bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Нереститься в морі.
Bu aşamada boğuk öksürük ve hırıltı olmayabilir.Кашель і захриплість можуть бути не присутніми у цьому стані.
Roma kaynakları bu savaştan bahsetmez ve Gordion'un uzakta Fırat'ın akıntısında boğulduğunu iddia eder.Римські історики не згадують про цю подію та припускають, що Гордіан загинув у верхів'ї Євфрата.
Ben boğuluyorum.Я тону.
Dağlarda bol miktarda kuşburnu, böğürlen ve ahududu da mevcuttur.Je to tedy dílčí část kerných (zlomových) pohoří a vrásno-zlomových pohoří.
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Při překonávání řeky mnoho Greutungů utonulo.
30 Nisan 534/535'te Amalasuntha sürgünde iken bu adada hamamda iken boğularak öldürüldü.Zde také byla Amalaswintha dne 30. dubna roku 534 nebo 535 zavražděna při koupeli.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Poté, co mu byla sdělena diagnóza metastázující rakoviny, Bridgman spáchal v roce 1961 sebevraždu.
4 mürettebat boğuldu.Tři z cestujících se utopili.
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.Každou chvíli se v nich někdo utopil.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Část z nich naskákala do řeky a utonula.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Může se vyskytovat štěkavý kašel a chrapot, pacient v klidu však nevykazuje stridor (hvízdání).
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Musel řešit i problémy s Francií.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.Při akci zemřel člen organizace Fernando Pereira.
Hayranlarının mektuplarına boğulan Carroll, bazen dilediğinden bile daha fazla ilgi görmüş olmalı.Dodgsona zaplavily dopisy obdivovatelů a někdy se mu dostávalo nevítané pozornosti.
Boğuzlaga (Bogızlığ): Kanlı kurban.Systematická botanika: Krvavec toten .
1940 yılında, eşi ve kızı trajik bir şekilde boğuldu.V roce 1970 za ním emigrovala jeho žena s dcerami.
Böğürtlen ile de yapılabilir.Lze to též provádět vkleče.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Teama de sufocare—ceva ce am, sau teama de faptul că niciodată nu mă pot bucura ...
Arkadaşları onun Mora Nehri yakınlarında boğulduğunu sanıyordu.Apropiații credeau că se înecase în Râul Mur.
Ticino Nehri'nde boğuldu ve Ansprand egemenliğini ilan etti.S-a înecat însă în râul Ticino, iar Ansprand a fost aclamat ca suveran.
Raginpert'in oğlu II. Aripert tarafından boğuldurulmuştur. ^ "German Tribes org Lombard Kings".El a fost succedat de către fiul său Cunincpert. ^ „German Tribes org Lombard Kings”.
Ayrıca yeni bir ağaca geldiklerinde komşularına haber vermek için de böğürürler.De asemenea, mai mug când vor să-și arate prezența vecinilor lor atunci când urcă într-un nou copac.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.În timpul luptelor, Stauffenberg a fost rănit.
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Mai mult, în scurtă vreme, cei trei au început să se certe pe poziția de prim-negociator.
Hep boğuk bir sesle konuşur.Cineva înjură cu o voce groasă.
Boğulanlar boğuldu, bundan sonra o, daha 350 yıl yaşadı.VI î.Cr., fiind succedat celui nabatean, ultimul rezistând încă 250 de ani.
Böğürtlen ile de yapılabilir.Se poate servi de asemenea cu la cașcaval.
At veyâ sığırın kan dökmeden boğularak öldürülmesi.Sacrificare cu vărsare de sânge a animalelor în abator.
Fakat boğulduğuna dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.Nimeni nu a realizat faptul că a fost înjunghiată.
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.Este o pasăre comunicativă, dar cu un glas destul de slab.
Onlardan ikisi boğuldu.Doi dintre ei s-au înecat.
Bu trans ya da rüya halinde iken, babası ve erkek kardeşlerinin denizde boğulmak üzere olduğunu görür.A transzállapotban (illetve álmában) meglátta apját és bátyjait, amint a víz alá merülnek.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.Az illetőnél lehet ugató köhögés és rekedtség, de nyugalmi állapotban nincs stridor (sipoló légzés).
