bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Est-ce moi qu`ils irritent? dit l`Éternel; N`est-ce pas eux-mêmes, A leur propre confusion?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.나 여호와가 말하노라 그들이 나를 격노케 함이냐 어찌 자기 얼굴에 수욕을 자취함이 아니냐
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Ma forse costoro offendono me - oracolo del Signore - o non piuttosto se stessi a loro vergogna?»
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.¿Me ofenderán a mí?, dice Jehovah. ¿Acaso no actúan, más bien, para su propia vergüenza?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Minulleko he tuottavat mielikarvautta, sanoo Herra, eivätkö pikemmin itselleen, omaksi häpeäksensä?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Mon det er mig, de krænker, lyder det fra HERREN, mon ikke sig selv til deres Ansigters Skam?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Mon det er mig de volder sorg, sier Herren, mon ikke sig selv, så deres ansikter skal rødme av skam?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.,,Pe Mine Mă mînie ei oare? zice Domnul; nu pe ei înşişi, spre ruşinea lor?``
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Tetapi sesungguhnya, bukan Aku yang mereka sakiti, melainkan diri mereka sendiri sehingga mereka malu
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Zdaliž to proti mně jest, že mne oni popouzejí? dí Hospodin. Zdali není proti nim k zahanbení tváři jejich?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Μηπως εμε παροξυνουσι; λεγει Κυριος ουχι εαυτους προς καταισχυνην των προσωπων αυτων;
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Но Мене ли разгневяват? казва Господ, - Дали не себе си разгневяват за посрамяване на своите лица?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Но Меня ли огорчают они? говорит Господь; не себя ли самих к стыду своему?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.האתי הם מכעסים נאם יהוה הלוא אתם למען בשת פניהם׃
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.أفاياي يغيظون يقول الرب. أليس انفسهم لاجل خزي وجوههم.
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.耶 和 華 說 、 他 們 豈 是 惹 我 發 怒 呢 . 不 是 自 己 惹 禍 、 以 致 臉 上 慚 愧 麼
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.耶和華 說 、 他 們豈 是 惹我發怒 呢 . 不 是 自己 惹禍 、 以致 臉上 慚愧麼
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Eventuell war er der Mensch, der diese Lücken entdeckt hat. Das sind also die Ranvierschen Schnürringe.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Ik veronderstel dat ze vernoemd zijn naar Ranvier.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Jag antar att de är uppkallad efter Ranvier. Han kanske var killen som tittade och såg att de hade dessa
İşte bunlar da Ranvier boğumları.그래서 랑비에 결절이라고 부르게 된 것입니다.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Mogoče je ta mož opazil, da obstajajo prostorčki, kjer ni mielinske ovojnice. To so Ranvierovi zažemki.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Så disse er ranvierske indsnøringer.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Takže toto sú Ranvierove zárezy.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Αυτοί είναι, λοιπόν, οι Κόμβοι του Ranvier.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.И така, това са прищъпванията на Ранвие. Основната идея, както по-рано споменах, е аксонът да преведе сигнал.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.Это перехваты Ранвье.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.אלה הם קשרי Ranvier.
İşte bunlar da Ranvier boğumları.اذا فهي تدعى عقد رانفيير
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Asap yang berasal dari kayu itu menyesakkan napas, dan dalam rumah yang tertutup, Anda tidak bisa bernapas.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Củi ướt rất khói, trong 1 căn nhà kín, bạn không thể thở được.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.De rook van dat hout is verstikkend en in een gesloten huis kan je niet ademen.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Der Rauch davon ist beißend und macht das Atmen in einem geschlossenen Haus unmöglich.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Dym wydostający się z tego drewna dusił, więc w zamkniętym domu nie dało się oddychać.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Dym z takého dreva vás dusí, v uzavretom dome sa jednoducho nedalo dýchať.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.El humo que sale de esa madera ahoga y en una casa cerrada, sencillamente no se puede respirar.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.땔감에서 나온 연기가 숨 막힐 정도입니다. 꽉 막힌 집에서는 그야말로 숨을 쉴 수가 없습니다.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Röken som kommer från detta virke är kvävande och i det tillslutna huset så kan man inte andas helt enkelt.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Sa fumée est étouffante, et dans une maison fermée, il est impossible de respirer.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Від диму з цього палива можна задихнутись, і в закритому будинку було просто неможливо дихати.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Димът излизащ от този дървен материал е задушаващ, и в затворена къща, вие просто не може да дишате.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.Дым, поднимающийся от этого дерева, был удушающим, а в закрытом помещении дышать было просто невозможно.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.העשן שעולה מעץ זה הוא חונק, ובבית סגור, פשוט אי אפשר לנשום.
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.و في بيت مغلق, لا تستطيع التنفس بسهولة فيما بعد, وجدنا السبب المؤدي الى المرض و من ثم الموت
Kalastan gelen duman boğucuydu ve kapalı bir evde adeta nefes alamıyordunuz.屋内ではとにかく息も出来ません その後 その地方の主たる疾患と死亡原因が
Karaçi Sıcak Hava Dalgalarıyla Boğuşurken Sosyal Medya Yardıma KoşuyorKarachi en proie à une vague de chaleur record
Karaçi Sıcak Hava Dalgalarıyla Boğuşurken Sosyal Medya Yardıma KoşuyorMientras Karachi sucumbe a una histórica ola de calor, las redes sociales salen al rescate
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Da war auch noch eine weitere Redensart, die ich gehört habe, und die war "Fische vor dem Ertrinken retten."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Ho trovato anche un altro proverbio che dice "salva un pesce che sta per annegare".
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Houve uma outra com que me deparei, e é "salvar o peixe de se afogar."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."I było następne przysłowie, na które się natknęłam: "uratować rybę przed utonięciem."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."그런데 거기에서 제가 또 다른 사례를 우연히 만났는데, 그건 "물에 빠진 생선을 살리는것" 이죠.
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Sehingga ada satu hal lagi yang terlintas di pikiran saya, dan itu adalah "menyelamatkan ikan dari tenggelam."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Şi mai e un proverb peste care am dat, proverb care se referă la "salvarea peştilor de la înec."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Và tôi chợt nghĩ đến một thành ngữ khác
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Υπήρχε ακόμη μια (παροιμία) που συνάντησα, και έλεγε 'διάσωση των ψαριών από πνιγμό'.
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Але є й інше прислів'я, на яке я натрапила - це "рятувати потопаючу рибу".
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."Но есть и другая пословица "спасать тонущую рыбу".
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."אז הייתה עוד אחת שנתקלתי בה, והיא "להציל דג מטביעה."
Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."وهناك جملة أخرى مررت بها، وهي "انقاذ سمكة من الغرق."

İlgili Sayfalar