bögü ile cümle
bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Golpeando a los egipcios, ahogandolos en el Mar Rojo, destruyendo ciudades, enojándose.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.이집트인들을 두들겨 패고, 그들을 홍해에 익사시키고, 도시들을 파괴 하고, 화를내는 존재로 생각했습니다.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Lovindu-i pe egipteni, înecându-i în Marea Roșie, distrugând orașe, înfuriindu-se.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Pokonującą Egipcjan, topiącą ich w Morzu Czerwonym, wyniszczającą miasta, gniewną,
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Porazil Egypťany, vysušil Rudé moře, porážel opevněná města, dával najevo svůj hněv.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Έδερνε και έπνιγε Αιγυπτίους στην Ερυθρά Θάλασσα, ερήμωνε πόλεις, θύμωνε.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Убива египтяните, хвърля ги в Червеното море, помита градове, ядосва се.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.מכסח את המצרים, מטביע אותם בים סוף, מכלה ערים, כועס.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.فهو يهزم الفراعنة بإغراقهم في البحر الأحمر, ويدمر المدن, ويثور.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.彼らが知る神は それらの行為をする神でした
Nefesim kesilmişti. Sonra boğulmaya başladım, ve ardından suda kusmaya başladım.J'avais le souffle coupé. et j'ai commencé à m'étouffer, ce qui m'a rapidement conduit à vomir dans l'eau.
Ne zaman bu kolundan tutup sokağa çıkardığımız kız gibi genç bir kız görsem utanca boğuluyorum.Me siento culpable cada vez que veo a una chica joven como la que tomé del brazo y arrastré hasta la calle.
Ne zaman bu kolundan tutup sokağa çıkardığımız kız gibi genç bir kız görsem utanca boğuluyorum.Чувствам вина всеки път когато видя младо момиче, като онова, което хванах за ръката и извлякох на улицата.
Ne zaman yürüyemeyen yaşlı bir adam görsem utanca boğuluyorum.Saya telah sejak diganggu oleh rasa bersalah setiap kali saya melihat seorang pria tua
Oda dumandan boğuluyordu.Bol tam hustý dym.
Oda dumandan boğuluyordu.De rook binnen was verstikkend.
Oda dumandan boğuluyordu.Det var fyllt av rök.
Oda dumandan boğuluyordu.Es war mit Rauch zum Ersticken voll.
Oda dumandan boğuluyordu.연기에 거의 질식할 뻔 했습니다.
Oda dumandan boğuluyordu.La fumée était étouffante.
Oda dumandan boğuluyordu.Me estaba ahogando con el humo.
Oda dumandan boğuluyordu.Nó đặc khói.
Oda dumandan boğuluyordu.Si soffocava dal fumo.
Oda dumandan boğuluyordu.Tempat itu penuh dengan asap.
Oda dumandan boğuluyordu.Wisiały tam kłęby dymu.
Oda dumandan boğuluyordu.Ήταν πνιγμένο στον καπνό.
Oda dumandan boğuluyordu.Беше задушена с дим.
Oda dumandan boğuluyordu.Вона була наповнена димом.
Oda dumandan boğuluyordu.Там можно было задохнуться от дыма.
Oda dumandan boğuluyordu.המקום היה חנוק מעשן.
Oda dumandan boğuluyordu.كانوا يطبخون على الأخشاب الخضراء التي تعد وقودهم الأساسي
Oda dumandan boğuluyordu.彼等は唯一の燃料である生材を使って 調理していたのです
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.All'epoca stavo attraversando molti problemi personali.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Estaba pasando por un montón de problemas personales en ese momento.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Ich durchlebte viele persönliche Probleme.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Ik had verscheidene persoonlijke problemen op dat moment.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Jag gick igenom en hel del privata problem vid den tiden.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Je traversais beaucoup de problèmes personnels à l'époque.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.당시 저는 수 많은 개인적인 문제들을 겪었습니다.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Mă confruntam cu multe probleme personale în acea vreme.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Miałem wiele osobistych problemów.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Nessa altura, eu estava a passar por muitos problemas pessoais.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Prechádzal som mnohými osobnými problémami.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Saya mengalami banyak masalah pribadi waktu itu.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Sok személyes gondon mentem keresztül abban az időben.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Toho času jsem řešil hodně osobních problémů.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Tôi đã trải qua nhiều vấn đề cá nhân tại thời điểm đó.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Είχα πολλά προσωπικά προβλήματα.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Имах много лични проблеми по онова време.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.Я переживал много личных проблем в то время.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.עברתי הרבה בעיות אישיות באותו הזמן.
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.فقد كنت امر بالكثير من المشاكل الشخصية
O dönemde bir çok kişisel problemlerle boğuşuyordum.夫婦の仲がうまくいっておらず
O halde, neden bizi boğulmaya karşı savunmasız hale getiren bir ağız ve boğaz geliştirmiş olabiliriz?왜 우리는 입과 목구멍이 우리를 질식사하기 쉽게 진화했을까요? 글쎄요,
O halde, neden bizi boğulmaya karşı savunmasız hale getiren bir ağız ve boğaz geliştirmiş olabiliriz?Pourquoi nous a-t-elle évolué une bouche et une gorge qui nous rend vulnérables à l'étouffement ?
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.A rezultat că şcolile se scufundă în legislaţie.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Bueno, resulta que las escuelas estan literalmente ahogándose en las leyes.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Eh bien, il s'avère que les écoles sont littéralement noyées dans le Droit.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Es zeigt sich, dass Schulen geradezu im Gesetzessumpf ertrinken.
Okullar tam anlamiyla kanunlar icinde bogulmaktalar.Het blijkt dat scholen letterlijk verdrinken in regels.