böğ ile cümle
böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sami, Leyla'yı boğmaya başladı.Sami started strangling Layla.
Sami, Leyla'yı boğmak için bir at ipi kullandı.Sami used a horse rope to strangle Layla.
Tom boğaz tokluğuna çalışıyor.Tom is living from hand to mouth.
Yutkunduğum zaman boğazım gerçekten acıtıyor.My throat really hurts when I swallow.
Bu boğanın boynuzlarını gördün mü? Çok büyük!Have you seen this bull's horns? They're huge!
Boğazlarımız bir şeyler içmeye heveslidir.Our throats are eager to drink something.
Tom ve ben neredeyse boğuluyorduk.Both Tom and I almost drowned.
Tom geçen yaz kendini boğmaya çalıştı.Tom tried to drown himself last summer.
Boğazım ağrımıyor.I don't have a sore throat.
Tom kendini boğmaya çalıştı.Tom tried to drown himself.
Tom boğuluyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be drowning.
Tom, geçen hafta sonu bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.Tom rescued a boy from drowning last weekend.
Tom kendi yüzme havuzunda boğuldu.Tom drowned in his own swimming pool.
Tom boğulduğunu söyledi.Tom said that he was overwhelmed.
Boğaz ağrısı ve ateşin olduğundan, muhtemelen yatağında kalmalısın.Since you have a sore throat and a fever, you should probably stay in bed.
Hem Tom hem de Mary neredeyse boğuluyordu.Both Tom and Mary almost drowned.
Tom, Mary'nin boğulduğunu söyledi.Tom said that Mary was overwhelmed.
Tom bir boğaya binmek istedi.Tom wanted to ride a bull.
Sami Leyla'yı yastıkla boğdu.Sami used a pillow to smother Layla.
Tom komşusunun kedisini boğmuş.Tom drowned his neighbor's cat.
Nehirde neredeyse boğuluyordum.I almost drowned in the river.
Geçen yaz neredeyse boğuluyordum.I almost drowned last summer.
Boğulmuş hissediyorum.I feel overwhelmed.
Bogdan Tanevich, kolon kanseri nedeniyle emekli oluyor.Bogdan Tanevich is retiring due to colon cancer.
Sami boğuldu.Sami was strangled.
Sami, Leyla'yı eşarplarından biri ile boğdu.Sami strangled Layla with one of her scarfs.
Sami havuzunda boğuldu.Sami drowned in his pool.
Sami, Leyla'nın kafasına bir çanta koydu ve onu boğdu.Sami put a bag over Layla's head and suffocated her.
Sami boğulma nedeniyle öldü.Sami died of strangulation.
Sami, Leyla'yı boğuyordu.Sami was choking Layla.
Sami, Leyla'yı boğazından yakaladı.Sami grabbed Layla by the throat.
Sami, karısını boğazlamak için çıplak ellerini kullandı.Sami used his bare hands to strangle his wife.
Sami, Leyla'nın boynuna bir kordon doladı ve onu ölümüne boğdu.Sami put a cord around Layla's neck and strangled her to death.
Sami, Leyla'yı boğmak için bir kablo kullandı.Sami used a cord to strangle Layla.
Sami, Leyla'yı boğmak için bir bağlama ipi kullandı.Sami used a ligature to strangle Layla.
Sami kendini boğulmuş hissetmeye başlıyordu.Sami was starting to feel stifled.
Sami bir yüzme havuzunda boğuldu.Sami drowned in a swimming pool.
Sami kendi boğazını kesmeye çalıştı.Sami tried to cut his own throat.
Sami, Leyla'yı boğmakla tehdit etti.Sami threatened to strangle Layla.
Sami üzüntüye boğulmuştu.Sami was overwhelmed by grief.
Sami neredeyse boğuluyordu.Sami almost drowned.
Ben onu boğacağım.I'm going to strangle him.
Grip ve boğaz ağrım var.I have the flu and a sore throat.
Sami gözyaşlarına boğuldu.Sami burst in tears.
Boğazımı temizledim.I cleared my throat.
Boğazımı temizledim ve konuşmaya başladım.I cleared my throat and started speaking.
Gemi battığında bir sürü insan boğuldu.A lot of people drowned when the ship sank.
Tom maaşının çoğunu boğazına harcıyor.Tom spends most of his salary on food.
Ayrıntılarda boğuluyorum.I'm drowning in the details.
Tom Boğa burcu.Tom is a Taurus.
Tom Boğa.Tom is a Taurus.
Boğa burcuyum.I'm a Taurus.
Boğazı kesilmişti.His throat was cut.
Yıllarca migren ağrılarıyla boğuştu.For years, she suffered from migraine headaches.
Boğazınızda enfeksiyon var.You have an infection in your throat.
Tom çok boğazlı biri değildir.Tom isn't a big eater.
Tom bu gölde boğuldu.Tom drowned in this lake.
Yutak, boğazın ağız ve burnun arkasında kalan kısmıdır.The pharyngeal part of the throat is behind the nose and mouth.
İzleyiciler kahkahaya boğulmuştu.There was a roar of laughter from the audience.
Nehirde boğuldu.She drowned in a river.