bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, una de los sobrevivientes del accidente, se ahoga en el océano.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Luego es lanzado al río para ahogarse.
4 mürettebat boğuldu.Cuatro tripulantes fueron muertos.
Çoğu Fırat'a düştü ve boğuldu ve diğerleri öldürüldü." şeklinde anlatır.A algunos les cortó las narices y los labios, a otros los ahorcó, y a otros los ahogó».
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.Si bien al principio rivalizan entre sí, conforme transcurre la trama se van volviendo amigos.
Raginpert'in oğlu II. Aripert tarafından boğuldurulmuştur. ^ "German Tribes org Lombard Kings".Su hijo Ariberto no tuvo éxito en tomar el trono enseguida.​ «German Tribes org Lombard Kings».
MÖ 35 Aristobulus bir partide boğuldu.C. : Aristóbulo III es ahogado en una fiesta por orden de Herodes.
Göğüs daha koyudur ve böğürler vücudun kalanından daha kırmızıdır.Su pecho es más oscuro y sus flancos más rojizos que el resto del cuerpo.
2001 ile 2004 yılları arasında sakatlıklarla boğuşmak zorunda kaldı ve futbolu bırakma kararı aldı.Así en verano de 2000 se quedó sin equipo, y decidió retirarse del fútbol.
Aias sularla boğuşurken, tanrıça Athena göğe yükselir ve onun üzerine bir yıldırım gönderir.Cuando la Tierra comienza a morir, el Mesías, descenderá del Cielo sobre las alas de la luz.
Annesi, Edwina Williams, soylu güneyli bir aileden geliyordu ve bu hali kısmen boğucuydu.Su madre, Edwina Williams (de soltera Edwina Dakin), descendía de una buena familia sureña.
Firavunun ordusu da Kızıldeniz’in sularında boğulur.El faraón somete a los pueblos del mar.
Boğumlu gövdesinde tüylü ve yeşil renkli bileşik yaprakları bulunur.Para residuos orgánicos Contenedor gris/verde oscuro.
Ayrıca eşi ve kendisi hastalıklarla boğuşuyordu.Afortunadamente, ella y su madre se recuperaron de esta enfermedad.
Orada Cellat Kara Ali tarafından boğularak idam edildi.Fue allí donde se lo bautizó El Corsario Negro.
Saldıranlar, evleri ateşe veriyor, yerli halkı yaralıyor ve onları suda boğuyordu.Los atacantes incendiaban las casas y ahogaban y apuñalaban a los residentes.
Haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.Non appena udì la notizia, scoppiò in lacrime.
O hayatta! O boğuluyordu fakat babası onu kurtardı.È viva! Stava affogando ma suo padre l'ha salvata.
Hükümet sanayi üzerindeki zaten boğucu olan kontrollerini artırarak tepki gösterir.Il governo reagisce aumentando i già soffocanti controlli in materia industriale.
Pothos Argyros zar zor kaçabildi ama Aleksios Mosele bir gemiye binmeye çalışırken boğuldu.Pothos Argyros fuggì a stento e Alessio Mosele annegò mentre tentava di salire a bordo di una nave.
O zaman çeşmenin etrafında böğürtlenler ve koz ağaçları (ceviz ağacı) vardır.Le Sapotacee comprendono alberi e arbusti sempreverdi, dotati di lattice.
Bogusevich, Popüler Müzik Akademisi'nde öğrenci.Bogusevič è una studentessa all'Accademy of Popular Music.
4 mürettebat boğuldu.Un membro dell'equipaggio annegò.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Per annegare si va in mare.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Ha poi chiarito: Paura di soffocare—una sorta di paura che ho è di non riuscire mai a divertirmi, ...
Kurum ilk yıllarından itibaren mali ve siyasi sıkıntılarla boğuşmuştur.La torre è stata afflitta da problemi strutturali e di sicurezza sin dall'inizio.
