bölgelerde ile cümle

bölgelerde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Niamey ve çevresindeki bölgelerde, nehirler taşıp binlerce evi tahrip etti.Les fleuves de Niamey et des alentours sont en crue et ont détruit des milliers d'habitations.
Niamey ve çevresindeki bölgelerde, nehirler taşıp binlerce evi tahrip etti.Los ríos en Niamey y las regiones aledañas han aumentado y destruido miles de casas.
Okula gitmeyen çocuk sayısının en fazla olduğu bölgelerde yeni sorular ortaya çıkıyor:지원을 하지 않고 있다는 것을 나타냅니다.
Okula gitmeyen çocuk sayısının en fazla olduğu bölgelerde yeni sorular ortaya çıkıyor:שנשארים מחוץ לבית-הספר,
Okula gitmeyen çocuk sayısının en fazla olduğu bölgelerde yeni sorular ortaya çıkıyor:التي يكثر فيها عدد اﻷطفال بدون مدارس
Okula gitmeyen çocuk sayısının en fazla olduğu bölgelerde yeni sorular ortaya çıkıyor:新たな課題として開発援助が
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.A my sme si mysleli, že žraloky žijú len v miernom pásme, len v našich zemepisných šírkach.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.A to jsme si mysleli, že žraloci velicí jsou zvířata mírného pásu a že žijí jen v našich zeměpisných šířkách.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.E noi pensavamo che i cetorini fossero animali da zone temperate e che vivessero solo alle nostre latitudini.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.저희는 돌묵상어가 온대기후 동물이고 우리의 위도에서만 산다고 생각했었지요.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Noi am crezut că rechinii peregrini sunt animale de climă temperată şi că trăiesc doar la latitudinea noastră.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Pensábamos que los tiburones peregrinos eran de clima templado y sólo vivían en nuestra latitud.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Pensávamos que estes tubarões eram animais de zonas temperadas e que apenas viviam na nossa latitude.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Und wir dachten, dass Riesenhaie gemäßigte Klimazonen bevorzugen und nur in unseren Breitengraden leben.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Và chúng tôi tưởng rằng cá mập khổng lồ là loài động vật ôn đới và chỉ sinh sống trên cùng vĩ độ với chúng ta.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Wij dachten dat reuzenhaaien gematigde dieren waren en alleen in onze breedtecirkel leefden.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.Και νομίζαμε ότι οι Προσκυνητές ήταν είδη εύκρατων περιοχών και ζούσαν μόνο στα δικά μας πλάτη.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.А мы считали гигантских акул сдержанными существами, обитающими только в наших широтах.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.А ние смятахме, че гигантските акули предпочитат умерен климат и живеят само в нашите ширини.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.חשבנו שהכרישים האלה הם חיות מקווי רוחב בינוניים וחיים רק בקו הרוחב שלנו.
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.وكنا نعتقد ان أسماك القرش المًتشمسة هي حيوانات مُعتدلة الحرارة تعيش فقط فق خطوط العرض التي نعيش فيها
Oysa biz, büyük camgözlerin ılıman bölgelerde yaşadığını ve yalnızca bu enlemde gezindiğini düşünüyorduk.アイルランドの緯度にしか住んでいないと思っていました しかし実際は赤道も横切っています
-- özellikle de iç bölgelerde ve eski endüstri bölgelerinde -- ortadan kaldıramayacaktır.교육격차를 해소할 수 없음을 잘 알고 있습니다.
-- özellikle de iç bölgelerde ve eski endüstri bölgelerinde -- ortadan kaldıramayacaktır.בעיקר במרכזי ערים ובאיזורי תעשיה לשעבר.
