böğ ile cümle

böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Okul Çanakkale Boğazı kıyısında, yeşiilikler içinde bir alandadır.Nya studenthuset i mitten, med ett grönt tak.
Aynı zamanda, boğa güreşindeki ana kişidir.Den här artikeln handlar om huvudpersonen i tjurfäktning.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Bridgman avled genom självmord efter att ha levt med metastatisk cancer under en tid.
26 Eylül 1954'te Tōya Maru isimli feribotun boğazda batmasıyla 1,172 kişi ölmüştür.Den 26 september 1954 omkom 1 172 personer när färjan Tōya Maru sjönk i sundet.
2. Andrew Altın Boğa’yı burada 1222’de ilan etti.Andreas II delade ut den påvliga bullan här år 1222.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(Svar: Kärnande av smör.)
Pek çoğu nehri geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.Många drunknade när de försökte korsa floden Düna.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."
Boğaz sayısı 2, 4, 6 veya daha fazla olabilir.De skall vara två, fyra eller högst sex stycken.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.Sänkan anses stundom som den naturliga gränsen mellan Europa och Asien.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.Hon hade fått halsen avskuren.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.Cirka 11 miljoner människor drabbas av halsont i USA varje år.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.I samband med sänkningen dödades fotografen Fernando Pereira.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir.Lätet liknas vid ljudet av när man öppnar en rostig grind.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Staden ligger på den södra spetsen av ön Vancouver Island vid Juan de Fucasundet.
24 Ağustos 2006'da Tom Hamilton'un da boğaz kanseri olduğu açıklandı.Den 24 augusti meddelades det att Hamilton behandlades för cancer i halsen.
Boğazda ten rengi-beyazımsı bir renk görünür.Vitaktig päls vid halsen påminner om en krage.
Böğü, böyü adları da kullanılır.Vissa av hundarna vet man t.o.m. namnet på.
1936 - Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.1963 - Partiella provstoppsavtalet undertecknas.
Orhan Veli ise Boğaziçi'ni seyretmektedir.Felix är och letar efter vildmannen.
Çoğu bakteri akciğerlere boğaz veya burunda bulunan organizmaların azar azar aspirasyon ile girer.De flesta bakterier kommer in i lungorna via små aspirationer av organismer, som finns i hals eller näsa.
Türkiye, Boğaziçi Köprüsü ihalesi açtı.I utbyte hävde Grekland embargot.
Birçok İngiliz köprünün altında kaldı ve boğuldu.Många kungatrogna drunknade när bron rasade.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Kieft och Bogardus drunknade.
Soğuk Doğu Grönland Akıntısı Danimarka Boğazı'ndan geçer ve buzdağları kuzey Atlas Okyanusu'na taşırır.Den kalla Östra Grönlandsströmmen passerar sundet och för med sig isberg till Nordatlanten.
Yüksek dalgalar Florida'yı vurarak bir sörfçünün boğulmasına sebep oldu.En surfare drunknade i Florida på grund av väderleken.
Oblastın batısında Azak Denizi, Kerç Boğazı ve Karadeniz'in küçük bir kısmı vardır.Terrängen runt Tappeh-ye Shekasteh-ye Ḩoseynū är lite kuperad.
165 cm'lik boyu ile NBA tarinde Muggsy Bogues'dan sonra en kısa oyuncudur.Med sina 231 cm var han den näst längste spelaren någonsin att spela i NBA efter Gheorghe Mureșan.
Boga Han olarak da bilinir.Ho är en sådana Gud, .....
Grup 1980'lerde kısıtlı bir kitleye seslenip uyuşturucu problemleri ile boğuşuyordu.Under 1980-talet blev det tyst om honom på grund av drogproblem.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Lisa kastar sig i floden och dör.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Kungen kunde med möda räddas från att drunkna.
Bu boğaz, adını Aomori İli'nin batı bölgesinden almıştır.Det namngavs efter den västra delen av Aomori prefektur.
