böğ ile cümle
böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Im Sommer sind der Hals und der Kopf schwärzlichbraun.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Anton bricht in Tränen aus.
Kraliyet tarafından zenginlik ve ihtişama boğulur.Reich beschädigt oder Im Glorienschein der Armut.
Erişim tarihi: 24 Kasım 2009. ^ "Boğaz'ın en pahalı 10 yalısı".Wirtschaftswoche, 22. Juni 2009: Das tödlichste Unternehmen Deutschlands.
Boğa veya Taurus, bir takımyıldız Boğa burcuEin berühmter Stier. taureau, pl. taureaux.
Oğluna "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm.Das wohl bekannteste ihrer Gedichte ist „Denkt euch, ich habe das Christkind geseh'n“.
Akortlarına göre çeşitli boylarda olan ney, dokuz boğumdan meydana gelmiştir.Im Giebel sind insgesamt neun Blenden in gestuften Größen eingearbeitet.
Aktör Robert De Niro ile birlikte 1980 yapımı Kızgın Boğa filminde oynamıştır.Sie debütierte an der Seite von Robert De Niro im Filmdrama Wie ein wilder Stier aus dem Jahr 1980.
Geyve Boğazı'nın stratejik önemi Kurtuluş Savaşında ortaya çıkmıştır.Zu wichtig schien aber die strategische Lage der Färöer im Kalten Krieg.
Artvin ilinin simgesi Boğa'dır.Sein Symboltier ist der Stier.
Boğazlayan: Çiçeklü, Kulağuzlu.Vorbereitung, Blüte, Ausklang.
Haberleri dinlerken gözyaşlarına boğuldu.Elle a fondu en larmes en entendant la nouvelle.
Berbat zincirleme kazalar hafta sonunu yasa boğdu.De terribles accidents de la circulation ont endeuillé le week-end.
Üzücü haberi duyduğunda, gözyaşlarına boğuldu.Après qu'elle eût entendu la triste nouvelle, elle éclata en sanglots.
Ben onu boğacağım.Je vais l'étrangler.
Ailem beni mutluluğa boğuyor.Ma famille me comble de bonheur.
Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki tarihi yazlık rezidansının tarihçesi ve gelişimi.Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki Tarihi Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi.
Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.
Yaşanan boğuşmada, G-Unit rapçisi Young Buck saldırganı bıçakladı.Dans la bagarre qui en résulte, l'ancien rappeur de la G-Unit, Young Buck, poignarde l'homme.
Daha beş dakika geçmişti ki iki at boğuldu.En cinq minutes environ deux chevaux se noyèrent.
Dağlarda bol miktarda kuşburnu, böğürlen ve ahududu da mevcuttur.Il vit dans les montagnes, les escarpements rocheux, ainsi que les affleurements.
Hemen ardından aralarında bir boğuşma başlar.Ensuite, les exons sont suturés entre eux.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Et bien, ils seront emmenées (au Châtiment).
Pothos Argyros zar zor kaçabildi ama Aleksios Mosele bir gemiye binmeye çalışırken boğuldu.Pothos Argyros échappa de peu à la mort et Alexis Mosele mourut noyé en tentant de monter à bord d’un navire,.
Boğazı beyazdır.La gorge est blanche.
1968 yılında, festival kutlanmadı ama boğa güreşleri 13 Nisan 1968 tarihinde düzenlendi.En 1968, on ne célébra pas la foire, mais une corrida fut organisée le 13 avril 1968, jour de Samedi Saint.
Bizi nasıl mı boğacaktı?Pourquoi je suis essoufflé ?
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Ardından sanatçının boğazındaki nodüller 5 Mayıs 2005'te ameliyatla alındı.Des nodules ont été postérieurement déplacés de sa gorge, lors d'une opération ayant lieu le 5 mai 2005.
"Şöhretin Sonu" Humphrey Bogart'ın son filmidir.Il s'agit du dernier film tourné par Humphrey Bogart.
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.En juillet 1952, Kesselring fut diagnostiqué avec une tumeur cancéreuse dans la gorge.
4 mürettebat boğuldu.Quatre passagers se sont noyés.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Il lui tendra même son cou !
15 yaşındayken bir güzellik yarışmasında Boğaziçi güzeli seçilmişti.À l'âge de 15 ans, elle remporte un concours de beauté.
Hattuşaş (Boğazköy) yeniden kuruldu.L'hirondelle est revenue (défini).
Boğa teriyerleri, özellikle köpek dövüşlerinde kullanılmışlardır.Les chiens utilisés dans ces combats étaient principalement des bulldogs.
Birçok İngiliz köprünün altında kaldı ve boğuldu.De nombreux Anglais tombèrent dans la marée et se noyèrent.
1805 yılında Adam Johann von Krusenstern, boğaza kuzeyden girmeyi denedi ancak başarısız oldu.En 1805, Johann Adam von Krusenstern échoua à passer le détroit depuis le Nord.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(Socializacija bika?)
Onu küvette boğarak öldürmeye çalışır.Elle tente même de se noyer dans son bain.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Une étude de 1984 a évalué à 3 400 le nombre d'individus présents dans le détroit de Magellan.
Gerektiğinde guguk onu boğazında da taşıyabilir.Si besoin est, il peut aussi ramener le gibier.
Aslanlar, ejderhalar ve boğalar bu hayvanlardan bazılarıdır.Lions, dragons et taureaux y sont représentés.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.Kellerman fond en larmes tandis que sa sœur le serre dans ses bras.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Le Vicoprofen est utilisé à court terme pour soulager la douleur.
Bogor hedefleri şöyle sıralanır.Bourguignon aux buts.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Gabriel s'effondre en larmes.
Bunların yanında yabani olarak böğürtlen ve çilek de görülür.Ils furent cependant exemptés des dîmes vertes (de lin) et d'agneaux.
Pirinç boğa, Sicilya boğası veya bronz boğa Antik Yunanistan'da icat edilen bir tür işkence aleti.Le taureau d'airain ou taureau de Phalaris est un instrument de torture inventé en Grèce antique.
Taner Yıldız (3 Nisan 1962, Boğazlıyan) Türk siyasetçi, elektrik mühendisi.Taner Yıldız, né le 3 avril 1962, est un homme politique turc.
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.L'un d'eux s'est même noyé.
Kazada 22 bin koyun boğularak telef oldu.Vingt mille chevaux vont mourir d'épuisement ».
2004 yılında Gent, Belçika'da, Lorenz Bogaert ve Toon Coppens tarafından kuruldu.Il a été fondé à Gand, en Belgique, par Lorenz Bogaert et Toon Coppens.
"Montrö Boğazlar Sözleşmesi" (PDF).Contrat d’échange de taux d’intérêt (’SWAP’).
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.C'était chaud, on faisait du bruit évidemment.
Onu tüm bunlardan suçlar ve onu boğar.Elle résiste de toutes ses forces et il l'étrangle.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Bientôt, Dodge est abattu par les singes, Landon capturé, de même que Taylor, blessé à la gorge.
Bu tuzak onları boğmaktır.Cet abandon le traumatisera.
Kaçanların çoğu Allia nehrinde boğulmuştur.La plupart de ses habitants moururent noyés.
Bogoroditsa Okulu.L'école Goebbels.