bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.De dagvaarding staat al jaren ter discussie.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Voor vier ouderen kwam dit te laat, zij verdronken.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In Nicoles flashforward wordt zij verdronken door een onbekende.
Hep boğuk bir sesle konuşur.En hij praat nog steeds met een overslaande stem.
Uzun bir boğuşmadan sonra Willow, Giles'i yener.Hij ging door een moeilijke periode na het vertrek van Gilot.
Bu açıdan boğulma riskini sıfıra indirerek çocuklar için güvenli bir oyun ortamı oluşturur.Hierdoor werd het risico op inbraak verkleind en ontstond er een veilige speelplek voor kleine kinderen.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Uiteindelijk vinden Najib en Julia de verdrinkingsdood.
İmparator kedere boğulmuştu.De farao verdronk.
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Duizenden verdronken toen ze probeerden om de rivier over te zwemmen.
Her ne kadar şanssızlık ve sakatlıkla boğuşsa da başarılı bir güreşçidir.Hoewel hij erg beleefd en beschaaf overkomt, is hij een erg capabele vechter.
Aynı şekilde meyve ve böğürtlen gibi bitkisel gıda da alırlar.Maar ook zoogdieren als de vos en de das eten de vruchten.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.Op datzelfde moment raakt Carlstop ernstig gewond in de oorlog.
12 Ağustos'ta günlüğüne son kaydını düştü: "Harikulade Böğürtlenler".12 sierpnia napisał ostatnie słowa w swoim dzienniku: „Piękne jagody”.
Boğulanlar boğuldu, bundan sonra o, daha 350 yıl yaşadı.Noe żył po potopie jeszcze przez 350 lat.
Musa Çelebi, savaşın ardından yakalandı ve boğularak öldürüldü.Następnie Mojżesz zebrał synów Lewiego i nakazał im zabicie pozostałych mężczyzn (około trzech tysięcy).
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Służyły one do rzucania (miotania).
Ticino Nehri'nde boğuldu ve Ansprand egemenliğini ilan etti.Utonął w rzece Ticino, a Anspranda ogłoszono władcą.
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Wielu z nich utonęło podczas próby przeprawy rzeki.
Firavun, başrahip Mambre ve Mısır ordusu dalgalar içinde denizde kalıp boğulurlar.Mrówka faraona (faraonka) (Monomorium pharaonis) – gatunek mrówek z podrodziny Myrmicinae.
Beş yaşındayken, küçük kardeşi George banyo küvetine kafa üstü düşerek ve boğularak ölmüştür.Gdy Charles miał pięć lat, widział, jak jego młodszy brat George utonął.
Kaçanların çoğu Allia nehrinde boğulmuştur.Większość ofiar w nim utonęła.
Bunlar içinde en makbulü, böğürtlensi ya da üzümsü meyvelerin de dahil edilmesidir.Owoce jadalne, smaczne i aromatyczne, jadane na surowo lub przeznaczone są na przetwory.
Boğuşma esnasında Bride ateşçiyi belinden yakalamış, Phillips'de ateşçiye yumruk atmıştır.Po drugim ostrzeżeniu Grayson otworzył ogień, zabijając filipińskiego porucznika.
Bu aşamada boğuk öksürük ve hırıltı olmayabilir.Może gdybym nie była taka nudna i bylejaka...
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Wtedy wrzucili ją do rzeki, żeby się utopiła.
Bunun üzerine Böğü Kağan yağmacılık faaliyetlerini yeniden başlatmak istemiştir.Wtedy to znów miał rozpocząć swój zbójecki proceder.
(İstanbul: Otonom) Ronald Bogue.Stanisław Runge.
Fakat boğulduğuna dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.Niewiele brakowało, aby utonął.
"Bozlamak" fiili hayvanın böğürmesi anlamı taşır.Słowo „perełkowany” wiąże się z ubarwieniem futra zwierzęcia.
