Böylelikle toplulukların imanı güçleniyor ve sayıları günden güne artıyordu.So the assemblies were strengthened in the faith, and increased in number daily.
Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.Many of them therefore believed; also of the prominent Greek women, and not a few men.
Böylelikle Rabbin sözü güçlü biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu.So the word of the Lord was growing and becoming mighty.
Böylelikle belki soydaşlarımı imrendirip bazılarını kurtarırım.if by any means I may provoke to jealousy those who are my flesh, and may save some of them.
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.At this Moses threw down his staff, and lo, it became a live serpent.
Böylelikle babalarına döndükleri zaman, dediler ki: "Ey babamız, ölçek bizden engellendi.When they returned to their father, they said: "O father, a further measure has been denied us.
Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: "Allah, söylediklerimize vekildir."When they had given their promise, he said: "God is witness to our conversation."
Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz.Their Lord then communicated to them: "We shall annihilate these wicked people,
Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,When the messengers came to the family of Lot,
Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu.Thus some of them were guided by God, and ruin was justified on some.
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).We sealed off their ears in the cave for a number of years,
"Veya onun suyu dibe göçüverir de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin."Or else of a morning its water may sink underground, and you will not find a trace of it."
O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı.He was one of the jinni and rebelled against his Lord's command.
Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.So they retraced their steps.
Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.Thus (Gog and Magog) could neither climb over it nor dig a hole through (the rampart).
Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi.When she conceived him she went away to a distant place.
Böylelikle Ben, o inkar edenlere bir süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim.So I allowed the infidels respite and then seized them.
Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.They have come down to mischief and lies.
Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi.So the magicians were assembled at a stated time and place on an appointed day.
Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.Then Moses threw down his staff, and lo, it swallowed up their conjurations.
Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;So We made them leave the gardens and springs of water,
Böylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık.Then they accused him of lies; so We annihilated them.
Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.Behold then how was the end of the wicked!
Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık.That is how We requited them for their ingratitude.
Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.They will eat and fill their bellies with it,
Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.But they turned their backs on him and went away.
Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık.So they contrived a plot against him, but We made them abject.
"Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim.Of reaching the tracts of heaven and look at the god of Moses, though I think that he is a liar."
Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler.Thus he made light (of the matter) to his people, and they obeyed him.
Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.And Thamud, and did not leave them,
Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.We could turn it, if We pleased, into straw; then you would rue the day,
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur.Satan has got the better of them. and made them forget to remember God.
Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.So God seized him for the punishment of the Hereafter and this world.
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.Or be admonished, and the admonition profit him?
Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.Said Moosa, “This is exactly what we wanted”; so they came back retracing their steps.
Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler.So they tried to execute their evil scheme upon him – We therefore degraded them.
Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin karşısına çıktı.So he went forth unto his people in his adornment.
Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.And We sent down out of heaven water, and caused to grow in it of every generous kind.
Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum."the cords of the heavens, and look upon Moses' God; for I think that he is a liar.'
(Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler.And they shall testify against themselves that they have been infidels.
Böylelikle çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler.And they shall call upon them, and they shall not answer them, and they shall behold the torment.
Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.He left not.
Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
Böylelikle Allah'ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar.The evil of their deeds seems pleasing to them.
Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik).Thus it was, that We might turn away from him evil and illegal sexual intercourse.
Böylelikle Biz ona: "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap.So We inspired him (saying): "Construct the ship under Our Eyes and under Our Revelation (guidance).
"Şüphesiz kendi günahını ve benim günahımı yüklenmeni ve böylelikle ateşin halkından olmanı isterim.“I would rather you bear my sin and your sin, and you become among the inmates of the Fire.
Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın.This is to spare you any difficulty.
Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın.Had We willed, We could have shown them to you, and you would have recognized them by their marks.
Böylelikle işlediğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmişte olanı bağışladı.Allah has pardoned whatever has passed; but Allah will exact a penalty from him who repeats it.
Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık.Maybe he will be useful to us, or we may adopt him as a son.’
Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.Thus, they cannot see.
Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.And Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
Böylelikle Karadağ, Doğu Timor'un kabul edildiği 2002 yılından beri BM'nin ilk yeni üyesi olacak.That would make Montenegro the first new UN member since 2002, when East Timor was admitted.
Böylelikle SDSM komitede çoğunluğa sahip olacak.The SDSM will thus gain a majority on the committee.
Böylelikle ikinci taksidin serbest bırakılması ertelendi.Thus, the release of the second installment was postponed.
Böylelikle İnternete giriş oranı yüzde 17,5 olarak tahmin ediliyor.The internet penetration rate is thus estimated at 17.5 per cent.
Böylelikle hakimler meclisteki siyasi partiler tarafından baskı görmeye devam edebilirler.Judges could thus continue to be under pressure from parliamentary political parties.
Bu krizi böylelikle yönetebileceklerini düşünüyorlar."It had to be diffused; this they think they can manage."