Ve dünyayı sarsan böylesi bir olayın parçası olmak istediğimi fark ettim.Ich fühle mich, als ob ich in diese Welt gehören würde ...
Böylesi bir sistemin en eski örneklerinden biri, spesifik katyonlara bağlanabilen taç eterleridir.Eines der frühesten Beispiele solcher Systeme sind Kronenether, welche nur an bestimmte Kationen binden.
Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette olağanüstü bir kişidir.Wer aber dies als Almosen erlässt, dem ist es eine Sühne.
Hangi güçler onu şekillendirdi, onu böylesine bir kalıba ne döktü?Wie schmählich ließ er sie sitzen, wie gestaltete sich danach ihr Ruin?
Kitabın böylesine bir dünya başarısını elde edeceğini Goethe de tahmin edememiştir.Goethe n'avait pas prévu que son livre aurait un tel succès.
Filistin bölgesinin çeşitli bir geçmişi var, böylesi gibi mutfağın çeşitli kültürlerden katkıları vardır.La Palestine a un passé riche et de ce fait, sa cuisine a reçu des apports de plusieurs cultures.
Böylesi daha iyi.”C'était mieux ainsi ».
Hangi güçler onu şekillendirdi, onu böylesine bir kalıba ne döktü?Quelles ont été les influences ayant pu l'amener à ce genre ?
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.Premièrement, nous ne pourrons probablement jamais nous approcher assez près d’une telle ligne centrale.
Gel de böylesi ile ortaklık kur!Mettez-vous d'accord avec votre partenaire !
Sıfat olarak, yani böylesi bir özelliği tarif etmek için, adaptif (uyabilen) terimi kullanılır.Former ainsi un thème peut suffire à générer un mot (lemme).
Böylesi bir sırtın varlığı 1925 yılında yapılan sonar ile doğrulandı.L'existence fut confirmée par sonar en 1925.
Böylesine kötü ve kargaşa dolu bir ortamda önemli sorunlar meydana gelmiştir.Les difficultés rencontrés étaient alors énormes dans une zone aussi abrupte et sauvage.
Böylesine zengin kaynaklara sahip olmak Filip'e Yunanistan üzerinde daha etkili olma fikrini verdi.Philippe y voit l'occasion de pousser son influence en Grèce centrale de façon définitive.
İşte böylesi durumlarda pozitif ayrımcılık devreye girmektedir.Créer en quelque sorte de la discrimination positive.
Böylesi Japonya'da olamaz.Algo así no puede ocurrir en Japón.
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.Primero, apenas alguna vez nos acercaremos bastante estrechamente con una línea tan central.
Böylesi daha iyi.”«Vivir así es mejor».
Böylesi bir girişim, çağdaş bir devletin bile zor göze alacağı, olağanüstü bir hırsın azmidir.Siento que me es totalmente imposible soportar más tiempo un estado tan cruel.
Böylesine bir talihsizlik, Iole'nin de kalbinin yumuşamasına neden olur.Para que tú no llores: Irene sufre una profunda depresión.
Gel de böylesi ile ortaklık kur!¡Hablemos de mierda como esa!
Tüm bu eksiklere rağmen böylesi bir çalışmayı yapmak köye ve gelecek kuşaklara olan borcumuzdur.Pero aunque estuvieras en lo cierto, estas acusaciones forman parte del aire que respiramos.
Suda cereyan eden katalizlenmeyen tepkimede böylesi bir ortam yoktur.Cada triángulo no degenerado tiene tal punto.
Böylesine büyük bir ev almana gerek yoktu.Non avevi bisogno di comprare una casa così grande.
Böylesine geç bir saatte geldiğim için özür dilerim.Scusatemi per essere venuto a un'ora così tarda.
Böylesi bir iş büyük sabır ister.Un lavoro del genere richiede molta pazienza.
Anlamadığım şey böylesine güzel bir günde çocukların dışarıda oynamasına niçin izin verilmediğidir.La cosa che non capisco è perché in una giornata così bella non venga permesso ai bambini di giocare fuori.
