bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunun üzerine Böğü Kağan yağmacılık faaliyetlerini yeniden başlatmak istemiştir.Nun gibt er sich Mühe, den Postversand wiederherzustellen.
Altı yaşında iken babasının bir kazada boğularak ölmesini gözleriyle gördü.Als 13-jähriger musste er miterleben, wie sein Vater in einem Sturm ertrank.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In ihrer Vision sah sie, wie sie von jemandem ertränkt wurde.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.Dabei kommt es zu einem Unfall und das entführte Mädchen ertrinkt.
(İstanbul: Otonom) Ronald Bogue.Texte: Bernd Boehle.
Su altında yarım saate kadar boğulmadan yaşayabildikleri görülmüştür.Sie kann über eine halbe Stunde unter Wasser verweilen.
Orta kısmının biraz altında "kıstak" denen bir boğumlanmayla iki kısma ayrılır.An manchen Stellen sind die hinteren Enden zweier trichterförmiger „Fjorde“ durch einen „Sund“ verbunden.
Öldüğü gün hakkında bir bilgi yoktur, kaçarken boğulduğuna inanılıyor.Da eine Suche erfolglos blieb, ging man davon aus, dass er ertrunken sei.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.Sie stimmten überein, sie würden „sich natürlich durchkämpfen“.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Gesandte des Bruders des Königs retten ihn.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Umso mehr forderten sie größere Sicherheit vor Frankreich.
Fakat boğulduğuna dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.Kein Mensch scheint ertrunken.
Çil keklik-boyutlarındaki erkek, çoğunlukla siyahtır, arkada ve böğürlerde beyaz lekeler vardır.Drei (bis neun) bis viele freie, oberständige Fruchtblätter sind in den weiblichen Blüten vorhanden.
Kaçanların çoğu Allia nehrinde boğulmuştur.Die meisten Reisenden wurden ins Wasser geschleudert.
Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.Andere würden in Lagern verhungern oder ersticken.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Anton bricht in Tränen aus.
Kraliyet tarafından zenginlik ve ihtişama boğulur.Reich beschädigt oder Im Glorienschein der Armut.
Akortlarına göre çeşitli boylarda olan ney, dokuz boğumdan meydana gelmiştir.Im Giebel sind insgesamt neun Blenden in gestuften Größen eingearbeitet.
Haberleri dinlerken gözyaşlarına boğuldu.Elle a fondu en larmes en entendant la nouvelle.
Üzücü haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.Après qu'elle eût entendu la triste nouvelle, elle éclata en sanglots.
Ailem beni mutluluğa boğuyor.Ma famille me comble de bonheur.
Yaşanan boğuşmada, G-Unit rapçisi Young Buck saldırganı bıçakladı.Dans la bagarre qui en résulte, l'ancien rappeur de la G-Unit, Young Buck, poignarde l'homme.
Daha beş dakika geçmişti ki iki at boğuldu.En cinq minutes environ deux chevaux se noyèrent.
Dağlarda bol miktarda kuşburnu, böğürlen ve ahududu da mevcuttur.Il vit dans les montagnes, les escarpements rocheux, ainsi que les affleurements.
Hemen ardından aralarında bir boğuşma başlar.Ensuite, les exons sont suturés entre eux.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Et bien, ils seront emmenées (au Châtiment).
Pothos Argyros zar zor kaçabildi ama Aleksios Mosele bir gemiye binmeye çalışırken boğuldu.Pothos Argyros échappa de peu à la mort et Alexis Mosele mourut noyé en tentant de monter à bord d’un navire,.
4 mürettebat boğuldu.Quatre passagers se sont noyés.
Birçok İngiliz köprünün altında kaldı ve boğuldu.De nombreux Anglais tombèrent dans la marée et se noyèrent.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.Kellerman fond en larmes tandis que sa sœur le serre dans ses bras.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Gabriel s'effondre en larmes.
Bunların yanında yabani olarak böğürtlen ve çilek de görülür.Ils furent cependant exemptés des dîmes vertes (de lin) et d'agneaux.
