"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""O ducem la obiecte pierdute."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Saya tidak tahu, titipkan saja ke bagian barang hilang."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Tôi không biết, gửi nó cho phòng giữ đồ bị thất lạc đi."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Zu den Fundsachen?"
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Δεν ξέρω, βάλε το στο κουτί με τα χαμένα αντικείμενα".
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Не зная, дайте го в 'Намерени вещи'."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""Я не знаю, віддайте в бюро знахідок".
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın."Я: "Не знаю, отдайте в бюро находок."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""איני יודע, תן אותה למחלקת אבידות."
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın."" قلت لا أدري ضعها في صندوق المفقودات "
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın."「いや これは高価だから
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.갑자기 모든 게 근본적으로 뒤집어 졌어요.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.Wszystko stanęło na głowie.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.הכל התהפך.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.فجأة قد تحولت رأساً على عقب.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.安全が一番大事?
Bir bürokratın kızı olarak doğuyor, sonrasında ise Mısır Firavunu ile evleniyor.Narodila se jako dcera úředníka, ale provdala se za faraona.
Bir bürokratın kızı olarak doğuyor, sonrasında ise Mısır Firavunu ile evleniyor.Była córką biurokraty. Wyszła za mąż za faraona Egiptu.
Bir bürokratın kızı olarak doğuyor, sonrasında ise Mısır Firavunu ile evleniyor.بدأت حياتها كإبنة أحد البيروقراطيين، ولكنها تتمكن من الزواج من فرعون(حاكم) مصر.
Bir büro veya neyse artık, gidip ihtiyacın olan şeyleri alabildiğin bir yer.Son solo papeles, y son muy fácil de replicar.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,(103:2) Ты одеваешься светом, как ризою, простираешь небеса, как шатер;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,A ki körülvette magát világossággal, mint egy öltözettel, és kiterjesztette az egeket, mint egy kárpitot;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,avvolto di luce come di un manto. Tu stendi il cielo come una tenda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao phủ mình bằng ánh sáng khác nào bằng cái áo, Giương các từng trời ra như cái trại.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao_phủ mình bằng ánh_sáng khác_nào bằng cái áo , Giương các từng trời ra như cái trại .
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,dan berselubung cahaya. Engkau membentangkan langit seperti kemah
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Du höljer dig i ljus såsom i en mantel, du spänner ut himmelen såsom ett tält;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,God kleedt Zich in het licht alsof het een mantel is. De hemel wordt door Hem als een tent opgezet.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Han hyller sig i lys som i et klædebon, han spenner himmelen ut som et telt,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,hyllet i Lys som en Kappe! Himlen spænder du ud som et Telt;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Il s`enveloppe de lumière comme d`un manteau; Il étend les cieux comme un pavillon.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,주께서 옷을 입음 같이 빛을 입으시며 하늘을 휘장 같이 치시며
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Licht ist dein Kleid, das du anhast; du breitest aus den Himmel wie einen Teppich;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Odievaš sa svetlom ako rúchom; rozťahuješ nebesia, ako pokrovec,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ogrinjaš se s svetlobo kakor z obleko, nebesa razpenjaš kakor šator.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Přioděls se světlem jako rouchem, roztáhls nebesa jako kortýnu.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Przyodziałeś się światłością jako szatą; rozciągnąłeś niebiosa jako oponę.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Sinä verhoudut valoon niinkuin viittaan, sinä levität taivaat niinkuin teltan;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Te înveleşti cu lumina ca şi cu o manta; întinzi cerurile ca un cort.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Tú eres el que se cubre de luz como de vestidura, que extiende los cielos como una tienda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,tu que te cobres de luz como de um manto, que estendes os céus como uma cortina.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ο περιτυλιττομενος το φως ως ιματιον, ο εκτεινων τον ουρανον ως καταπετασμα
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Ти, Който се обличаш със светлина като с дреха, И простираш небето като завеса;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,עטה אור כשלמה נוטה שמים כיריעה׃
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,اللابس النور كثوب الباسط السموات كشقّة.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披 上 亮 光 、 如 披 外 袍 . 鋪 張 穹 蒼 、 如 鋪 幔 子
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披上 亮光 、 如 披 外袍 . 鋪張 穹蒼 、 如 鋪 幔子
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Az egyik ok az, hogy a hírcsatornák felére csökkentették a külföldi kirendeltségeik számát.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Ein Grund dafür ist, dass Sender die Anzahl ihrer Korrespondentenbüros halbierten.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.En anledning är att TV-bolagen har dragit ner antalet utländska nyhetsbyråer till hälften.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.En razlog je, da so televizijske mreže razpolovile število tujih dopisništev.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Jedním z důvodů je, že zpravodajské sítě redukovaly počet svých zahraničních štábů na polovinu.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Jednou z príčin je, že spravodajské kanály znížili počet zahraničných pobočiek o polovicu.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.하나의 이유는 뉴스 방송망들이 외국인 사무국의 숫자를 반으로 줄인 데에 있습니다.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Một lý do là các mạng truyền thông đã giảm số lượng các ban biên tập tin quốc tế đi một nửa.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Salah satu alasannya adalah stasiun berita mengurangi setengah dari biro luar negeri.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Ten eerste: nieuwsorganisaties hebben het aantal buitenlandse bureaus met de helft gereduceerd.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Uma razão é que os canais televisivos reduziram para metade os seus estúdios internacionais.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Una delle ragioni é che i network hanno ridotto del 50% il numero delle loro sedi estere.
Bir nedeni, haber kuruluşları yabancı bürolarının sayısını yarı yarıya azaltması.Une raison est que les réseaux d'information ont réduit le nombre de leurs bureaux étrangers de moitié.