bölgelerine ile cümle
bölgelerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
1258'de Yunnan ve Sichuan bölgelerine sefere çıktı.129-re Észak-Szíria és Kilikia területére szorultak vissza.
Daha sonra oradan Türkiye'ye devlet tarafından getirilmiş ve Türkiye'nin çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir.Şükür ezután elhagyta Törökországot és az Egyesült Államokban telepedett le.
Ayrıca Kanada'nın Quebec ve Ontario bölgelerine uluslararası sınırı vardır.Kanadában Ontario és Quebec tartományokban.
İki büyük demiryolu hattı Gifu'yu Japonya'nın diğer bölgelerine bağlamaktadır.Kaksi tärkeää rautatielinjaa yhdistää Gifun muuhun Japaniin.
Kanada mutfağı ülkenin bölgelerine göre büyük farklılıklar gösterir.Kanadalainen keittiö vaihtelee paljon alueittain.
Aşiretleşme ise Tunceli’de başlamış ve zamanla Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yayılmıştır.Hampurin kulttuuri kehittyi ja hajosi ajan mukana eri alueille.
Ayrıca Bizans bölgelerine yapılan akınlardan alınan ganimetler de önemli gelir kaynağıydı.Η συμβολή του στα ζητήματα που εγείρονται από την EPR ήταν σημαντική.
2. yüzyıl'da, tanrının kültü, Roma İmparatorluğu'nun diğer bölgelerine de sıçramıştır.Η λατρεία της θεότητας εξαπλώθηκε και σε άλλα μέρη της Ρωμαϊκής Αυτοκρατορίας τον δεύτερο αιώνα.
Ayrıca Kanada'nın Quebec ve Ontario bölgelerine uluslararası sınırı vardır.Bugten har grænser til provinserne Quebec og Ontario.
Kendi bölgelerine çok bağlıdırlar ve bunu diğer soydaşlarına karşı şiddetle savunurlar.Bjerglærken er meget territorial og forsvarer gerne sit område mod andre artsfæller.
Avarlar kendilerine bağladıkları kavimleri sınır bölgelerine yerleştiriyorlardı.Stiftsamtene hadde de andre (under)amtene i området lagt under seg.
Rabbânî, onlarca mürşit yetiştirip Hindistan'ın değişik bölgelerine göndererek halkı irşat ettirdi.Rabben engasjerte seg sterkt for avholdssaken og reiste mye rundt i losjer og avholdsforeninger.
Bu kötü huylu hücreler vücudun başka bölgelerine yayılabilirler (metastaz).Kerangka tubuh Diflugia dapat mengeluarkan selaput lendir sehingga benda-benda lain dapat melekat.
Frankonya, ek olarak Oberfranken, Mittelfranken ve Unterfranken bölgelerine ayrılmaktadır.Wilayah ini terbagi menjadi 3 daerah yang lebih kecil, Oberfranken, Mittelfranken, dan Unterfranken.
11. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular, Anadolu'nun doğu bölgelerine yerleşmeye ve akınlar yapmaya başladı.Pada paruh kedua abad ke-11, Seljuk mulai menembus ke wilayah timur Anatolia.
Ayrıca Kanada'nın Quebec ve Ontario bölgelerine uluslararası sınırı vardır.Hal ini juga berlaku di provinsi Kanada Ontario dan Quebec.
Bu kötü huylu hücreler vücudun başka bölgelerine yayılabilirler (metastaz).これらの固形物は煤塵除去装置にて除去される。
Şehir daha iki yıl öncesinde ülkenin diğer bölgelerine asfalt yolla bağlanabilmiştir.彼も2時間前に村に到着して地雷を踏んでしまったのだった。
Ayrıca Bizans bölgelerine yapılan akınlardan alınan ganimetler de önemli gelir kaynağıydı.加えて、ビザンツ地域への侵略による戦利品もまた政府の重要な収入源であった。
Dalış bölgelerine en fazla 30 dakikalık bir tekne yolculuğu ile varılır.高速船參考航程約30分鐘。
Görev bölgelerine M12 ve M30 beraber gidiyordu.在使用狀況許可的情況下,M12及M30一般會成對服役。
11. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular, Anadolu'nun doğu bölgelerine yerleşmeye ve akınlar yapmaya başladı.11世纪下半叶,塞尔柱人开始渗透入安纳托利亚东部地区。
Bu fırtınalar; Kore ve Japonya dahil olmak üzere Doğu Asya'nın diğer bölgelerine de yayılır.這些故事甚至影響了日本和韓國等東亞地區。
Ayrıca Amerikan gemileri, Başkan tarafından belirlenen savaş bölgelerine giremeyecekti.這使美國海軍開始沒有軍艦繼承州分艦名。
Yazları ağaçlarda veya beslenme bölgelerine yakın yarasa kutularında yaşamaktadırlar.여름에 활엽수와 침엽수, 먹이 서식지에서 가까운 건물 또는 박쥐 상자에서 보금자리 생활을 한다.
