azaldı ile cümle

azaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.За оцінками організації, у країнах, де була введена заборона, споживання тютюну скоротилось на 16 %.
İkinci sezon boyunca ratingler %82 oranında azaldı.Протягом двадцятого століття, вона втратила 82% своєї площі.
Ancak 477 yılında Genseric'in ölümünden sonra Vandal tehdidi azaldı.Однак після смерті Гейзеріха 477 року загроза від вандалів зійшла нанівець.
Maliyet artarken üretim azaldı.Виробництво зменшувалось швидше ніж зменшувалась енергозатратність.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.Посилився гніт католицької церкви.
Damarlarda akacak kan pek azaldı" demektedir.Схоже, що ти залишив плями крові на ній» (англ.
O zamandan beri azaldı ve nadiren görüldü.Багато працює, тому рідко бачиться з нею.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Tato organizace soudí, že tam, kde byl tento zákaz zaveden, spotřeba tabákových výrobků klesla o 16 %.
Alman eyaletlerindeki nüfus yaklaşık %30 oranında azaldı.Počet obyvatel německých zemí se snížil asi o 30 %.
19. yüzyılda sürdürülen çalışmalar 1850'den bu yana yıldızın kadrinin giderek azaldığını ortaya çıkarmıştır.Další studie její hvězdné velikosti z 19. století prokázaly, že hvězda slábne od roku 1850.
Böylece topluluğun hayatta kalma şansı daha da azaldı.Podle mého měly šance na přežití menší skupinky.
Ayrıca Diocletianus döneminde Praetorian prefect makamının gücü oldukça azaldı.Naproti tomu úřad pretoriánského prefekta ztratil na důležitosti.
1912'den sonra üretimin hızla düşmesiyle nüfusu azaldı.Po roce 1912 došlo k rychlému růstu obyvatelstva.
Bu tarihten sonra kalenin önemi azaldı.Od tohoto data hrad postupně upadal.
Akan suyun hızı azaldıkça, askı halindeki bu maddeleri taşıma yetisi de azalır.Vlivem natahování vody do buněk se mění jejich objem – roztahují se.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Maďarsko tak přišlo o třetinu svého území a o polovinu obyvatel.
Çözünürlük azaldıkça netlik azalır ve görüntü bozulur.Stačí maličká chyba a obraz se zhroutí.
Aynı şekilde talep azaldığında, kapasite kullanımı da azalacaktır.Podobně při snížení dávky odměny, se jejich výkon sníží.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.O treime din casele sale au fost avariate sau distruse, iar orașul a pierdut jumătate din populație.
Malnütrisyondan oluşan bodur büyüme, 1990 yılında %33,1'den 2010 yılında %9,9'a azaldı.Rata de piticire, o afecțiune cauzată de malnutriție, a scăzut de la 33,1% în 1990 la 9,9% în 2010.
Akan suyun hızı azaldıkça, askı halindeki bu maddeleri taşıma yetisi de azalır.Când însă s-a sfârșit apa din burduf, a lepădat ea copilul sub un mărăcine.
Etkilenen sektörlerde melanosit sayıları azaldığı görülmüştür ve stromal pigmentasyon azalmıştır.S-a arătat că sectoarele afectate au un număr redus de melanocite și au o diminuare a pigmentării stromale.
Kıbrıs'ın nüfusu büyük oranda azaldı ve Yahudilerin orada yaşaması yasaklandı.Ciprul a fost de câteva ori depopulat iar evreilor le-a fost interzis să locuiască acolo.
Ayrıca takyonların hızı enerjileri azaldıkça artar.Astfel, un tahion accelerează în momentul în care pierde energie.
Maliyet artarken üretim azaldı.În lipsa armamentului producția a fost oprită.
Sarılığın hızlı bir şekilde azaldığı gözlendikten sonra bebeğe anne sütü tekrar verilmeye başlanır.Alăptarea se oprește atunci când copilul nu mai are nevoie de laptele matern.
Pirinç üretimi azaldı.Producția de orez a scăzut.
Ancak M1 1963'e kadar büyük sayılarla kullanılmaya devam etti ve 1966'da kullanımı git gide azaldı.Ennek ellenére az M1 Garandot 1963-ig továbbra is nagy számban alkalmazták, illetve 1966-ig kisebb számban is.
Ancak onlu yaşlarına geldiğinde durumuyla ilgili emareler azaldı ve ailesi bilime olan ilgisini fark etti.Tizenéves korára állapota láthatóan javult, családja pedig észrevette érdeklődését a tudományok iránt.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Népességének egyharmada elpusztult, a városi lakosoknak a fele.
