böbürlenme ile cümle
böbürlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Lawrence varlığıyla böbürlenmedi.Lawrence didn't flaunt his wealth.
Böbürlenmek istemedim.I didn't want to brag.
Yükselirse, böbürlenmeyin.If it went up, don't boast.
Sana çok böbürlenme dedim!I just told you not to brag!
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››For I said, "Don't let them gloat over me, or exalt themselves over me when my foot slips."
Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.Love is patient and is kind; love doesn't envy. Love doesn't brag, is not proud,
Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür.So enter the gates of Hell to abide in it for ever."
(Hiç heveslenmesin, hiç kimsenin öteki insanlar üzerinde böbürlenmeye hakkı olamaz).Never so.
Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri.THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez.When his people said to him: "Do not be glad (with ungratefulness to Allah's Favours).
Şüphe yok ki o şımarır, böbürlenmeye övünmeye koyulur.Surely, he is exultant, and boastful (ungrateful to Allah).
İşte ahiret yurdu: Onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz.That Home of the Hereafter—We assign it for those who seek no superiority on earth, nor corruption.
Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz.That Home of the Hereafter—We assign it for those who seek no superiority on earth, nor corruption.
İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz.That Home of the Hereafter—We assign it for those who seek no superiority on earth, nor corruption.
Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemiyenlere ayırdık.That Home of the Hereafter—We assign it for those who seek no superiority on earth, nor corruption.
Böbürlenme, kişinin yaptığı işlerle karşısındaki insanlara üstünlük taslamasıdır.Der Mensch sei nun unfähig gemacht durch das Handlungsvermögen, das er vorher besaß.
O kadar böbürlenme.No ser arrogante.
Fransa o dönem için dünyanın en iyi yollarına sahip olmakla böbürlenmektedir..وتتفاخر فرنسا كونها صاحبة أفضل طرق في العالم في تلك الفترة.
O kadar böbürlenme.Zweer niet onnodig.
2. Böbürlenmelerde çoğul olur: -Biz bu lafları çok duyduk. gibi.Wtedy padły znamienne słowa: „Obie straciłyśmy tak wiele”.
O kadar böbürlenme.I przestań narzekać.
O kadar böbürlenme.(Var inte så stollig.)
Böbürlenme, kişinin yaptığı işlerle karşısındaki insanlara üstünlük taslamasıdır.Naopak platí, že člověk se rozhoduje pro věci, které odpovídají tomu, jaký je.
Bütün bunlar yetişmezmiş gibi etrafta Hatspur'u kendisinin öldürdüğü şeklinde böbürlenmelerde bulunmaktadır.그러던 중 중기(하승철 분)의 비밀을 알게 된 수봉은 중기를 피하고 이에 중기는 자살을 한다.
O kadar böbürlenme.Не прелюбодействувай.
O kadar böbürlenme.Nevyvolávajte zvracanie.
O kadar böbürlenme.Ne povzročati bruhanja.
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.두렵건대 네 마음이 교만하여 네 하나님 여호와를 잊어버릴까 하노라 여호와는 너를 애굽 땅 종 되었던 집에서 이끌어 내시고
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.se exalte e teu coração e te esqueças do Senhor teu Deus, que te tirou da terra o Egito, da casa da servidão;
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.ורם לבבך ושכחת את יהוה אלהיך המוציאך מארץ מצרים מבית עבדים׃
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.يرتفع قلبك وتنسى الرب الهك الذي اخرجك من ارض مصر من بيت العبودية.
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.你 就 心 高 氣 傲 、 忘 記 耶 和 華 你 的 神 、 就 是 將 你 從 埃 及 地 為 奴 之 家 領 出 來 的
böbürlenmemeye ve sizi Mısırdan, köle olduğunuz ülkeden çıkaran Tanrınız RABbi unutmamaya dikkat edin.你 就 心高氣傲 、 忘記 耶和華 你 的 神 、 就是 將 你 從 埃及 地為 奴 之 家 領出來的
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Älä ole niin ylimielinen, senkin surkea nilkki!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Não sejas tão prepotente, reles insignificante!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Nie bądź taki hardy, bezużyteczny gnojku.
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Non montatevi troppo la testa, rifiuti che non siete altro!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!¡No seas tan gallito, inútil de mierda!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Vær nu ikke så sej, din lille lort!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Var inte så tuff, din lilla skit.
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Μη χαίρεστε, άχρηστα σκουλήκια!
Bu kadar böbürlenme, seni değersiz adi!Не зазнавайся, последняя дрянь!
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.A tym, co napawa dozą rozpaczy, nie pozwalając ci się pysznić, jest prawda.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Ciò che ti dà vera disperazione, in modo che tu non diventi troppo vanitoso, è la verità.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.O que te dá o desespero adequado, para não seres gabarola, é a verdade.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Sandheden giver dig en passende fortvivlelse, så du undgår hovmod.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Sanningen ger dig lämplig förtvivlan så att du inte blir för skrytsam.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Soy lo que te provoca desesperación para que no te vuelvas arrogante.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Totuus estää ihmistä tulemasta omahyväiseksi.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.Αυτό που σε απελπίζει, ώστε να μην καυχιέσαι, είναι η αλήθεια.
Çok böbürlenme diye sana çaresizlik yaşatan şey, gerçek.То, что приводит тебя в отчаяние, чтобы ты не стал горделивым - это истина.
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Albowiem na cię, Panie! oczekuję; ty za mię odpowiesz, Panie, Boże mój!
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››For til dig, Herre, står mitt håp; du skal svare, Herre min Gud!
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Ik verwacht alles van U, HERE! U zult mij wel antwoorden, Here, mijn God.
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››In te spero, Signore; tu mi risponderai, Signore Dio mio
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Jangan biarkan musuhku senang melihat kesusahanku, jangan biarkan mereka membual bila aku goyah
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Ker rekel sem: Da se pač ne radujejo nad menoj! Ko omahuje noga moja, se povzdigujejo proti meni.
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››내가 말하기를 두렵건대 저희가 내게 대하여 기뻐하며 내가 실족할 때에 나를 향하여 망자존대할까 하였나이다
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Lebo na teba, Hospodine, očakávam; ty odpovieš za mňa, Pane, môj Bože!
Çünkü dua ediyorum: ‹‹Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!››Mert téged vártalak Uram, te hallgass meg Uram, Istenem!