bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Herkes kahkalara boğuldu. Küçük düşmüştüm.모두들 뒤집어졌고, 저는 매우 부끄러웠습니다.
Herkes kahkalara boğuldu. Küçük düşmüştüm.Wszyscy się śmiali, a ja stałem upokorzony.
Herkes kahkalara boğuldu. Küçük düşmüştüm.כולם התפרצו בצחוק. אני הייתי מושפל.
Herkes kahkalara boğuldu. Küçük düşmüştüm.انفجر الجميع في الضحك. وتم الاستهتار بي.
Herkes kahkalara boğuldu. Küçük düşmüştüm.彼女は「さあ早く。忙しいんだから」と言いました
Herkes kahkalara boğuldu.Mindenki nevetésben tört ki.
Herkes kahkalara boğuldu.Toată lumea a izbucnit în râs.
Herkes kahkalara boğuldu.Toda a gente desatou a rir, e eu senti-me humilhado.
Herkes kahkalara boğuldu.Todos se rieron.
Herkes kahkalara boğuldu.Tout le monde a éclaté de rires.
Herkes kahkalara boğuldu.Tutti scoppiarono a ridere.
Herkes kahkalara boğuldu.Всички избухнаха в смях.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Durante el día está bien, cuando la luz del sol inunda las salas principales.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Este în regulă pe timpul zilei Când cele mai multe camere sunt inundate de lumină naturală.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Gedung ini baik-baik saja di siang hari saat ruangan utamanya penuh cahaya matahari.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Het is prima gedurende de dag als de belangrijkste kamers worden overspoeld met zonlicht.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Il convient très bien la journée, quand les pièces principales baignent dans la lumière du soleil.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.낮 동안에는 괜찮습니다. 주요 방들 전체가 햇빛으로 가득 찼을 때는 말이죠.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Mọi thứ vẫn ổn suốt cả ngày khi những phòng chính tràn ngập ánh nắng.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Va bene durante la giornata, quando le stanze principali sono inondate dalla luce del sole.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Vše je v pořádku za dne, kdy jsou místnosti zaplaveny slunečním světlem.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Την μέρα είναι μια χαρά όταν όλα τα δωμάτια τα πλημμυρίζει το φως του ήλιου.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Добре е през деня, когато основните стаи са облети със слънчева светлина.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.Прекрасно, когда днём комнаты залиты солнечным светом.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.זה בסדר במהלך היום כשהחדרים המרכזיים מוצפים אור שמש.
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.لقد كان يوما اعتياديا عندما كانت الغرف الرئيسية ملأى بضوء الشمس الساطع
Her şey yolundadır, odalar gündüz vakti güneş ışığına boğulurken.あふれる日中は立派 でも日が暮れると
Her türlü s.kiş beni boğuyor.Jakýkoli šukání mě nudí.
Her türlü s.kiş beni boğuyor. Neden oraya gidip hepsine hadlerini bildirmiyoruz?Morda, toda ti izgledaš kot tramvajska sprevodnica, ne kot pocestnica.
Her türlü s.kiş beni boğuyor. Neden oraya gidip hepsine hadlerini bildirmiyoruz?Może, ale wyglądasz jak kanar, a nie jak zwykły człowiek.
Her türlü s.kiş beni boğuyor.Οποιοδήποτε είδος πηδήματος το βαριέμαι.
Her türlü s.kiş beni boğuyor.Отегчава ме всяко едно шибане.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Es gab keine Anzeichen von Verletzungen oder blauen Flecken.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Il n'y a pas de signes de trauma ou de contusions.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu. Mantıklı aslında.Er waren geen tekenen van geweld, dus het kan wel.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu. Mantıklı aslında.まーいやだ!
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Nie było żadnych urazów, albo siniaków.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Non c'erano segni di traumi o contusioni.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Δεν υπήρχαν σημάδια τραυματισμού ή μώλωπες.
Hiç yara ya da boğuşma izi yoktu.Всё сходится. Да.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.믿음으로 저희가 홍해를 육지같이 건넜으나 애굽 사람들은 이것을 시험하다가 빠져 죽었으며
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Po veri so Izraelci prešli Rdeče morje kakor po suhem; Egipčani pa so bili, poskusivši to, pogoltnjeni.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Ved Tro gik de igennem det røde Hav som over tørt Land, medens Ægypterne druknede under Forsøget derpå.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Ved tro gikk de gjennem det Røde Hav som over tørt land; men da egypterne prøvde på det, druknet de.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Věrou přešli moře červené jako po suchu; o čež pokusivše se Egyptští, ztonuli.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Vierou prešli Červené more jako po suchej zemi, o čo sa pokúšali aj Egypťania a boli pohltení.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Wiarą przeszli przez morze Czerwone, jako po suszy, o co kusiwszy się Egipczanie, potonęli.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Δια πιστεως διεβησαν την Ερυθραν θαλασσαν ως δια ξηρας, την οποιαν δοκιμασαντες οι Αιγυπτιοι κατεποντισθησαν.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Верою перешли они Чермное море, как по суше, – на что покусившись, Египтяне потонули.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Вірою перейшли вони Червоне море, як по суходолу; що спробувавши Єгиптяне, потопились.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.те, за които светът не беше достоен, се скитаха по пустините и планините, по пещерите и рововете на земята,
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.באמונה עברו את ים סוף ביבשה אשר נסו מצרים גם המה לעבר בו ויטבעו׃
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.بالايمان اجتازوا في البحر الاحمر كما في اليابسة الامر الذي لما شرع فيه المصريون غرقوا.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.他 們 因 著 信 、 過 紅 海 如 行 乾 地 . 埃 及 人 試 著 要 過 去 、 就 被 吞 滅 了
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.他 們因 著信 、 過紅 海如行 乾地 . 埃及人 試著 要 過去 、 就 被 吞滅了
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Acaso é a mim que eles provocam � ira? diz o Senhor; não se provocam a si mesmos, para a sua própria confusão?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.agy engem ingerelnek-é õk, azt mondja az Úr, és nem magokat-é, hogy gyalázat [borítsa] arczukat?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Ali je zoper mene, ko delajo zdražbo? govori GOSPOD; ni li zoper nje same, v osramočenje njih obličja?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Či to azda mňa popudzujú? hovorí Hospodin, Či azda nie sami seba, aby hanba pokryla ich tvár?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Doe Ik hun pijn? vraagt de HERE. Zij doen zichzelf het meeste pijn, tot hun eigen schande.

İlgili Sayfalar