Hayır, o az önce öğle yemeği için dışarı çıktı.No, he has gone out for lunch already.
Ann raporunu yazmayı az önce bitirdi.Ann has just finished writing her report.
Amerikalıların işlerinde daha az etkileri olsaydı savaştan iyi kaçınılabilirdi.If the Americans had had less influence on affairs, war might well have been avoided.
O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.That team has little, if any, chance of winning.
O kanepe bu masadan daha az pahalı.That sofa is less expensive than this table.
Öğretmenin tarafından azarlandın mı?Were you scolded by your teacher?
Geçim masraflarını azaltsan iyi olur.You had better cut down your living expenses.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.You may be right, but we have a slightly different opinion.
Raporunuzda az sayıda hatalar var.There are few mistakes in your report.
Ben senin iyiliğin için ne kadar teşekkür etsem azdır.I can't thank you enough for your kindness.
Senin hataların bile sana olan saygımı azaltmaz ve arkadaşlıkta önemli olan budur.Even your faults do not lessen my respect for you, and in friendship this is what counts.
Erkek arkadaşın seni beklemekten usandı ve şimdi az önce gitti.Your boyfriend got tired of waiting for you and left just now.
Az önce söylediğin şey bana eski bir atasözünü hatırlatıyor.What you have just said reminds me of an old saying.
Dokuzuncu mektubunu az önce aldım.I have just received your letter of the ninth.
Az sayıda kişi doksan yaşına kadar yaşar.Few people live to be ninety years old.
En az elli bin kişi orayı ziyaret etti.No fewer than fifty thousand people visited there.
Beş dakikadan daha az sürede döneceğim.I will be back in less than five minutes.
5, 8 den daha azdır.5 is less than 8.
50'den az yolcu öldü.No fewer than 50 passengers were killed.
Öğrencilerin yüzde 40'tan azı üniversiteye devam ediyor.No less than 40 percent of students go on to university.
Fiyatlar yüzde 20 ila 40 oranında azalmıştır.Prices have been reduced by 20 to 40 percent.
Birkaç yıl önce, bizim odanın içinde az miktarda mobilya vardı.A few years ago, our room had little furniture in it.
On dakikadan daha az sürede oraya varırsın.You'll get there in less than ten minutes.
Az sayıda kişi yüz yaşına kadar yaşar.Few people live to be one hundred years old.
Suudi Arabistan büyük elçisinin istifa ettiğini az önce gördüm.I've seen just now that the ambassador of Saudi Arabia has resigned.
Öksürüğüm ve az da ateşim var.I have a cough and a little fever.
Seni azarlarsam, ilerlemeni istediğim içindir.If I scold you, it is that I want you to improve.
Ben seni azarlamıyordum.I was not scolding you.
Erkek kardeşim az önce Kobe'den eve geldi.My brother has just come home from Kobe.
Ay sonuna çok az param var.I have so little money at the end of the month.
Sağlığının az olması onu seyahatten alıkoydu.Poor health prohibited him from traveling.
Akıllı bir iş adamı, masrafları nasıl azaltacağını bilir.A wise businessman knows how to clamp down on costs.
Söylenecek çok az şey var.Little remains to be said.
Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.Salt was a rare and costly commodity in ancient times.
Daha az konuşup daha çok eylem yapmalıyız.We need less talk and more action.
Fabrika üretimini azaltmak zorunda kaldı.The factory had to cut back its production.
Sandığımdan daha az zaman var.There is less time than I thought.
Onun hakkında ne kadar çok düşünürse onu o kadar az severdi.The more she thought about it, the less she liked it.
Konuşmacı hızlı konuştuğu için az sayıda kişi onu izleyebildi.Because the lecturer speaks quickly few people could follow him.
Hong Kong Asya'daki en az düzenlenmiş ekonomidir.Hong Kong is the least regulated economy in Asia.
Otobanda araba kullanırken ne kadar dikkatli olsan azdır.You can't be too careful driving on the expressway.
Bir ülkenin refahı az çok vatandaşına bağlıdır.The prosperity of a country depends more or less on its citizens.
Şimdi çok az param var.I'm a bit short of money now.
Az önce havaalanına vardım.I've just arrived at the airport.
Artık azıcık param var.I have little money now.
Buraya az önce geldim.I have just come here.
Az önce rahatsız edici bir söylenti duydum.I've just heard a disturbing rumor.
Şu anda yapabileceğimiz çok az şey var.There's very little we can do now.
Az önce yapılan duyuruyu anlayamadım.I couldn't understand the announcement that was just made.
Daha az önce başladım.I have only just begun.
Az önce istasyona vardık.We just arrived at the station.
Bu ay az param var.I have a little money this month.
Hava bugün dünkünden daha az nemli.It is less humid today than it was yesterday.
Hava bugün dünden daha az rutubetli.It is less muggy today than it was yesterday.
Bu yıl ağustos ayında az sayıda yağmurlu günler vardı.This year there were few rainy days in August.
Bu yaz az yağmur aldık.We have had little rain this summer.
Bu kış çok az kar vardı.We have had little snow this winter.
Bu kış öncekinden daha az kar var.We had less snow this winter than last.
Bu kış çok az kar olacak.We'll have little snow this winter.
Bu yıl geçen yıla göre daha az kaza vardı.There were fewer accidents this year than last.