Ayağın yukarı doğru bükülmesini sağlar.Você precisa pular bem em cima dela.
Katara, Güney Kutbu'nda kalan son su bükücüdür.Katara Katara é a última Dobradora da Tribo da Água do Sul.
Toprak bükücüdür.Mas a areia é traiçoeira.
Su ve kan bükücüdür.A Carne e o Sangue.
Diğer tüm uygun türevlenebilir çözümlerin (-1, 0) aralığında bir büküm noktası olması gerekir.Todas as outras soluções suficientemente diferenciáveis devem ter um ponto de inflexão no intervalo (-1, 0).
Bir su bükücüdür.É miscível com água.
Hava bükücüleri yakalar ve onlardan ordu oluşturmaya çalışır.O diabo transpiras e o teu exército comes.
Karşılaştığı bir falcı ona güçlü bir bükücüyle evleneceğini söylemiştir.De waarzegster zei haar dat ze met een machtige meester zou trouwen.
O ve tüm su bükücüler esir alınmıştır.Hij en zijn trawanten worden gevangengenomen.
Su bükücüdürler.Het water wast.
Madalyon tombakdan yapılmıştı ve biçimi dört köşeli (22,5 x 23,5 mm) bükülmüş köşelerdi.De medaille was gemaakt van tombak en was ongeveer vierkant (22,5 × 23,5 mm).
O, diğer ateş bükücülerin aksine çok iyi bir insandır.Hij is in tegenstelling tot Dikke Springmuis heel groot van gestalte.
Bu yüzden omurgaları, ancak esnek bir çubuk gibi bükülebilir.Die heup kan alleen nog maar als een polsstok schuin omhoog gaan.
Dünya'da beş yıldırım bükücü bulunur.Er zijn vijf oceanen op aarde.
Bu şekilde yaratılmış iplikler artık kendi kendilerine bükülmeye meyilli değildirler.Die, of dezen, vonden het niet nodig om ander (buitenaards) leven te scheppen.
Bir ateş bükücüdür.Vuur is mijn penseel.
Kamalar sağlamdır ama bir kama bükülüp üçe katlanarak bırakılmıştır.De tak naar het schaambeen heeft een driehoekige vorm en is verlengd.
Bir su bükücüdür.Dit is gewoon waterdamp.
Bunun gibi objeler, gama ışınlarını yerçekimsel bükülmeleri sayesinde saptanabilirler.Deze hemellichamen kunnen radiogolven uitstralen door hun sterk magnetisch veld.
Çok güçlü ve çok saygı duyulan bir Ateş Bükücü'dür.Het is een sterk vertakte en opvallend geurende heester.
Geç Bizans altın paraları elle bükülebilen ince tabakalardı.De Weense Munt liet met spoed gouden versierselen smeden.
Su ve kan bükücüdür.Przetacza się krew i płyny.
Daw: Kontrolsüz bir hava bükücüdür.Skroplone powietrze jest bladoniebieskie.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Kabel zakończony jest złączem RJ-45.
Hatta üçüncü sezon başlayana kadar tek gerçek ateş bükücü odur.Jest to wątek aktualny nawet po jej śmierci w trzecim sezonie.
Katara Güney Su Kabilesinde yaşayan tek su bükücüdür.Katara – ostatni mag wody z Południowego Plemienia Wody.
Yeni Avatar'ın bir Hava Bükücü olacağını biliyordu.Sherlock udał, że potrzebuje świeżego powietrza.
Lav bükücüdür Mako adında kendisinden 2 yaş büyük kardeşi vardır.Jacek Makota – starszy o dwa lata brat Ali.
Yumuşak bir cisim şokun etkisiyle bükülebilir.Observera att en person i chock kan vara törstig.
Proteinin C-ucundaki pozitif yükler bu bükülmeyi sağlamaktadır.Det är då protein C börjar verka.
Fakat, onun bükülme için hesapladığı esas değer çok küçüktü.Han klagade bland annat på att prissumman var för låg.
