bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Hóa ra các trường học đang chết chìm trong luật.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Kiderült, hogy az iskolák, szó szerint belefulladnak a jogszabályokba.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.사실은 학교가 법의 테두리에서 갖혀있는 것이죠.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.No a ukazuje se, že školy se doslova topí v právu.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Okazuje się, że szkoły dosłownie toną w przepisach prawnych.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Scopriamo così che le scuole stanno letteralmente annegando nei regolamenti.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Αποδεικνύεται ότι τα σχολεία κυριολεκτικά κολυμπούν σε μία θάλασσα από νομικές διατάξεις.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Е, оказва се, че училищата буквално се давят в закони.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Но выясняется, что школы буквально утопают в законах.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.מסתבר שבתי ספר טובעים, מילולית, בחוק.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.لقد تبين لنا ان المدارس اليوم " تغرق " في بحر من القضايا
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.以下に述べる法的概念のそれぞれに対して
Olamaz yüzücü boğuldu, kayık alabora oldu ve şu römorkör kayalara çarptıle voilier a chaviré,
Olamaz yüzücü boğuldu, kayık alabora oldu ve şu römorkör kayalara çarptıO nadador afoga-se e o barco à vela vira-se.
Olamaz yüzücü boğuldu, kayık alabora oldu ve şu römorkör kayalara çarptıוהנה השחיין טבע וסירת המפרש התהפכה, וספינת הגרר עלתה על שרטון,
Olamaz yüzücü boğuldu, kayık alabora oldu ve şu römorkör kayalara çarptıو آه لا, لقد غرق السباح وقارب الابحار انقلب وقارب السحب ,حسنا, لقد اصطدم بالصخور
Olamaz yüzücü boğuldu, kayık alabora oldu ve şu römorkör kayalara çarptıヨットは転覆し タグボートは岩にぶつかりました きっと運が良い人なら川を渡り切ります
Önce buraya bir tavşan çiziyorum, en son yakalanan tavşan, en son birim. ve böğürtlenler.-여기 토끼를 그려보았습니다- 좋아요, 점 F부터 생각해 봅시다. 한계비용의 단위는 딸기겠죠
Önce buraya bir tavşan çiziyorum, en son yakalanan tavşan, en son birim. ve böğürtlenler.Nakreslil jsem sem králíka. Jednoho dalšího králíka. A bude to udané v bobulích.
Önce buraya bir tavşan çiziyorum, en son yakalanan tavşan, en son birim. ve böğürtlenler.Narysuję króliczka. koszt jednego królika więcej, wyrażony w jagodach. w jagodach. Najpierw scenariusz F.
Önce buraya bir tavşan çiziyorum, en son yakalanan tavşan, en son birim. ve böğürtlenler.И ще го изведем в боровинки.
Önceliklerimize göre bizim hayali bakkala ödemeye razı olduğumuz böğürtlen sayısı değişiyor.이것이 우리가 편의점에서 지불할 딸기의 수입니다 그때그때 우리의 선호도에 따라서 말이죠
Önceliklerimize göre bizim hayali bakkala ödemeye razı olduğumuz böğürtlen sayısı değişiyor.Taka cena wynika z naszych preferencji.
Önceliklerimize göre bizim hayali bakkala ödemeye razı olduğumuz böğürtlen sayısı değişiyor.Tolik bychom zaplatili samoobsluze na základě našich současných preferencí.
Önceliklerimize göre bizim hayali bakkala ödemeye razı olduğumuz böğürtlen sayısı değişiyor.Това е, което бихме платили на универсалния магазин, базирано на предпочитанията в този момент.
Önceliklerimize göre bizim hayali bakkala ödemeye razı olduğumuz böğürtlen sayısı değişiyor.Це те, що ми б заплатили в цьому магазині, виходячи із наших поточних вигод.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Ea şi cu mine am fost la cules de mure.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Hej, poszliśmy razem zbierać jagody;
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.그녀와 나는 블랙베리를 따러 갔지.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.No, ketten mentünk szedret szedni.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Nous sommes allé cueillir des baies.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Rồi, nàng và tôi đi hái mâm xôi.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Samen gingen we bramen plukken.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.Sie und ich gingen Blaubeeren pflücken.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.И вот мы с ней пошли собирать чернику.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.С нея ходихме да берем боровинки.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.ובכן, היא ואני הלכנו לקטוף פטל שחור.
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.حسناً .. وكنا أحيانا نذهب لقطف التوت البري
Onunla ben gittik böğürtlen toplamaya.つまみ食いしたら怒られた
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.A hajó pedig immár a tenger közepén vala, a haboktól háborgattatva; mivelhogy a szél szembe fújt vala.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.A loď už bola naprostred mori, zmietaná vlnami, pretože bol odporný vietor.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.A łódź już w pośrodku morza będąc, miotana była od wałów; albowiem był wiatr przeciwny.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Båten var då redan många stadier från land och hårt ansatt av vågorna, ty vinden låg emot.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Bấy giờ, thuyền đã ra giữa biển rồi, vì gió ngược, nên bị sóng vỗ.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Bấy_giờ , thuyền đã ra giữa biển rồi , vì gió ngược , nên bị sóng vỗ .
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Entrementes, o barco já estava a muitos estádios da terra, açoitado pelas ondas; porque o vento era contrário.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.În timpul acesta, corabia era învăluită de valuri în mijlocul mării; căci vîntul era împotrivă.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.배가 이미 육지에서 수리나 떠나서 바람이 거슬리므로 물결을 인하여 고난을 당하더라
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.La barca intanto distava gia qualche miglio da terra ed era agitata dalle onde, a causa del vento contrario
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.La barca ya quedaba a gran distancia de la tierra, azotada por las olas, porque el viento era contrario
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.La barque, déjà au milieu de la mer, était battue par les flots; car le vent était contraire.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Ladja pa je plula že sredi morja, in valovi so jo premetavali, kajti veter je bil nasproten.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Lodí pak již byla uprostřed moře, zmítající se vlnami, nebo byl vítr odporný jim.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Men båten var alt midt ute på sjøen og arbeidet hårdt mot bølgene, for vinden var imot.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Men Skibet var allerede midt på Søen og led Nød af Bølgerne; thi Vinden var imod.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Mutta venhe oli jo monen vakomitan päässä maasta, aaltojen ahdistamana, sillä tuuli oli vastainen.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Und das Schiff war schon mitten auf dem Meer und litt Not von den Wellen; denn der Wind war ihnen zuwider.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.Το δε πλοιον ητο ηδη εν τω μεσω της θαλασσης, βασανιζομενον υπο των κυματων διοτι ητο εναντιος ο ανεμος.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.А ладията бе вече всред езерото, блъскана от вълните, защото вятърът беше противен.
O sırada tekne kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. Çünkü rüzgar karşı yönden esiyordu.А лодка была уже на средине моря, и ее било волнами, потому что ветер был противный.

İlgili Sayfalar