Soğuran küre: Canın azaldığında büyü kalkanı sağlar.Tanulsága: a hideg gondolat érintésére elszáll a varázs.
Köyün nüfusu yarı yarıya azaldı (1989 yılında).Az 1959-es reformmal az obstinák számának kevesebb mint a felére (959) csökkent.
Bununla birlikte bu etkinin azaldığı durumlar vardır.Vannak azonban olyan tényezők is, amelyek a folyamatot lassítják.
Son 40 yılda yarı yarıya azaldı.Létszáma az utóbbi harminc évben kevesebb, mint a felére csökkent.
Toplumlar değiştikçe halk banyolarına olan gereksinim azaldı.Az alacsony áraknak köszönhetően igazi népfürdővé vált.
Susamak, vücudumuzdaki sıvı miktarının azaldığına işaret eder.Hátránya, hogy csökkenti a szerves anyag mennyiségét.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.A katolikusok elnyomása fokozódott.
İspanya'nın gücü azaldı.Espanjan heikkous tuli nyt esille.
Avrupa’da Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra safran yetiştiriciliği oldukça azaldı.Rooman valtakunnan kukistumisen jälkeen viinin arvostus Euroopassa väheni.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Heinävedellä kärsittiin väestökatoa ja kolmasosa taloista autioitui.
Popülerlik ve dağıtım II. Dünya Savaşı'ndan sonra azaldı.Sekä minimalismi että konstruktivismi alkoivat kuitenkin kukoistaa vasta toisen maailmansodan jälkeen.
Sonunda Sayılar Teorisi'ne ilgisi azaldı ve 1809'da mektuplaşmayı kestiler.Τελικά τα ενδιαφέροντά του απομακρύνθηκαν από τη θεωρία αριθμών και το 1809 σταμάτησαν οι επιστολές.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Αξιολογούν ότι τέτοιες απαγορεύσεις μείωσαν την κατανάλωση καπνού κατά 16%, όπου ασκήθηκαν.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Το ένα τρίτο των κτιρίων του καταστράφηκε και έχασε σχεδόν τον μισό πληθυσμό του.
1939 şampiyonu oldu ancak sonra başarısı azaldı.Το 1970 αναδείχθηκε δευτεραθλητής (πρωταθλητής α΄ ομίλου), αλλά δεν πέτυχε την άνοδο.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.Ανέβηκε γρήγορα την ιεραρχία της Καθολικής εκκλησίας.
Bu köle avları sonucu adaların nüfusu azaldı.Η όχληση από τους τουρίστες υποβαθμίζει τα ενδιαιτήματα.
Evlerin üçte biri hasar gördü ve nüfusun yarısı azaldı.Omkring en tredjedel af husene i byen blev ødelagt og befolkningstallet halveret.
İsveç'in GSYİH yaklaşık %5 azaldı.Sveriges BNI faldt i den forbindelse med omkring 5 %.
Böylece topluluğun hayatta kalma şansı daha da azaldı.På den måde sikredes de laveste i samfundet en mulighed for at overleve.
Almanya'nın birleşmesinden sonra Sakson nüfusu önemli derecede azaldı.Efter Tysklands genforening er folketallet gået noget ned.
Zaman geçtikçe Güneş’in kütlesi azaldı.Solopgang, forsvinder Solen helt."
Damarlarda akacak kan pek azaldı" demektedir.Indtagelse af alkohol er tilladt i et begrænset omfang".
2008'de ise bu sayı yedi kişi daha azaldı.I 2008 var dette tallet gått ned til 300 personer.
Katolik Kilisesi'nin gücü azaldı.Andelen katolikker har gått ned.
İşgaldeki bölge sayısı oldukça azaldı.Det tallet har sunket utrolig lavt ned.
Doğu ve Batı Almanya arasındaki tansiyon, başbakan Willy Brandt'ın Ostpolitik politikası ile azaldı.Vest-Tysklands holdning endret seg med Willy Brandts Ostpolitik.
Almanya'nın birleşmesinden sonra Sakson nüfusu önemli derecede azaldı.Etter Tysklands gjenforening har folketallet gått noe ned.
O zamandan beri azaldı ve nadiren görüldü.Sejak itu telah menurun dan sekarang jarang terlihat.
Farklı bir oturuş şekli vardır ve bu şekilde oturmazsa düşünme kapasitesinin %40 azaldığını söyler.Dia juga mengatakan bahwa jika ia duduk biasanya, kemampuan penalaran akan turun 40%.
İlgili Sayfalar