Boğuşma sırasında aşçı kadın, adamı sırtından birkaç kez bıçaklayarak öldürür.A dulakodás közben a lány egy késsel leszúrja a férfit.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.A Greenpeace fényképésze, Fernando Pereira életét veszti a szerencsétlenségben.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.Ő egy kislány volt, aki csapdába esett ülésében és megfulladt.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.A tengerbe nem úszik be.
Boğularak öldükleri belli oluyordu.Ami még furcsább, úgy tűnik, megfojtották.
Oyuncu aynı zamanda sıtmayla boğuşmaktadır.A színészet mellett fafaragással is foglalkozik.
Aias sularla boğuşurken, tanrıça Athena göğe yükselir ve onun üzerine bir yıldırım gönderir.Kezdetben csak víz volt, Isten leküldi az ördögöt a víz alá, hozzon fel homokot.
Gertrude, Ophelia'nın boğulduğu haberini vererek bu hileyi yarıda keser.Gertrud megjelenik, hogy bejelentse, Ophelia vízbe fulladt.
Politik duruşundan asla taviz vermediği için, sürekli mali zorluklarla boğuşmak zorunda kaldı.Nem tud bánni a pénzzel, ezért állandóan anyagi gondokkal küszködik.
Krup semptomları şunlardır: "havlar tarzda" öksürük, stridor (tiz ve hırıltılı bir ses), ve boğukluk.A krupp tünetei: az „ugató” köhögés, a stridor (sípoló légzés), és a rekedtség.
Boğuşma sırasında Jessie eline geçirdiği bir sopayla Carlos’un başına vurarak onu orada öldürür.Gabrielle eközben egyik sokkból a másikba esik Carlos miatt.
Kraliyet tarafından zenginlik ve ihtişama boğulur.Arcáról erő és fenség sugárzik.
Çok satan gerilim hikâyeleri yazarı Alan Wake, iki yıldır yazar tıkanıklığı ile boğuşmaktadır.Alan Wake egy sikeres pszicho-triller író, aki már két éve alkotói válságtól szenved.
İnsanları boğulmaktan kurtarmak için gösterilen cesaret ve becerikliliği tanımak için yaratıltı.Felejthetetlen karaktere és bátorsága mentette meg a kivégzéstől.
Kesha geçirdiği zor zamanları yüzünden konuşma sırasında sık sık göz yaşlarına boğulmuştur.''Az Egyesült Államokban eltöltött ideje alatt gyakran panaszkodott szemének folyamatos romlása miatt.
Asfiksi, oksijen yetersizliğinden ileri gelen boğulmadır.A kezelés része az oxigén nyomásának minél hamarabbi megnövelése.
At veyâ sığırın kan dökmeden boğularak öldürülmesi.Riistaeläimistä veri vuodatetaan ulos saaliin kuoltua.
165 cm'lik boyu ile NBA tarinde Muggsy Bogues'dan sonra en kısa oyuncudur.Vain 165 senttimetriä pitkä Boykins on NBA:n historian toiseksi lyhyin pelaaja Muggsy Boguesin jälkeen.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Vuonna 1961 Bridgman teki itsemurhan sairastuttuaan syöpään.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.Valokuvaaja Fernando Pereira kuoli iskussa.
Anlatılanlara göre Ptolemaios 13 Ocak MÖ 47 tarihinde Nil nehri'ni geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Ptolemaios hukkui 13. tammikuuta 47 eaa. ylittäessään Niiliä.
İmparator kedere boğulmuştu.Lyöjäkuningas hukkunut.
4 mürettebat boğuldu.Neljä ihmistä hukkui.
Doğu karması boğu karmasını 125- 115 yenerken, Allen Iverson, maçın en değerli oyuncusu seçilmiştir.Idän joukkue voitti 125–115 ja ottelun parhaana pelaajana palkittiin Allen Iverson.
Hep boğuk bir sesle konuşur.Hän puhuu aina sietämättömän kovalla äänellä.
Altı yaşında iken babasının bir kazada boğularak ölmesini gözleriyle gördü.Hän odotti kuudetta lastaan onnettomuuden sattuessa.

İlgili Sayfalar