Eğer kişi alçak bir köprüden suya atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır.Se una persona perde coscienza sott'acqua, ci sono considerevoli probabilità di morte per annegamento.
Anlatılanlara göre Ptolemaios 13 Ocak MÖ 47 tarihinde Nil nehri'ni geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.13 gennaio Tolomeo XIII muore annegato, mentre attraversa il Nilo.
Başpiskopos Hugh'da dahil binlercesi panik içinde boğuldu ya da ezildi.Altre migliaia furono soffocate o calpestate a morte nel panico, compreso l'Arcivescovo Ugo.
Boğucu kokulu, yeşilimsi sarı renkli gazdır.Salotto giallo e verde.
Fakat konuşsaydı da sorun olmazdı: Sahnedeki alayların çoğu kalabalığın kükremesiyle boğuldu." dedi.Il tramonto era imminente, e se le navi si fossero disperse in poco tempo molte si sarebbero salvate.
Ancak dilsiz cellatlar tarafından boğularak öldürülür.Tuttavia, morirà anch'egli soffocato dai vapori mortali.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Un uomo salva un bambino che sta annegando.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.La giovane, stremata dallo sforzo, annegò.
I. İbrahim cinsel saplantılar içindeydi sonunda da boğularak öldürüldü.Era stato colto da un attacco di epilessia e finì soffocato.
En sevdiği tatlar ise, Böğürtlen ve Marmelat'tır.Le esche favorite sono molluschi e crostacei.
Sinyal boğucular uzaktan kumandalı bombaları önlemede işlev görüyor. ^ "Siirt'te 8 şehit var!Calciare fuori dallo schermo un nemico: 800 punti.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.La caratteristica tosse abbaiante e la raucedine possono essere presenti, ma non c'è stridore a riposo.
Genel olarak mevzuyu kaptım, ancak korkarım ki detaylarda boğuluyorum.Я понимаю общий подход, но, боюсь, путаюсь в деталях.
Tom okyanusta boğuldu.Том утонул в океане.
O gözyaşlarına boğuldu.Её довели до слёз.
Bu odanın böyle küçüklüğünden ve havasızlığıdan, ben boğuluyorum.Эта комната такая маленькая и душная, что я задыхаюсь.
Biz okyanusta boğulduk.Мы утонули в океане.
Dağlarda bol miktarda kuşburnu, böğürlen ve ahududu da mevcuttur.В горах много плодов, клевера и горного лука.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Дети, трёх и четырёх лет, тоже были брошены в море и утонули в нём.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Он бросился в реку и утонул.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Как не утонуть в океане.
Başpiskopos Hugh'da dahil binlercesi panik içinde boğuldu ya da ezildi.Тысячи жителей были убиты или растоптаны в панике, в том числе архиепископ Гуго.
Boğazın boğumlanmasıyla çıkarılan seslerdir.Голос застрял в горле.
İmparator kedere boğulmuştu.Минский император повесился.
Çırak ayağa kalktı ve Denke ile boğuşmaya başladılar.Претендент поднялся и начал выравнивать бой.
10 motor yolcusu boğuldu.Было забито 10 автоголов.
Dişi ise yeşilbaş gibi vaklar ve ürkütüldüğünde boğuk bir ses çıkarır.Коса как бы сама косит траву, издавая при этом чистый, звонкий звук.
8 kişiden 2 si pervaneye takılarak, biri boğularak yaşamını yitirdi.Двое из восьми моряков скончались на месте от испуга.
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.Так один из постояльцев утонул в тарелке супа.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Мэри просыпается в слезах.
Boğularak öldükleri belli oluyordu.Указывалось, что все они утонули.
Birçok Avustruya askeri bu nehirde boğuldu.Много солдат просто утонуло в таких условиях.
Ofanto nehrinde geçerek geri çekilirlerken birçoğu boğulmuştur.Многие, переправляясь через Днепр, утонули.
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Многие утонули, пытаясь переплыть Рио-Гранде.

İlgili Sayfalar