Bütün okullarımıza salata büfeleri koydum.Я установила бары салатов во всех школах когда начала там работать.
Bütün okullarımıza salata büfeleri koydum.הצבתי בר סלטים בכל בתי הספר שלנו.
Bütün okullarımıza salata büfeleri koydum.قمت بوضع مناضد سلطة في جميع مدارسنا عندما ترأست عملي.
Bütün okullarımıza salata büfeleri koydum.失敗する 小さい子供はサラダバーなんか利用しない
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Bu lezzetli içeçiği bir çok insan keşfetti.
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Bu lezzetli yeni içeceği bir çok insan keşfetti.
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Bu muhteşem içeceği gün geçtikçe daha çok kişi keşfetmeye başladı,
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Bu yeni lezzetli içeçeği bir çok insan keşfetti.
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Daha ve daha fazla insan keşfettiği için...
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?Her gün daha fazla insan bu yeni ve leziz içecegi tanıdı.
Coca-Cola bir büfe içeceği olarak yok satıyordu, peki bunu bir de şişelere koysalar neler olurdu?ve Coca-Cola tüm Amerika'ya yayıldı
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.A fiú kért egy kis limonádét és az apa elment megvenni.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Fiul a cerut o limonadă şi tatăl s-a dus la bar să o cumpere.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Hans søn bad ham om noget saftevand og faderen gik over til boden for at købe det.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Il figlio gli chiese una limonata e il papà andò alla bancarella per comprarla.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Jeho syn ho požádal o trochu limonády a tatínek zašel ke stánku s občerstvením ji koupit.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.아들이 아빠에게 레모네이드를 사달라고 했죠. 아빠는 레모네이드를 사러 가판대에 갔죠.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.O filho pede ao pai uma limonada e o pai dirigiu-se ao quiosque para comprar uma.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Sein Sohn fragt ihn nach einer Limonade und der Vater geht zum Verkaufsstand und kauft eine.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Si anak meminta limun pada ayahnya dan ayah pergi ke kios makanan untuk membelinya.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Sonen frågade om han kunde få lemonad. Pappan gick till kiosken för att köpa det.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Son fils lui demanda de la limonade et le papa alla à la buvette en acheter.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Su hijo le pidió una limonada y su papá fue a comprarla.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Syn poprosił go o lemoniadę i tata poszedł po nią do stoiska.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Syn si pýtal limonádu a otec išiel do stánku, aby nejakú kúpil.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Zijn zoon vroeg hem om een limonade en vader ging naar de kiosk om het te kopen.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Ο γιος ζήτησε μία λεμονάδα και ο πατέρας πήγε στο κυλικείο ν΄αγοράσει.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Син попросив в тата лимонад, і тато пішов до кіосків на пошуки.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Синът му го помолил да донесе лимонада и бащата отишъл до будката, за да купи.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.Сын попросил лимонада, и отец отправился в бар на поиски.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.הילד מבקש מאבא לימונדה ואבא הלך לדוכן לקנות לו,
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.طلب الابن من أبيه عصير ليمون وذهب الأب إلى ركن الأطعمة والمشروبات لشرائه.
Çocuk limonata istemiş, babası da büfeye gidip limonata sormuş.そこで父親は売店へ買いに行きました 売店にあったのは5%のアルコールが入っている
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Fogalmam sincs, hogy hol van a legközelebbi éléskamra.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Ich habe keine Ahnung, wo die nächste Suppenküche ist.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Ik heb geen idee waar een voedselbank in de buurt is.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Jeg aner ikke hvor det nærmest mad
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Je n'ai aucune idée d'où se trouve la banque alimentaire la plus proche.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.전 가장 가까운 식료품 저장소가 어디있는지도 몰라요.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.N-am idee unde se află cel mai apropiat centru social de alimente pentru săraci.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Non ho idea di dove sia la dispensa più vicina.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.No tengo idea de dónde está el comedor comunitario más cercano.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Tôi không biết nơi trữ thực phẩm gần nhất ở đâu.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Ve hiç yardım edenim de yok."Nie wiem, gdzie jest najbliższy bank żywności i nijak nie mogę pomóc".
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Δεν έχω ιδέα πού βρίσκεται η κοντινότερη αποθήκη τροφίμων
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Нямам никаква представа къде е най-близкия хранителен магазин.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.Я не знаю, где находится ближайший буфет.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.אין לי מושג איפה מזווה האוכל הקרוב.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.ليس لدي أي فكرة عن مكان أقرب مخزن للمواد الغذائية.
En yakın büfenin nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.人も足りないんです 』
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?Ê, cô bạn mới chuyển trường, tại sao cậu lại đi ăn cái thứ đồ ăn này, cậu không thấy nó ghê ghê sao?
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?Hé, cserediák, miért eszed ezt a mosléknak tűnő ételt?
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?전학생, 왜 이런 민폐형 도시락을 먹고 있니? 저거 안 보여?
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?Хей, прехвърлената ученичка, защо ядеш такава долна храна, когато има скъпа такава.
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?היי תלמידה למה את אוכלת אוכל מגיל שכזהמה את לא רואה את זה?
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?ياا, أيتها الفتاة المنتقلة, لماذا تأكلين هذا الطعام المزعج؟ ألا ترين ذلك؟
Hey, transfer öğrenci, neden böyle iğrenç öğle yemekleri yiyorsun? Büfeyi görmüyor musun?見えます
Kitaplarımız, açık büfelerimiz ve radyo dalgalarımız var, gelinlerimiz ve lunapark trenlerimiz.Abbiamo libri, buffet e onde radio, future spose e giri sulle montagne russe.
Kitaplarımız, açık büfelerimiz ve radyo dalgalarımız var, gelinlerimiz ve lunapark trenlerimiz.Avem cărţi, bufete şi unde radio, mirese la nunți şi curse de carusel.
Kitaplarımız, açık büfelerimiz ve radyo dalgalarımız var, gelinlerimiz ve lunapark trenlerimiz.Chúng ta có sách, tiệc buffets, và sóng radio, đám cưới và trò chơi nhào lộn.