Kanada mutfağı ülkenin bölgelerine göre büyük farklılıklar gösterir.캐나다 요리는 지역마다 특성이 다양하다.
Kıpçakları, Gürcistan'ın farklı bölgelerine yerleştirdi.הקיפצ'קים התיישבו במחוזות שונים של גאורגיה.
İlk Kongre ülkeyi yargı bölgelerine ayırmış ve her bölge için federal mahkemeler kurmuştur.Първият Конгрес разделя Америка на области и създава съдилища за всяка от тях.
Navaholar, İspanyol, Pueblo ve beyaz Amerikalıların yerleşim bölgelerine saldırmaya başladılar.Открито враждебно започват да се отнасят към Ливингстън и местните бели заселници – бурите.
Dalış bölgelerine en fazla 30 dakikalık bir tekne yolculuğu ile varılır.При продължителност на полета до 3 часа.
Burası Arabistan'ın diğer bölgelerine göre daha yağışlıdır.U području obalne ravni padne više kiše nego bilo gdje u Australiji.
Kıpçakları, Gürcistan'ın farklı bölgelerine yerleştirdi.Kipčaci su se raselili u različite dijelove Gruzije.
Üniversitenin uluslararası bağları dünyanın tüm bölgelerine yayılmıştır.Medzinárodné putá univerzity sa rozprestierajú do všetkých kútov sveta.
Şehir, birçok yönde uzanan ulusal yol ağıyla Kosova’nın diğer bölgelerine bağlanır.Svoje hlavné mesto pospájali obyvatelia s ostatnými časťami krajiny veľkým počtom ciest.
Ayrıca Kanada'nın Quebec ve Ontario bölgelerine uluslararası sınırı vardır.Rieka Ottawa rozdeľuje kanadské provincie Ontário a Quebec.
Ülkenin geri kalanı PVO bölgelerine ayrılmıştı.Pju gyveno susiskaldę į miestus-valstybes.
Şehir Hindistan'ın diğer bölgelerine demiryoluyla bağlıdır.Miestas turi gerą susisiekimą geležinkeliu su likusia Ispanija.
Kentin farklı bölgelerine farklı zamanlarda dizilmiş kapılardan biriydi.Iš tų laikų mieste yra išlikusios atskiros miesto sienų dalys.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.Byli jsme soustředěni hlavně na severní Donegal a západní Kerry, na dvě oblasti, kde jsem byl nejvíce aktivní.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.Concentrámo-nos principalmente em North Donegal e West Kerry, as duas áreas onde estive mais ativo.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.Nos concentramos principalmente en North Donegal y West Kerry por ser mis principales zonas de actividad.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.Skupiliśmy się głównie na Północnym Donegal i Zachodniej części Kerry, ponieważ tam najaktywniej działałem.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.We brachten hen samen, voornamelijk in noord-Donegal en West-Kerry, de 2 gebieden waar ik vooral actief was.
Aktif olarak çalıştığım Kuzey Donegal ve Batı Kerry bölgelerine odaklandık.Концентрирахме се главно в северен Донегъл и западно Кери като райони, в които главно развивах дейността си.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.De asemenea se poate îndrepta și spre alte părți ale celulei.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.Es kann auch zu anderen Teilen der Zelle schwimmen.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.Hal ini juga bisa mengapung ke bagian lain dari sel.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.Il peut également flotter dans d'autres parties de la cellule.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.Może też podpłynąć do innych organelli komórkowych.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.También puede flotar a otras partes de la célula.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.Επίσης, το να κάνετε αιώρηση σε άλλα τμήματα του κελιού.
Aynı zamanda hücrenin diğer bölgelerine yüzebilirler.かなり、単純化した話ではあるけどね。
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.A trebuit să ne întoarcem în următorul an, până în cele mai îndepărtate părți din Alaska.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.Chúng tôi đã phải quay trở lại vào năm kế tiếp, thẳng tiến đến những vùng xa xôi của Alaska.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.Kami harus kembali pada tahun berikutnya ke daerah terpencil di Alaska.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.다음해에 알래스카의 광활한 지역을 모두 통과해서 다시 가야했죠.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.Museli jsme se vrátit příští rok, až do těch nejodlehlejších končin Aljašky.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.Musieliśmy wrócić w kolejnym, przebyć całą tę drogę do odległych zakątków Alaski.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.On a dû revenir l'année suivante, jusqu'aux régions les plus éloignées de l'Alaska.
Bir sonraki sene, Alaska'nın bu uzak bölgelerine geri dönmek zorunda kaldık.Siamo dovuti ritornare l'anno successivo, fin nelle zone più remote dell'Alaska.