Nereye gidersen git, azimli olmadan başaramazsın.Wherever you may go, you can't succeed without perseverance.
Başarı her zaman azimlinin tarafındadır.Success is always on the side of the persevering.
Azimli kadınlardan nefret ederim.I hate strong-minded women.
Tom azimli.Tom is driven.
Tom'un azimliliğine hayranım.I admire Tom's tenacity.
Azimli insan duvarı deler.Faith will move mountains.
Tom çok azimli, değil mi?Tom is very driven, isn't he?
Tom azimli, değil mi?Tom is driven, isn't he?
Tom azimli bir kişiydi.Tom was a go-getter.
Tom azimli ve çalışkan.Tom is determined and hard-working.
Tom çok azimli ve çalışkan.Tom is an eager beaver.
Tom azimli bir adamdır.Tom is a determined man.
Sami azimlidir.Sami is undeterred.
Bir röportajda, Nelkin; karakteri üzerine şu yorumu yapmıştır: "Ellie, çok cesaretli ve azimliydi.In an interview, Nelkin commented on her character: "Ellie was very spunky and strong-minded.
Mühür yüzüklerinin varlığı "Roma hükümet geleneklerinin azimliğine tanıklık eder".The existence of seal rings "testifies to the tenacity of Roman traditions of government".
Leydi Macbeth kocası Macbeth'i İskoçya tahtına çıkarmaya azimlidir. .A Scottish Doctor witnesses Lady Macbeth sleepwalking in Macbeth.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.And I was determined, and I managed to show that I could do that.
Sen, azimli olan değil miydin?You, the one that was so stubborn?
Taiwan takımı daha bir azimliydiThe team from Taiwan was a little bit more ambitious.
Hava soğuktu. Rüzgar keskin ve güçlü... Ama biz azimliydikThe day was cold, the wind sharp and strong, but we were determined!
Belgrad ise 2009 yılında bu rakamın ciddi biçimde artmamasını sağlama konusunda azimli.Belgrade is intent on ensuring the number does not grow substantially during 2009.
Yetkililer umutsuz fakat önlerindeki güçlüklere karşı azimli konuştular.Officials sounded gloomy but resigned to hardships ahead.
Mühür yüzüklerinin varlığı "Roma hükümet geleneklerinin azimliğine tanıklık eder".The existence of seal rings "testifies to the tenacity of Roman traditions of government".[2]
(3. tekil şahıs, eki yok) Biz oldukça azimli bir milletiz.Es sei I {\displaystyle I} eine gerichtete Menge.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Néanmoins il est assez courageux et n'abandonne jamais.
En az 1000 entry giren yazarlara azimli " unvanı verilmektedir.Les usines de moins de 1 000 ouvriers enverront également un député ».
Leydi Macbeth kocası Macbeth'i İskoçya tahtına çıkarmaya azimlidir. .Lady Macbeth est l'épouse de Macbeth dans Macbeth.
Sonunda en azimli erkek dişi ile çiftleşir.Al final, se pasa a los buenos con los mariconchis.
Bir röportajda, Nelkin; karakteri üzerine şu yorumu yapmıştır: "Ellie, çok cesaretli ve azimliydi.In un'intervista, la Nelkin commentò il carattere del suo personaggio: «Ellie è molto coraggiosa e astuta.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Очень оптимистичен и никогда не сдается.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.É muito boa e nunca desiste.
Keloğlan: Azimli ve dürüst bir çocuktur.Ele, ao contrário é um homem decente e honesto.
(3. tekil şahıs, eki yok) Biz oldukça azimli bir milletiz."Estamos sendo um pouco conservadores.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Jest obowiązkowy i nigdy się nie poddaje.
Hırslı, azimli ve kıskançlığa varabilecek hazımsızlık gibi kişilik özellikleri bulunmaktadır.Mamy tu do czynienia z typowym zjawiskiem zazdrości czy zawiści.
Yeteneği az olmasına rağmen çok azimlidir.Pokud má možnost, je velmi učenlivý.
Yeteneği az olmasına rağmen çok azimlidir.Pienestä koostaan huolimatta hän on nopea.
Son üç albümdür Chester'ı bu kadar hırslı ve azimli görmemiştim.Ποτέ στη ζωή μου δεν απόλαυσα μουσική γεμάτη με τόση χάρη και πνεύμα.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.En av hans beste egenskaper er at han aldri gir opp.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Dibutuhkan sebuah kesabaran, dan tak pernah menyerah.
Hırslı, azimli ve kıskançlığa varabilecek hazımsızlık gibi kişilik özellikleri bulunmaktadır.嫉妬や妬みといった人間の汚い面を積極的に盛り込んでいる。
Kralı o akşam öldürtmek istemekte azimlidir (Or tutti, sorgete - "Kalkın, bütün siz cehennem elçileri").將官(将官,聲:山本兼平) 僕從(従僕,聲:內田真禮) 先代冬之王(冬の王,聲:森川智之) 在海战中因白夜王指挥不当而战死。
Sonunda en azimli erkek dişi ile çiftleşir.泡泡糖最終作一雙胞與他統治。
(3. tekil şahıs, eki yok) Biz oldukça azimli bir milletiz.L {\displaystyle L} 은 풍부한 가역층이다.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.חובבת ספורט ואף פעם לא תוותר.
Son üç albümdür Chester'ı bu kadar hırslı ve azimli görmemiştim.Ma ei olnud kunagi näinud, et ta oleks olnud millestki nii vaimustatud ja liigutatud.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.Ükskõik kui raske mul on, ma ei anna kunagi alla.
Azimli kal Aç kalMANTENTE CONCENTRADO, MANTEN LA ILUSIÓN , MANTEN LAS GANAS
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Eltökélt voltam, és sikerült megmutatnom, hogy igenis képes vagyok rá.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Eram hotărâtă, și am reușit să arat că pot face asta.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Ero determinata, e sono riuscita a dimostrare che potevo farcela.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Estaba decidida, y logré demostrar que podía hacerse.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Ich war wild entschlossen, und ich zeigte ihnen, dass ich es konnte.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Ik was vastbesloten en ik heb het voor elkaar gekregen.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.J'étais déterminé, et j'ai réussi à montrer que je pouvais le faire.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.저는 결심을 했고 그런 걸 할 수 있다고 보이는데 성공했습니다.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Tôi đã xác định, và cố gắng chứng minh rằng mình làm được.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Uparłam się i udowodniłam, że potrafię.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Και ήμουν αποφασισμένη, και κατάφερα να αποδείξω ότι μπορούσα να το κάνω.
Azimliydim ve bunu yapabileceğimi göstermek istedim.Я была полна намерений доказать, что у меня всё получится.