bölgelerde ile cümle
bölgelerde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.이주하는 딱새류의 수가 줄어들어 몇몇 지역에서는 그 감소세가 90% 까지 이릅니다.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.Ca rezultat, populația de păsări pestrițe a scăzut cu până la 90% în anumite zone.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.Como resultado la población de papamoscas cerrojillos ha disminuído en hasta 90% en alguna áreas.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.Di conseguenza la popolazione di balie nere è diminuita fino al 90% in alcune aree.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.Il en résulte que la population des gobe-mouches noirs a diminué jusqu'à 90% dans certaines zones.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.W rezultacie populacja muchołówki żałobnej na niektórych obszarach spadła nawet o 90%.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.В результате в некоторых районах популяция мухоловок-пеструшек уменьшилась на 90%.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.В следствие на това популацията на жалобната мухоловка е намаляла до 90% в някои райони.
Sonuç olarak kara sinekkapan popülasyonu, bazı bölgelerde %90'a varan oranda düşmüş durumda.אוכלוסיית חטפיות שחורות העורף פחתה בלמעלה מ-90% באזורים מסויימים כתוצאה מכך.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Aşa încat evident, civilizaţiile în unele zone sunt mai fragile decât în alte zone.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Do vậy, hiển nhiên, các xã hội ở một số nơi rõ ràng là mỏng manh hơn ở những nơi khác.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Dus, beschavingen in sommige gebieden zijn fragieler dan in andere gebieden.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.사회들이 특정 지역에서 더 쉽게 붕괴된다는 것은 아주 명백합니다.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Por tanto es evidente que las sociedades en algunas áreas son más frágiles que en otras áreas.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Quindi, evidentemente, le società in alcune aree sono più fragili di altre.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Ternyata, peradaban di beberapa tempat lebih rapuh dari tempat lainnya.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Z toho plyne, že společnosti v určitých oblastech jsou méně stálé než v jiných.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Προφανώς λοιπόν, κοινωνίες σε ορισμένες περιοχές είναι πιο εύθραυστες απ' ότι σε άλλες περιοχές.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Отже очевидно, що суспільства в певних районах є більш уразливими ніж в інших.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Така че явно обществата в някои райони са по-крехки, отколкото в други райони.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.Так что, очевидно, цивилизации в некоторых районах более хрупкие, нежели в других.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.כך שברור שתרבויות באיזורים מסוימים שבירות יותר מבאחרים.
Şu halde, öyle görünüyor ki, bazı bölgelerdeki toplumlar diğerlerinden daha kırılgan.في بعض البقاع من العالم تكون ضعيفة عنها في مناطق اخرى.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.충분히 좋은 교사들이 없다고 말입니다.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.Şi anume că şcolile din zonele îndepărtate nu au profesori suficient de bine pregătiţi.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.We gokten dat de scholen in afgelegen gebieden geen leerkrachten hadden die degelijk genoeg zijn.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.לא יהיו מורים די טובים.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.ليس لديها معلمين أكفاء بما يكفي.
Tahmin, uzak bölgelerdeki okulların yeterli derecede iyi öğretmenleri olmadığıydı.仮に持っていたとしても
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.És mindnyájan teljesen különböző helyekről jövünk.
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.¡Esto no se acaba!
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.E temos origens completamente diferentes
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.그리고 우리 모두 완전히 다른 곳에서 모였습니다.
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Lo stiamo facendo tutti per la stessa identica ragione
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Och vi alla kommer från helt olika platser
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Og vi alle kommer fra helt forskellige steder
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Şi noi suntem toate provin locuri complet diferite
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Và chúng tôi đến từ những nơi hoàn toàn khác nhau
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Wszyscy robimy to z tego samego powodu i wszyscy pochodzimy z kompletnie różnych miejsc.
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.Всички правим това заради една и съша причина. Всички идваме от различни краища на света.
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.ואנחנו באנו ממקומות כל כך שונים
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.وجميعنا قد أتينا من أنحاء مختلفة من هذا العالم
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.世界はこうあるべきだよね。
Tamamen başka bölgelerden geliyoruz.而我們都來自於完全不同的地方
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.A nemi erőszak fegyverként lett használva, félelmet generálva, nagy területeket elnéptelenítve.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Cưỡng bức được dùng như 1 thứ vũ khí chiến tranh, gieo rắc sợ hãi và chết chóc toàn bộ vùng đất.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Gwałtu służy jako broń, wywołuje strach i wyludnia całe okolice.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.강간은 전쟁에서 무기의 하나로 사용되었지요. 공포감을 조성하고 전 지역에서 사람들이 도망나가도록 합니다.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.La violación se usa como arma de guerra para infundir miedo y despoblar áreas enteras.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Lo stupro è usato come arma di guerra, che infonde terrore e spopola intere aree.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Vergewaltigung wird als Kriegswaffe eingesetzt, um Furcht einzuflößen und ganze Landstriche zu entvölkern.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Verkrachting wordt gebruikt als wapen in de oorlog, brengt angst en ontvolkt hele gebieden.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Violul e folosit ca armă de război, insuflând teamă şi depopulând zone întregi.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Znásilňovanie je nástrojom vojny, vyvoláva strach a vyľudňuje celé oblasti.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Ο βιασμός χρησιμοποιείται ως εργαλείο στον πόλεμο, διαχέοντας τον φόβο και ερημώνοντας ολόκληρες περιοχές.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Зґвалтування використовується як зброя, що сіє страх та знелюднює цілі місцевості.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Насилването се изпозлва като оръжие, което внушава страх и обезлюдява цели райони.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Насилие во время войны используется как оружие, вселяющее страх и вынуждающее людей бежать со своих земель.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.אונס משמש כנשק במלחמה, מחדיר פחד ומורא וגורם לנטישה של אזורים שלמים.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.الاغتصاب تم استخدامه كسلاح في الحرب، بغرس الرُعب وتهجير مناطق كاملة.
İlgili Sayfalar