün uygunsuz.That's totally inappropriate.
Büsbütün hayal kırıklığı, biz hayallerimizin yok olduğunu gördük.Quite frustrated, we saw our dreams disappear.
O büsbütün kötü değil.It's not all bad.
Dünyada memleketler var ki idam cezasını büsbütün kaldırmışlardır" dedi."States which have prohibited all corporal punishment".
Keşke büsbütün sussanız! Sizin için bilgelik olurdu bu.Oh that you would be completely silent! Then you would be wise.
‹‹Kardeşlerimi benden uzaklaştırdı, Tanıdıklarım bana büsbütün yabancılaştı."He has put my brothers far from me. My acquaintances are wholly estranged from me.
Biri gücünün doruğunda ölür, Büsbütün rahat ve kaygısız.One dies in his full strength, being wholly at ease and quiet.
Ama yoksul büsbütün unutulmayacak, Mazlumun umudu sonsuza dek kırılmayacak.For the needy shall not always be forgotten, nor the hope of the poor perish forever.
Tanrı bunları duyunca çok öfkelendi, İsraili büsbütün reddetti.When God heard this, he was angry, and greatly abhorred Israel;
Yeryüzü büsbütün çatlayıp yarılacak, Sarsıldıkça sarsılacak.The earth is utterly broken. The earth is torn apart. The earth is shaken violently.
RAB diyor ki, ‹‹Bütün ülke viran olacak, Ama onu büsbütün yok etmeyeceğim.For thus says Yahweh, "The whole land shall be a desolation; yet will I not make a full end.
‹‹Ama o günlerde bile sizi büsbütün yok etmeyeceğim›› diyor RAB."But even in those days," says Yahweh, "I will not make a full end with you.
Bizi büsbütün attıysan, Bize çok öfkelenmiş olmalısın.But you have utterly rejected us; You are very angry against us.
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.When the disciples heard it, they were exceedingly astonished, saying, "Who then can be saved?"
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.They were exceedingly astonished, saying to him, "Then who can be saved?"
Öyleyse, büsbütün (birine) eğilim (sevgi ve ilgi) gösterip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
"Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."Indeed, we have been deprived of the fruits of our labour."
Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.
Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.Satan only wishes to lead them astray, far away.
Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.And he who associates compeers with God has indeed wandered far astray.
Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.That is the limit of going astray.
Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.The prophet will say: "O my Lord, my people had fettered the Qur'an."
Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık.So We turned them into bygone tales, and dispersed them, scattered in all directions.
Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın ve batılı büsbütün yok etsin, varsın o günahkârlar istemesin.So that Truth may be affirmed and falsehood negated, even though the sinners be averse.
Yerleri en fena olanlar, doğru yoldan büsbütün sapanlar, işte onlardır.” [2,65; 85,8; 9,74]They are in the worse gradation, and farthest away from the right path."
Bize emrediyorsun diye secde mi edeceğiz?” dediler ve bu dâvet onları imandan büsbütün uzaklaştırdı.Should we adore whoever you ask us to?"
“Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz.”We have to bring a scourge from the heavens on the people of this city as they are depraved."
Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik, onların çoğu ise büsbütün yoldan çıkmışlardır.So We gave those among them who were believers their reward; but most of them are disobedient.
Ayın ışığının büsbütün gittiği,The moon eclipsed,
Rabbimiz dediler, korkarız aşırı davranır hakkımızda, yahut da büsbütün azar.They both submitted, “Our Lord – indeed we fear that he may oppress us or deal mischievously.”
Onlardan kimisi doğru yolu bulsa da, çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır.Then of them some are guided ones, and many of them are transgressors.
Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.Verily, my people deserted this Quran (neither listened to it, nor acted on its laws and orders).
Dilesek gözlerini büsbütün silerdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.If We will, We can blind their eyes as they rush towards the path—but how will they see?
Oysa onu inkar etmekle emredilmişlerdi; fakat şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.And Satan seeks to make them drift far away from the right way.
Sonunda ya hasta olacaksın ya da büsbütün helak olacaksın!" dediler.You will go on remembering Joseph until you wreck your health or perish.’
Vallahi “Yusuf!” diye diye kederden eriyeceksin veya büsbütün ölüp gideceksin”You will go on remembering Joseph until you wreck your health or perish.’
Hatta onların çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır. [5,13]Many of them were impious.
Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik.We could have blinded them had We wanted.
Dilesek gözlerini büsbütün silerdik.We could have blinded them had We wanted.
Uğranılacak yeni bir yenilgi, muhalefetin büsbütün uçlara kayması anlamına gelebilecek.A fresh defeat would signal the complete marginalisation of the opposition.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.Im Frühjahr 1846 erkrankte er schwer.
"1:5 Bakın öbür uluslara, Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.23:50 Uno tras otro, todos los países de Europa Oriental se independizan del control soviético.
Özbek Han zamanında (1313-1340) İslâm dini, 1320'den sonra büsbütün kuvvetlendi.İnanç figlio di Ali, gli succede (prima del 1332, probabilmente già nel 1314).
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.И меня очень удивило — здесь совсем нет пьяных!
Dünyada memleketler var ki idam cezasını büsbütün kaldırmışlardır" dedi.Суды стали выносить смертные приговоры, которые «все и были приведены в исполнение».
Son taarruzda muvaffak olunamaması işleri büsbütün bozmuştu.Чтобы удержаться на месте, последнему приходилось прибегать к суровым мерам по отношению к своим противникам.
1861'ın ilkbaharında padisahın sağlığı büsbütün bozuldu.تدهورت صحة بيل في أواخر سنة 1867 بشكل رئيسي بسبب الإجهاد.
Yani bu bölümler komedi programı değil büsbütün bir dizidir.أي إذا كان موضوع البحث لا يشمل الكتاب كله، بل جزءاً منه.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.Ele estava bêbado demais para lembrar.
Dünyada memleketler var ki idam cezasını büsbütün kaldırmışlardır" dedi.“Er zijn landen waar je de doodstraf krijgt als je zoiets doet.
Büsbütün sarhoş olmadıklarına hayıflanır gibiydiler.De persoon lijkt voor het oog niet dronken.
Ağa olduktan sonra bu işe büsbütün hız verdi.Na een hagenpreek raakte de zaak in een stroomversnelling.
Ağa olduktan sonra bu işe büsbütün hız verdi.Po przekwitnieniu przycina się pędy.
Bir noktada yazma işinden büsbütün vazgeçmeye karar veriyor.В цей момент письменництво сказало мені кинути мою роботу.
"1:5 Bakın öbür uluslara, Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.Skutky 1:4-5 čtou: "Čekejte, až se splní Otcovo zaslíbení, o němž jste ode mne slyšeli.

İlgili Sayfalar