Gazete bir başka paragrafında diyor ki: "Resimlerinde renk damak orta ve boğuk olduğunu.W kolejnym akapicie czytamy: „Paleta kolorów w obrazach jest przytłumiona i stonowana.
1940 yılında, eşi ve kızı trajik bir şekilde boğuldu.W 1924 r. w stanie niepoczytalności zastrzelił swoją żonę i sześcioletnią córkę.
İmparator kedere boğulmuştu.Bratanek cesarza Wespazjana.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Georgs far anklagar honom för att vara självisk och dömer honom slutligen till "död genom drunkning".
Buna göre Antinous'un 130'da boğulmasından hemen önce, Antinous 13 ya da 14 yaşlarında olmalıydı.Eftersom denna utfördes strax innan han drunknade 130 torde Antinous ha varit en yngling på 13 eller 14.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Bridgman avled genom självmord efter att ha levt med metastatisk cancer under en tid.
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Många drunknade när de försökte korsa floden Düna.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.I samband med sänkningen dödades fotografen Fernando Pereira.
Böğü, böyü adları da kullanılır.Vissa av hundarna vet man t.o.m. namnet på.
Birçok İngiliz köprünün altında kaldı ve boğuldu.Många kungatrogna drunknade när bron rasade.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Kieft och Bogardus drunknade.
Yüksek dalgalar Florida'yı vurarak bir sörfçünün boğulmasına sebep oldu.En surfare drunknade i Florida på grund av väderleken.
165 cm'lik boyu ile NBA tarinde Muggsy Bogues'dan sonra en kısa oyuncudur.Med sina 231 cm var han den näst längste spelaren någonsin att spela i NBA efter Gheorghe Mureșan.
Grup 1980'lerde kısıtlı bir kitleye seslenip uyuşturucu problemleri ile boğuşuyordu.Under 1980-talet blev det tyst om honom på grund av drogproblem.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Lisa kastar sig i floden och dör.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Kungen kunde med möda räddas från att drunkna.
Ölüm tarihi tam olarak bilinmez, 11 haziran 1962 gecesi kaçarken boğulduğu düşünülmektedir.Exakt dödsdatum är inte känt men han levde ännu 13 juni 1406 och var död 21 juni 1412.
Türkiye, 1990'lı yıllarda çok yüksek enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi.Sverige gick in i 1990-talet med hög inflation.
Ayrıca eşi ve kendisi hastalıklarla boğuşuyordu.Dessutom drabbades både han och hustrun av malaria.
Menendezle boğuşması sonucu Menendez bir gözünü kaybeder.Vid stormningen av Dresden förlorar han ett öga.
(Not: Humboldt burada özellikle, atların boğulduğunu vurguluyor.För andra betydelser, se Arroyo Ahoga Caballo.
Krup semptomları şunlardır: "havlar tarzda" öksürük, stridor (tiz ve hırıltılı bir ses), ve boğukluk.Kruppsymptomen är skrällhosta, stridor (väsande och pipande andningsljud) och heshet.
Aias sularla boğuşurken, tanrıça Athena göğe yükselir ve onun üzerine bir yıldırım gönderir.När Kaká gör mål så pekar han alltid upp mot himlen, för att tacka Gud.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Батько звинувачує Ґеорґа в егоїзмі і, нарешті, засуджує його до «смерті від утоплення».
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Анна йде в сльозах.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Дітей у віці від 3-х років вчать плавати, просто кидаючи їх у море.
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.Так один з постояльців потонув в тарілці супу.
Başta, binlerce sivilin boğulduğu sanıldı.Там, як вважають, потонуло близько тисячі чоловік.
Ebeveyn Yulia ve Sergey Boguseviç'tir.Брат Сергія та Федора Єфремових.
Reoch suçlu bulundu ve idam edildi, boğuldu ve aynı gün vücudu yakıldı.Теон заборонив йому робити це і спалив тіла дітей в той же день.
Kaçanların çoğu Allia nehrinde boğulmuştur.При втечі більшість візників загинули в Мертвих болотах.

İlgili Sayfalar