Su bükücüdürler.Воду злити.
Kendisi su ve kan bükücüdür.Вибудуваний на воді і крові.
Bükülme ile yerçekiminin, basit ve en doğal teorisi, Einstein Cartan teorisidir.Найпростішою та найбільш природною теорією гравітації з крученням є теорія Ейнштейна-Картана.
Katara, Güney Kutbu'nda kalan son su bükücüdür.Старший брат Катари — останнього мага води на Південному полюсі.
Bu çeşit bir lif kötü bir etki bırakmadan 7,5 mm’den daha düşük yarıçaplarda bükülebilir.Цей тип волокна може бути зігнутим з радіусом щонайменше 7.5 мм без будь-якого ефекту.
Bükülme yarıçapı: 8xKablo dış çapı (mm).Остробрамської 8 (Ausros Vartu g.
Kimilerine göre o, dünyanın en güçlü Ateş Bükücüsü'dür.Каа пишається тим, що він — найстаріша тварина в світі.
Avatar Yangchen: Kuruk'tan önceki hava bükücü avatardır.До них належить Аанг - останній маг повітря.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.B' Čísla současně udávají pořadí kontaktů na konektoru RJ-45.
Avatar Roku: Avatar Roku, Aang'den önceki Avatar'dır ve bir ateş bükücüdür.Aang je Avatarem po Avatarovi ohně Rokovi a Avatarem před Avatarkou vody Korrou.
Bir ateş bükücüdür.Jaká to ohnivá koule!
Bunlar dar yüze bükülerek elleri oluşturur.Lidé sklářům nahlédnou pod ruce.
Kendisi bükücü olmayanların da bükücüler gibi olduğunu söyler.Také o sobě hrdě tvrdí, že jsou hubenější nežli trpaslíci.
Bu diller genellikle bükümlüdür.De obicei în limbile astea este un fonem.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Pentru conectarea cablului cat.5e se utilizează aproape întotdeauna conectori RJ-45.
Bir ateş bükücüdür.Este foarte important să aprinzi un foc.
Su ve kan bükücüdür.Sângele și produse din sânge.
Epijinin arka kenarındaki kitinsi kabartı bükülmüş şekildedir.Ecranul și tastatura de pe partea din spate au aceeași formă.
Görünümü geleneksel Katolik idealiyle uyumludur, ancak duruşu bükülmüştür.Există un joc cu regulile design-ului clasic, dar se păstrează rigoarea.
Fraunhofer bükülmesi Fraunhofer çizgileriAcest lucru se numește condiția lui Fraunhoper.
Yüksek frekanslarda kablo fazla bükülmemelidir.Magasabb frekvenciákon nem domináns.
Ayağın yukarı doğru bükülmesini sağlar.Lábukat magasra emelik.
O, diğer ateş bükücülerin aksine çok iyi bir insandır.Az utóbbival ellentétben jó köhögéscsillapító.
Bu lifler iplik olarak bükülür, giysi ya da diğer kullanımlar için dokunurdu.Hajlamos vagyok megvenni egy csomó szörnyű dolgot, mint a ruhák, vagy más holmik.
Ama Ba Sing Se'de hapsedilen bükücüleri bulur.Ba Sing Se városában eluralkodik a káosz.
Fraunhofer bükülmesi Fraunhofer çizgileriF tulee sanasta Fraunhofer.
Aynı zamanda, ışığın büyük nesneler tarafından bükülmesini de öngörmüştü.Samoin piti olla varovainen valojen kanssa.
Böylece madde daha kolay bükülebilir hale gelir ve sünekleşir.Voimme siis kunnioittaa ja kumartaa ainetta.
Borular genellikle koni şeklindedir ve bükülmeyi önlemek için olabildiğince sert yapılmıştır.Putket olivat yleensä kartion muotoisia ja mahdollisimman jäykkiä, etteivät ne taipuisi.