Kodeinin toksik etkisi de nispeten azdır.De schacht van de tarsometatarsus is matig slank.
İlçede düzlükler yok denecek kadar azdır.Te weinig slijtage zou dan vanzelf worden verholpen.
Buna göre çalışma zamanı, hızlanmadan önceki zamanın yarısından biraz daha azdır.Het tempo dat het peloton onderhoudt ligt daardoor een stuk lager dan in de eerste etappe.
Güneşli gün sayısı azdır.Ondanks het lage aantal zonne-uren.
Dünyanın bazı bölgelerinde enjekte edilebilir şekilleri mevcuttur fakat kullanılabilirliği azdır.Dit wil zeggen dat inslag op de aarde mogelijk is, maar met een zeer kleine waarschijnlijkheid.
Irklar arasında bugün görülen farkların tarih açısından önemi pek azdır.Op het ogenblik heb ik, geloof ik, alleen nog maar de periferie van de armoede gezien.
Bu nedenle hayvancılıkla olan gelirler çok azdır.Boveengronden komen weinig voor.
Düzlük arazi yok denebilecek kadar azdır.Hier kan dus weinig schoon zand uitgehaald worden.
Ayrıca keçe sanatıyla uğraşan insan sayısı da oldukça azdır.Toch is het aantal kunstenaars dat de techniek voor hoofdwerken toepast vrij gering.
Süt üretimi çok azdır.De productie van schapenmelk is eerder beperkt.
Bu rakam, Avrupa Birliği'nin bütçesinin yarısından azdır.Dit bedrag is minder dan de helft van het budget van de Europese Unie.
Cihannüma adlı eseri dışında, kendisi hakkında bilinenler pek azdır ve tartışmalıdır.O dworze obronnym (zamku) zbudowanym na polecenie Ligęzy wiadomo niewiele.
Bunları yapana da sevap verilir ise de, bu sevap, sünnet sevabından azdır.Kiedy dzielimy się tą odrobiną, Bóg daje nie wyczerpującą się obfitość serca.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Wypromieniowuje też więcej ciepła, ale nie tak dużo jak Jowisz czy Saturn.
Yazgıları hakkında bilinen şeyler pek azdır.Nuty jego były drobniusieńkie, a przecież wyraźne i czytelne”.
Ticari kullanımı çok azdır.Ma niewielkie zastosowanie komercyjne.
Alman kayıpları ise azdı.Straty angielskie były minimalne.
Avrupa ve Asya'da bulunun türleri nispeten azdır.Gatunek spotykany w niemal całej Europie i w Azji Mniejszej.
Kar yağışı oldukça azdır.Opady deszczu są bardzo małe.
Su ve gazlara karşı geçirgenliği azdır.Przepuszcza jedynie wodę i gazy.
Ancak bunların sayıları oldukça azdır.Jest ich jednak bardzo mało.
Nüfusları çok azdır.Ich populacja jest niewielka.
Ama alıcı sayısı yok denecek kadar azdı.Do pobicia rekordu zabrakło niewiele.
Yazları nem oranı azdır.Lato jest krótkie.
Sayıları çok azdı, fakat bundan sonra mücadeleye devam ettiler.Protesty trwały dalej, choć były mniej liczne.
Ancak ürünlerin ekonomik katkısı çok azdır.Udział spółdzielni w produkcji jest niewielki.
Obsidiyen malzeme çok azdır.Poetycki dorobek Wapcarowa jest niewielka objętościowo.
Tahminlere göre günümüzdeki sayıları ise 60'tan azdır.W tym etapie liczba zadanych pytań jest ograniczona do 40.
Mahallede oturan nüfus çok azdır.Ogromna liczba ludności mieszka na zbyt małym obszarze.
Saha dilinde şive farklılıkları oldukça azdır.Brodawki smakowe na języku są nieliczne.
Isınma azdır.Rzadziej na ciepło.
Tarıma elverişli alan çok azdır.Obszar bardzo znikomym stopniu zagospodarowany przez człowieka.
Özellikle nedenler üzerine yapılmış karşılaştırmalı araştırmaların sayısı azdır.Wynikają one przede wszystkim z małej ilości badań, na których można się oprzeć.
Uçuş hızları azdır.Zdolność lotu zredukowana.
Lothar'ın gençliği hakkında bildiklerimiz azdır.Niewiele wiadomo na temat młodości Cromwella.
Köy nüfusu az olduğu için yöresel etkinlikler çok azdır.Nie mają one jednak znaczenia gospodarczego z uwagi na niską liczebność populacji.
Ağaç yok denecek kadar azdır.Drzew jest bardzo mało.
Birlikte hareket etme konuları, örneğin birlikte yemek yeme, oldukça azdır.Z takim nawet nie siadajcie wspólnie do posiłku.
Bu sayı, bir önceki bölümden yaklaşık 1 milyon kişi daha azdır.Zawiera ono około 10% mniej słów, niż wydania poprzednie.
Bugün ise sayıları 8000'den azdır.Ostatecznie ich liczbę zmniejszono do 8 tys.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.Dzieci początkowo rozwijają się prawidłowo, ale choroba powoli postępuje.
Bu oran, bir önceki bölüme oranla bir miktar daha azdır.Under sina år var det färre ombildningar än vid den första (två stycken).
Ne var ki, yaşamı üzerine bilinenler çok azdır.Utöver detta är föga känt om hans liv.
Süt üretimi çok azdır.Mjölkproduktionen är mycket låg.
Arda kalan üç mertebenin mensupları ise pek azdır.På kragen hade den tre par horn (taggar) samt några mindre.
Ticari kullanımı çok azdır.Det har mycket liten kommersiell användning.
Bazı antibiyotikler yetersiz penetransa sahiptir bu yüzden menenjit için kullanımları da azdır.Vissa antibiotika penetrerar inte tillräckligt bra och är därför till liten nytta vid meningit.
Aslanların doğal düşmanı azdır.Artens naturliga fiender är därför fåtaliga.
Kar ve buzlanma oldukça azdır.Snö och värmeböljor är sällsynta.
Şehirde ücretsiz otopark yok denecek kadar azdır.Därför behövs inte så mycket parkeringsplatser där.
Ancak Betelgeuse’ün yoğunluğu Güneş’inkinen çok daha azdır.Betelgeuse har dock en betydligt lägre densitet än solen.
Buna karşın erken Tunç Çağı'nın son evresinde yok denecek kadar azdır.Men inte bara tiden efter närmast föregående uttömning spelar roll.
Bu hiç kimsenin toprağındaki faaliyetleri azdır.Färre människor på jorden!
Ancak bunların sayıları oldukça azdır.Dessa tillfällen var dock relativt få.
Yıllık sıcaklık farkı çok azdır.Färgtemperaturen varierar inte mycket.
Sayıları çok azdı, fakat bundan sonra mücadeleye devam ettiler.Striderna var alldeles för sega och ofta blev de utdragna.
Bafra ya göre nem azdir.Borgen omnämns knappast.
Bununla birlikte Dünya genelinde Kuzey Kutup Dairesi'nin üzerinde nüfus oldukça azdır.Glest fördelade populationer i kontinentens centrum är däremot rätt små.
Kar sınırı Erzurum'a göre azdır.Terrängen på Nisída Aspróniso är platt.
Trafik çok azdır.Anledningen var dålig trafik.