böğ ile cümle

böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.O casamento estava arruinado há anos.
Brian bu krizle boğuşurken hâlihazırda aşırı pişmiş olan fırındaki hindi yanmaya başlar.Enquanto Brian tenta controlar o fogo, o prato que está no forno começa a queimar.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.E como sempre, Mia tem problemas maiores para lidar.
Osmanlı Devleti İzmit'in alınmasından sonra Boğazlara kadar ilerledi.Acompanhou o neo-realismo português desde o seu aparecimento.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.São considerados convencionalmente como a fronteira entre os continentes da Europa e Ásia.
18 Mart 1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti.Em 18 de março de 1915, os 18 navios de guerra da frota aliada penetraram no estreito.
Boğaz, iki duba köprüden geçildi.É atravessado por duas pontes.
Boğaz'ın kıyılarında geniş düzlükler bulunmaz.Não havia cosmonauta a bordo.
Ağa Hüseyin Paşa Boğaz Muhafızlığı'na atandı.O vice-campeão Palmas herdou a vaga.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.Eles salvaram o menino que se afogava.
Fadil dövüldü ve sonrasında boğularak öldürüldü.Fadil foi espancado e depois estrangulado.
Plaka D, bir boğa katliamının manzarasıdır.Op plaat D ziet men een scène van een stierenslachting.
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.Een mijnenveger is een vaartuig ingericht voor het opruimen (vegen) van zeemijnen.
Yine her boğanın arkasından bir kedi sağa doğru koşmaktadır.Onder de hoeven van elke stier loopt een hond naar rechts, en over de rug loopt een kat, ook naar rechts.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.De tong of keel kan in 20% van de gevallen zwellen.
Musa bin Boğa Muhtedi'yi hemen bir ata bindirip kendi ordugahına götürdü.God gaf dan aan Mozes de opdracht om met zijn staf op een rots te slaan om een bron te laten ontspringen.
4 mürettebat boğuldu.Zes bemanningsleden verdrinken.
Bogdan otobüsleri çoğu Ukrayna şehirlerinde birincil küçük otobüs olarak kullanılır.De "Bogdan" is de meest gebruikte kleine bus voor stadsvervoer in de meeste Oekraïense steden.
Üç boğa yüzleri sağa çevrilmiş halde ve bir sıra halinde resmedilmiştir.De bladeren zijn driehoekig tot hartvormig en bevinden zich verspreid op de knopen.
Anne denizde boğulmuştur ve Naiee onu kurtarmakta başarısız olmuştur.Zijn moeder is verdronken in de zee, ondanks de pogingen van Naiee om haar te redden.
165 cm'lik boyu ile NBA tarinde Muggsy Bogues'dan sonra en kısa oyuncudur.Hij is met 1.65 m de op één na kleinste speler in de geschiedenis van de NBA, naast Muggsy Bogues.
Bu sırada Leia da Jabba'yı zincirle boğarak öldürür.Leia vermoordt Jabba met haar eigen ketting.
Olayda fotoğrafçı Fernando Pereira boğularak hayatını kaybetti.De Nederlandse freelance-fotograaf Fernando Pereira kwam erbij om het leven.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.De slachtoffers werd de keel doorgesneden.
Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı.Schepen die doorvaart wilden moesten eerst tol betalen.
Ancak mağlup oldu ve binlerce müslüman öldürüldü ve denizde boğuldu.Het werd een bloedbad waarbij 3000 doden vielen en de Arabieren werden verslagen.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Na ongeveer een week steken de jongen de kop diep in de keel van de ouders om opgekropt eten te bemachtigen.
Daha sonra onu bir tekne gezisinde boğarak öldürmeye girişirler.Daarop slaat hij overboord terwijl het schip zinkt.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Zo zouden zij geweld tegen zich uitlokken.
O kişi de suya düşer ve bazen boğulur.Ze springen in het water en verdrinken ook.
Bilgisayarla Boğaziçi'nde tanıştı.Hij schakelde daarbij de computer in.
Misilleme olarak T-Bag Abruzzi'nin boğazını keser fakat onu öldürmeyi başaramaz.Als wraak snijdt T-Bag Abruzzi's keel door, maar Abruzzi gaat niet dood.
Boğaz ismini İtalya'nın Otranto şehrinden almıştır.De zeestraat is vernoemd naar de stad Otranto aan de Italiaanse kant.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.In de Verenigde Staten krijgen elk jaar ongeveer 11 miljoen mensen streptokokkenfaryngitis.
Fakat boğulduğuna dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.Er is echter geen enkel bewijs dat zij hem hebben gedood.
Kayboluşundan 1 ay sonra kocası boğulmuş olarak bulundu.Een maand na zijn verdwijning werd zijn lichaam gevonden, vermoedelijk door verdrinking om het leven gekomen.
Muhtemelen kendini nehre atmış ve boğulmuştur.Hij is waarschijnlijk verdronken.
Golos deti'yi takiben, Bogusevich iki Rus temsilciden biri olan New Wave Junior 2014'e katıldı.Na Golos deti nam Bogoesevitsj deel aan New Wave Junior 2014, waar ze als tweede eindigde.
"Boğazın Rumeli Kıyısı".Vanuit haar keel."
Streptokok farenjiti boğazı ve bademcikleri etkiler.Bij streptokokkenfaryngitis zijn de keel en de tonsillen aangedaan.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.Zijn laatste jaren werden overschaduwd door ziekte.
O beni boğmaya çalışıyordu.Ze wurgde hem.
1590 yılında boğa güreşleri yasaklanınca, bu tip yarışmalara başlandı.Toen het stierenvechten in 1590 verboden werd, ging men over op het racen op ezels en later ossen.
Boğazı beyazdır.De keel is zeer wit.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(We hebben er een met de kracht van een stier).
Ayrıca boğazlar ile ilgili görüşmelerde bulunması kesin olarak yasaklandı.De begrafenis van het gedoden werd bovendien expliciet verboden.
Bu anlaşma Boğdan'ı ikiye bölmüş oldu.Dit water deelde de polder in tweeën.
Güney Adası'nın 30 km güneyinde, Foveaux Boğazı'nın karşısında yer alır.Het ligt 30 km ten zuiden van het Zuidereiland en wordt daarvan gescheiden door de Straat Foveaux.
Boğazdan köprü veya tüp geçit geçişi henüz yoktur.De kroonbuis heeft geen spoor of uitzakking aan de voet.
Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.De dagvaarding staat al jaren ter discussie.
Büyük avlar için boğazdan ısırmayı tercih eder.Hij heeft een voorkeur voor grotere grasvlakten.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Voor vier ouderen kwam dit te laat, zij verdronken.
Bu yarışların ödülü yetiştirilmiş bir boğadır.De prijs werd opgehaald door een clown.
Filmin kalan kısmını Bogdanovich istediği şekilde çekebilecekti.Nadien werd een poging ondernomen om de film te vervolledigen, met Bogdanovich als regisseur.
Ayrıca İstanbul boğazında da görülmüştür.Ook op Helena's rug zijn deze te zien.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
Aşk Denen Şey, 1993 tarihli bir Peter Bogdanovich filmidir.The Thing Called Love is een film uit 1993 onder regie van Peter Bogdanovich.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In Nicoles flashforward wordt zij verdronken door een onbekende.
Hep boğuk bir sesle konuşur.En hij praat nog steeds met een overslaande stem.
Artık ticari gemiler de boğazları kullanamayacaktır.Kalkbranderijen gebruiken geen schelpen meer.

İlgili Sayfalar