Boğaz, 1769'da James Cook tarafından keşfedilir ve geçilir.Ön upptäcktes av James Cook 1769.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Efter fyra veckor kan ungarna äta samma föda som sina föräldrar.
Ölüm tarihi tam olarak bilinmez, 11 haziran 1962 gecesi kaçarken boğulduğu düşünülmektedir.Exakt dödsdatum är inte känt men han levde ännu 13 juni 1406 och var död 21 juni 1412.
Boğaz’dan yılda 7000-7500 gemi geçer.Man reparerar mellan 50 och 100 fartyg per år.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
O beni boğmaya çalışıyordu.Han simmade för SKK.
Derin boğaz seksi 69 seks pozisyonunda da yapılabilir.69 saker du vill veta om sex, TV 3
29 Mart 2017 tarihinde erişilmiştir. ^ "Bogda Feng". summitpost.org.Läst 7 december 2013. (engelska) ^ ”Bogda Feng” (på engelska). summitpost.org.
Türkiye, 1990'lı yıllarda çok yüksek enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi.Sverige gick in i 1990-talet med hög inflation.
Eyerlenmiş dokuz boğası vardır.Nio runstenar har påträffats.
Böğrüdelik Köyü’nün ilkokulu 1942’de yapılmıştır.Han erhöll också Mannerheimkorset, av andra klassen (1941).
Mocheler MS 500 yıllarına doğru Peru’nun kuzey bögesinde yaşadılar.Sherpor har migrerat från östra Tibet till Nepal de senaste 500 åren.
Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder.Istället tänker han kidnappa en flicka till.
1538'de Boğdan seferine katıldı.Åtminstone 1538 var han ännu i livet.
Özgün sözcük Minotor'dur ve Yunanca "Minos’un Boğası" anlamına gelir.Minotauros (Minō’tauros) betyder på grekiska Minos tjur.
Sinemada ilk defa Martin Scorsese'nin Kızgın Boğa (1980) filminde figüran olarak rol aldı.Hon filmdebuterade i Martin Scorseses Tjuren från Bronx (1980).
Ayrıca eşi ve kendisi hastalıklarla boğuşuyordu.Dessutom drabbades både han och hustrun av malaria.
Tsushima Boğazı (Japonca: 対馬海峡 Tsushima Kaikyō), Kore Boğazı'nın doğu koludur.Tsushimasundet (対馬海峡, Tsushima Kaikyō?) är Koreasundets östra del och är belägen mellan Korea och Japan.
Film, arenada dövüşmektense tarlalarda çiçek koklamayı tercih eden bir boğanın (Ferdinand) öyküsünü anlatıyor.Boken handlar om en tjur i Spanien som hellre luktar på blommor än slåss i tjurfäktningar.
Bu yüzden, Yunan mitolojisinde Çanakkale boğazına "Hellespont" denir.Han talade grekiska så perfekt att han kallades "honungstungan" (meliglossos).
Fakat hayvan, Minos’un hoşuna gider ve Minos, boğayı kurban etmez.Denne gav Minos en tjur som offergåva men Minos valde att behålla det ståtliga djuret.
Boğalarda bir adet spermatogonyum A hücresinden bölünmeler sonucu 64 adet spermatid oluşur.Varje delad spermatogon ger alltså upphov till totalt 4 spermieceller.
"Şöhretin Sonu" Humphrey Bogart'ın son filmidir.Filmen var Humphrey Bogarts stora genombrottsfilm.
Menendezle boğuşması sonucu Menendez bir gözünü kaybeder.Vid stormningen av Dresden förlorar han ett öga.
(Not: Humboldt burada özellikle, atların boğulduğunu vurguluyor.För andra betydelser, se Arroyo Ahoga Caballo.
Bogor hedefleri şöyle sıralanır.Delbrück kan syfta på.

İlgili Sayfalar