Kadının böylesine aşağılanması, kız çocuklarının bir ayıp olarak kabul edilmesine neden olmuştu.Ciò provoca la rabbia della ragazza, che odia essere trattata come una bambina.
Gel de böylesi ile ortaklık kur!Nacque così la loro collaborazione.
Böylesi daha iyi.”Solo meglio".
Böylesi bir sırtın varlığı 1925 yılında yapılan sonar ile doğrulandı.L'esistenza fu poi confermata da rilevazioni sonar nel 1925.
Böylesine bir talihsizlik, Iole'nin de kalbinin yumuşamasına neden olur.Tale sventura suscita la pietà di Iole.
Böylesine bir insana güvenilemez.На такого человека нельзя полагаться.
Böylesine geç bir saatte geldiğim için özür dilerim.Приношу свои извинения за столь поздний приход.
Ona böylesine kaba şeyler söylememelisin.Тебе нельзя говорить с ним так грубо.
Böylesine bir fırsatı es geçemem.Я не могу пройти мимо такой возможности.
Böylesi daha yüzlerce olay vardır."Таких характеристик более сотни».
Hiçbir ülke böylesi bir kültürel kaynağa sahip değildir.Ни один музей не имеет подобной коллекции.
Böylesi daha iyi.”И будет лучше».
Böylesi taşıma biçimine retrograt taşıma denir.Такое движение называют ретроградным.
Öyle bir rüzgar ki İngiltere'de böylesi esmedi.Ничего подобного комиссия в Англии не обнаружила.
Ordunun birimleri ve savunma ajansları böylesi iddiaları reddetti ve yalanladı.Сами гонщики и члены команды отрицали это.
Fakat ölümünün ardından İyon Ayaklanması böylesi bir liderden yoksun kalmıştır.После смерти лидера восстание было вскоре подавлено.
Böylesine delice bir keşmekeş içinde cephe hattı gözden kaçtı.Со слабым криком человек на той стороне исчез.
Böylesi büyük bir kuvvetin uzun süre ikmal edilmesi son derece güçtür.Конечно, воспитание такой собаки требует много времени.
Böylesi daha iyi.”هو الأفضل."
Böylesi taşıma biçimine retrograt taşıma denir.هذا النوع من النقل يسمى النقل العكسي.
Böylesini görmedik.لم نكن نتوقّع ذلك.
Böylesi bir deneyde, deneklerden bir tanesinin uykusundan on saniye içerisinde uyandığı tespit edilmiştir.وفي اختبار لنموذج منه تم إيقاظ إنسان أصم في غضون 10 ثوان عن طريق رش بخار الوسابي في غرفة نومه.
Öncelikle, bizim merkezi bir çizgiye böylesine yakınlaşmamız zor görünmektedir.من الصعوبة بمكان حساب حد روش بدقة للأقمار المائعة بطريقة جبرية.
Fermantasyon böylesi bir bileşik sağlar.عملية الرش هذه تقوم بها قاطرة خاصة بذلك.
Böylesi daha iyi.”Muito melhor."
Böylesi daha yüzlerce olay vardır."Há ainda centenas de vítimas."
Böylesine inanılmaz bir şov!Um belíssimo show.
Tezat olarak, Batıda, böylesine bir taktik olasılığı hiçbir zaman düşünülmeyecekti.In het Westen werd dat gezien als tactisch niet handig.
Böylesine takdire şayan biriydi.Hij was een begenadigd tapdanser.
Fransızlar böylesi bir hazırlık karşısında şaşkındılar.De Fransen werden door deze manoeuvre verrast.
Böylesine inanılmaz bir şov!Wat een show!
Belki de böylesi araştırmalarla kendisinin yerini kordinatlar arasında bulabilme arzusu.Men kan tussen deze helderheidsniveaus wisselen met een toets.
Yeraltının böylesi kutsal bir kutubu ve kazığı vardır.In de gebedsruimte zijn een bima en een Heilige Arke aanwezig.