-- özellikle de iç bölgelerde ve eski endüstri bölgelerinde -- ortadan kaldıramayacaktır.خاصة داخل المدن الكبيرة وفي المناطق الصناعية
-- özellikle de iç bölgelerde ve eski endüstri bölgelerinde -- ortadan kaldıramayacaktır.切り込めないのです そこでさらに3種類の革新が必要となります
Rusya'nın 150 milyonluk nüfusunun çoğunun batı bölgelerde ve1억5천만 러시아인의 대부분이 국경서쪽과 유럽 접경 지역에
Rusya'nın 150 milyonluk nüfusunun çoğunun batı bölgelerde veהוא שרוב מ-150 מיליון תושבי רוסיה מתרכזים באזורים המערביים
Rusya'nın 150 milyonluk nüfusunun çoğunun batı bölgelerde veهو أن معظم سكان روسيا ال 150 مليون يعيشون بكثافة في المٌقاطعات الغربية
Rusya'nın 150 milyonluk nüfusunun çoğunun batı bölgelerde veヨーロッパに近い 西側の地域に集中していることです
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.A specialitásom a nehéz dolgok vontatása hideg helyeken.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Je suis spécialisé dans le remorquage d'objets lourds dans des endroits glaciaux.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.- 저는 추운 지역에서 무거운것을 끌고 - 다니는것을 전문으로 하지요
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Meine Spezialität ist es, schwere Sachen durch kalte Gegenden zu schleppen.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Mijn specialiteit is het rondzeulen van zware dingen op koude plaatsen.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Mi sono specializzato nel trascinare carichi pesanti in giro per luoghi freddi
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Sou especialista em arrastar coisas pesadas através de lugares frios.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Soy especialista en arrastrar cosas pesadas en lugares fríos.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Specjalizuję się w przeciąganiu ciężkich przedmiotów po różnych zimnych miejscach.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Spesialisasi saya adalah menarik barang-barang berat di tempat-tempat yang dingin.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Sunt specializat în trasul lucrurilor grele în locuri reci.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Tôi chuyên kéo đồ nặng nề như vậy tới những nơi giá lạnh. vào ngày 11 tháng 5 năm ngoái,
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Занимавам се с това да влача тежки неща из разни студени места.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Я займаюся тяганням важких речей у холодних місцевостях.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.Я специалист по перетаскиванию тяжестей в холодных местностях.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.אני מתמחה בגרירת דברים כבדים במקומות קרים.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.أنا متخصص في جر الأشياء الثقيلة حول الأماكن الباردة.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.寒い場所を行き来するのが専門です 昨年の5月11日に
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.가장 최근에 한 잠수에서 우리는 이 부근에서 생명체 200여 종을 셀 수 있었습니다. 그중 198종이 처음 발견되는 종이었습니다.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.A legutóbbi merülési sorozatunkkor 200 fajt számoltunk ebben a térségben. 198 új volt -- új faj.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.Auf einem der letzten Tauchgänge haben wir 200 Arten in diesen Bereichen gezählt. 198 waren neu - neue Arten.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.En una inmersión de la última serie, contamos 200 especies en estas áreas. 198 eran nuevas, nuevas especies.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.Nell'ultima serie di immersioni abbiamo contato 200 specie in queste zone. 198 erano nuove - nuove specie.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.Podczas ostatniej wyprawy naliczyliśmy 200 gatunków, z czego 198 to gatunki dotąd nieznane.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.U jedné ze sérií našich potápění jsme napočítali 200 druhů v těchto lokalitách. 198 z nich bylo nových.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.В одном из последних погружений мы насчитали 200 видов в этой местности, 198 — совершенно новых.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.При една от последните серии гмуркания преброихме 200 вида в тези области. 198 бяха нови... нови видове.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.באחת מסדרות הצלילה האחרונות ספרנו 200 מינים באזורים האלו. 198 היו חדשים -- מינים חדשים.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.على واحدة من سلسلة الغوص الماضي احصينا 200 نوع في هذه المناطق. 198 كانت جديدة -- أنواع جديدة.
Son dalış serilerimizden birinde bu bölgelerde 200 tür saydık. bunların 198 tanesi yeni türlerdi.この周辺で200の種を見ましたが そのうち198は新種でした ビル:問題の一つは生物学者がここらで
İlgili Sayfalar