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.L'un d'eux s'est même noyé.
Kazada 22 bin koyun boğularak telef oldu.Vingt mille chevaux vont mourir d'épuisement ».
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.C'était chaud, on faisait du bruit évidemment.
Kaçanların çoğu Allia nehrinde boğulmuştur.La plupart de ses habitants moururent noyés.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Il manque de mourir noyé.
Bitkin,keyifsiz ve problemlerine fazlası ile boğulmuş olanları canlandırır.Pleurez et gémissez, à cause des malheurs qui viendront sur vous.
Orada Cellat Kara Ali tarafından boğularak idam edildi.Alice est sauvée de la noyade par Ned.
Göğüs daha koyudur ve böğürler vücudun kalanından daha kırmızıdır.Le haut de la poitrine est plus sombre que le reste du corps roussâtre.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Pendant ce temps, Frank doit faire face à un problème de taille.
Boğularak öldükleri belli oluyordu.On suppose qu'il s'est noyé.
Alt kısımlar, böğür çizgili ve beyazdır.Le pain est allongé et blanc.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.Ses dernières années sont assombries par la maladie.
(İstanbul: Otonom) Ronald Bogue.Ronald Reagan.
Kent, 1681, 1727, 1822 ve 1827'de büyük yangın felaketleriyle boğuştu.Elle fut dévastée par des incendies en 1681, 1727, 1822 et 1827.
Küçük kız gözyaşlarına boğuldu.La niña se echó a llorar.
Gözyaşlarına boğuldu.Rompió en lágrimas.
1940 yılında, eşi ve kızı trajik bir şekilde boğuldu.Trágicamente su esposa y su pequeña hija se ahogaron en 1940.
O gece eğlenmek için havuza gittiklerinde Leeteuk ve Eunhyuk, Donghae’yi suda boğulurken görür.Esa tarde, mientras que se relaja en la piscina Leeteuk y Eunhyuk ven a Donghae ahogarse en el agua.
Arkadaşları onun Mora Nehri yakınlarında boğulduğunu sanıyordu.Sus amigos pensaban que se había ahogado en el río Mura.
Guy, ya yastıkla boğularak ya da yalnızca ihmal ve kötü bakım nedeniyle eceliyle 928 yılında öldü.O Guido lo hizo sofocar con una almohada en 928 o simplemente murió, tal vez por negligencia o malos tratos.
Gazete bir başka paragrafında diyor ki: "Resimlerinde renk damak orta ve boğuk olduğunu.Otro párrafo en el periódico dice: "La paleta de los colores de las pinturas es moderado y sordo.
Dokuz Oğuzlar ağır bir bozguna uğradıkları gibi çekilenleri de ırmağa düşüp boğuldu.Con ella tuvo nueve hijos: Tomás, quien le sucedió al frente del marquesado.
Ticino Nehri'nde boğuldu ve Ansprand egemenliğini ilan etti.Pero se ahogó en el intento, cruzando el río Tesino y Ansprando fue proclamado soberano.
Yaşanan boğuşmada, G-Unit rapçisi Young Buck saldırganı bıçakladı.En la refriega resultante, el entonces el ex miembro de G-Unit, Young Buck apuñaló al hombre.
Erken başarılarına rağmen, kuantum alan teorisi birçok ciddi teorik zorluğa boğuldu.A pesar de sus éxitos iniciales, la teoría cuántica de campos estaba plagada de problemas teóricos muy serios.
Tam Laurie ile boğuşurken Laurie Michael'ın maskesini çıkarır.A petición de Jamie, Michael se quita la máscara.
Ebeveyn Yulia ve Sergey Boguseviç'tir.Los padres Serghei y Claudia son jubilados.
Kızdırıldığı zaman Vodyanoy barajları, su değirmenlerini yıkar; insanlar ve hayvanlar boğulur.Cuando se enoja, el vodyanoy rompe diques, inunda los molinos, y ahoga a la gente y los animales.

İlgili Sayfalar