bögü ile cümle
bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."Vos doigts de latex dans ma bouche ... Votre voix si douce et étouffée ... Bas les masques, cher dentiste,
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."Η φωνή σας τόσο απαλή και καλυμμένη... Κατεβάστε τη μάσκα αγαπητέ οδοντίατρε, κατεβάστε την μάσκα."
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."Твоите гумени пръсти в устата ми... Твоят тих и мек глас .. Свали маската си, драги зъболекарю,
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."אצבעות הגומי בתוך פי... קולך כה רך ועמום... הורד המסכה, רופא יקר,
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."اصبعك المطاطي في فمي... صوتك ناعم جدا وخافت... اخفض الكمامة يا ايها لطبيب العزيز
Lastik parmakların ağzımda ... sesin yumuşak ve boğuk ... maskeni indir sevgili dişçi, maskeni indir."貴方のくぐごもったささやくような声・・・ せめてマスクを下げてもらえませんか 歯医者様 マスクを下げてください」
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Ad un certo punto bastava camminare per Londra per essere sopraffatti dal tanfo.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Als je in die tijd door Londen liep, werd je gewoon bedwelmd door een vreselijke stank.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Así bien, si caminaban por Londres en esta época quedarían abrumados por este terrible olor.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Če bi v tistem času hodili po Londonu, bi vas šokiral neznosen smrad.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Deci, mergeai prin Londra în momentul ăsta şi erai copleşit de această duhoare.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Donc, vous marchiez dans Londres à ce moment-là et vous étiez accablé par cette puanteur.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Így, ha valaki körbejárja ekkor Londont, egyszerűen letaglózza a bűz.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Jadi, jika Anda berjalan di London pada saat itu dan merasa kewalahan dengan bau busuk ini.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.그래서 여러분이 당시의 런던 시내를 돌아다닌다면 순식간에 악취에 압도될 것입니다.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Man spazierte also in London umher und war überwältigt von diesem Gestank.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Se andássemos por Londres, nesse tempo, ficaríamos siderados com o cheiro pestilento.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Tak więc chodzą po Londynie w tamtym okresie było się przytłoczonym smrodem.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Περπατούσες λοιπόν τότε στο Λονδίνο και συγκλονιζόσουν απ' αυτή τη δυσοσμία.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Значи, в онзи момент, докато просто вървите из Лондон, просто щяхте да сте смазани от тази воня.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Итак, в те времена стоило вам только пройтись по Лондону - вы просто погружались в зловоние.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.ואז גררו אותן אל מרתיח העצמות שבהמשך הרחוב.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.لذا, فبمجرد أن تبدأ تجوالك في مدينة لندن في تلك الأيام حتى تطغي عليك الروائح النتنة من كل صوب.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.その悪臭に驚愕したことでしょう 最終的には新興の公共保健当局が
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Helaas worden de kleine kunstenaars in ons verstikt voor we kunnen vechten tegen de verdrukkers van de kunst.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.불행하게도 우리 안에 어린 예술가들은 우리가 예술의 압제자들과 맞서 싸우기 전에 이미 질식해서 죽어버립니다.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Leider werden die kleinen Künstler in uns erstickt, bevor wir gegen die Unterdrücker der Kunst kämpfen können.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Niestety mali artyści w nas zostają zduszeni zanim staniemy do walki z ciemiężcami sztuki.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.למרבה הצער, האמנים הקטנים בתוכנו נחנקים למוות לפני שאנחנו מקבלים הזדמנות לקום כנגד המדכאים הגדולים של האמנות.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.للأسف، الفنانين الصغار داخلنا خنقوا للموت قبل أن نستطيع أن نحارب ضد طغاة الفن.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.芸術の抑圧者との戦い方を覚える前に 息の根を止められてしまう 檻に閉じ込められて
Maria Elena herkesin bir şeyler pişirip... ...böğürtlen toplamaları gerektiğinde ısrarcıydı.Maria Elena decidiu que iam fazer uma grande jantar juntos... ...e insistiu em ir apanhar amoras frescas.
Maria Elena herkesin bir şeyler pişirip... ...böğürtlen toplamaları gerektiğinde ısrarcıydı.María Elena había decidido hacer entre todos una gran cena e... ...insistió en que recolectaran moras frescas.
Maria Elena herkesin bir şeyler pişirip... ...böğürtlen toplamaları gerektiğinde ısrarcıydı.ماري إيلينا فقرروا أنهم يجب أن يطبخوا عشاء كبير معاً
Marjinal faydayı da böğürtlen cinsinden işaretledik. .한계비용과, 한계편익또한 기록하고 있습니다. 단위는 딸기의 개수입니다.
Marjinal faydayı da böğürtlen cinsinden işaretledik. .Mamy koszty krańcowe i korzyści krańcowe, wyrażone w jagodach.
Marjinal maliyet 80 böğürtlen.한계효용은 이제 딸기 80개입니다
Marjinal maliyet 80 böğürtlen.Koszt wynosi teraz 80 jagód. Scenariusz C: koszt 80 jagód.
Marjinal maliyet 80 böğürtlen.Náklady jsou nyní 80 bobulí.
Marjinal maliyet 80 böğürtlen.Їхня вартість тепер становить 80 ягід.
Marjinal maliyet 80 böğürtlen.Разходът става 80 боровинки.
Marjinal maliyetin böğürtlenlerin fonksiyonu olarak gösterdik.이것이 바로 변수를 딸기로 잡은
Marjinal maliyetin böğürtlenlerin fonksiyonu olarak gösterdik.Koszt krańcowy w funkcji liczby królików.
Marjinal maliyetin böğürtlenlerin fonksiyonu olarak gösterdik.Tady máte mezní náklady jako funkci bobulí.
Marjinal maliyetin böğürtlenlerin fonksiyonu olarak gösterdik.Вече имате маргиналния разход като функция на боровинките.
Marjinal maliyetin böğürtlenlerin fonksiyonu olarak gösterdik.У вас є гранична вартість як функція від ягід.
Mesela bakalım neymiş, "TorrentFreak": "Pirate Bay tanığı çiçeğe boğuldu."Katselen tässä sivua "TorrentFreak": "the Pirate Bayn todistaja hukkuu kukkasiin."
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.A potom tieto malé priestory medzi myelínovou pošvou --
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.Og disse små rum mellem myelinskeden-- bare så at vi har al terminologien fra
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.Schwannin solut tai myeelinituppi.
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.Schwannove celice ali mielinska ovojnica.
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.Takže, řekněme Schwannovy buňky nebo myelinová pochva.
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.Και μετά, αυτά τα μικρά κενά ανάμεσα στο μυελώδες έλυτρο - για να έχουμε όλη την ορολογία
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.А тези малки пространства тук -
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.והרווחים הזעירים בתוך מעטפת המיאלין --
Miyelin kılıfının arasındaki boşluklara da Ranvier boğumu adı veriliyor.و لدينا هذه الفرغات بين غمد المايلين
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Battant les égyptiens, les noyant dans la mer rouge, dévastant les villes, se mettant en colère
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Đánh bại những người Ai Cập, dìm chế họ trong Biển Đỏ, tàn phá những thành phố, nổi cơn thịnh nộ.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.De Egyptenaren verslaan, ze in de Rode Zee verdrinken, steden vernietigen, kwaad worden.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Dio tormenta gli egiziani, li annega nel Mar Rosso, distrugge città, si infuria.