Ana içeriğe geç
Sözlük

az az ile cümle

az az kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
En azından deneyebilir misin?Can you at least try?
En azından bir gün daha Urfa'da kalacağım.I will stay in Urfa for at least another day.
Tom az önce öğle yemeği molasından döndü.Tom just got back from his lunch break.
Tom az önce sana ne söyledi?What did Tom tell you?
Ben sana az önce ne söyledim?What did I just tell you?
Az önce Tom'a ne söyledin?What did you just tell Tom?
Tom az önce Mary'nin gitmesini söyledi.Tom just told Mary to leave.
Sana az önce söylediğimi unut.Forget what I just told you.
Tom az önce bana planlarını anlattı.Tom has just told me his plans.
En azından Tom'a nasıl hissettiğini söyle.At least tell Tom how you feel.
Tom az önce bize kovulduğunu söyledi.Tom just told us that he got fired.
En azından bana adını söyleyebilir misin?Can you at least tell me your name?
En azından nereye gittiğini söyle bana.At least tell me where you're going.
Bana az önce söylediğini Tom'a söyleyebilir miyim?May I tell Tom what you just told me?
En azından bana söylenen bu.At least, that's what I've been told.
Size az önce bunu yapmamanızı söylemedim mi?Didn't I just tell you not to do that?
Tom az önce duymak istediğim şeyi söyledi.Tom just told me what I wanted to hear.
Tom az önce bana boşanacağını söyledi.Tom just told me he was getting divorced.
Az önce bana söylediğinin doğru olmadığını düşünüyorum.I think what you just told me isn't true.
Az önce sana söylemek zorunda olduğum şeyi hatırladım.I just remembered what I had to tell you.
Bana az önce söylediğinin doğru olmadığını düşünüyorum.I think what you just told me isn't correct.
Tom bana az önce yeni bir iş bulduğunu söyledi.Tom has just told me that he found a new job.
Onların yardımına ihtiyacımız olduğunu az önce herkese söyledim.I just told everybody that we need their help.
Sana az önce söylediğimi asla kimseye söyleyemezsin.You can never tell anyone what I just told you.
Tom az önce bana yarın burada olmayacağını söyledi.Tom just told me that he wouldn't be here tomorrow.
Tom onu her gördüğümde bana en az bir fıkra anlatır.Tom tells me at least one joke every time I see him.
Tom'un özsaygısı az.Tom has low self-esteem.
Mary'nin kendine saygısı az.Mary has low self-esteem.
En azından oturabilir miyiz?Can we at least sit down?
O az çok tehlikeli değil mi?Isn't that kind of dangerous?
Tom'un bir bebek olarak kendine ait çok az sayıda fotoğrafları var.Tom has very few photos of himself as a baby.
En azında burada güvende olacağız.At least we'll be safe here.
En azından Tom'un şu anda güvende olduğunu biliyorum.At least I know Tom is safe right now.
Tom'un bir tek yumurta ikizi var ve az insan onları ayırt edebilir.Tom has an identical twin brother and few people can tell them apart.
Az önce tuvaleti temizledik.We just cleaned the toilet.
Bu restoran daha az pahalıdır.This restaurant is less expensive.
O bir dizelden daha az ekonomiktir.It's less economical than a diesel.
Onların gelecek hafta daha az boş zamanı olacak.They will have less free time next week.
Orada yapılan çok az film olduğu söylenmeli.It must be said that there are very few films made there.
En azından onun özür dileyeceğimi düşündüm, ama hayır.I thought he'd apologize at least, but no.
Bu az çok bir zaman kaybı, değil mi?This is kind of a waste of time, isn't it?
En azından seçenekleriniz var.At least you have options.
Az önce bir şey gördün, değil mi?You just saw something, didn't you?
Az önce yapmak zorunda olduğum bir şeyi hatırladım.I just remembered something I have to do.
En azından bir gün daha Boston'da kalacağım.I'll stay in Boston for at least one more day.
Tom'un doktoru ona şeker alımını azaltmasını tavsiye etti.Tom's doctor advised him to cut down on his sugar intake.
Tom'un performansı muhteşemden daha azdı.Tom­'s performance was less than spectacular.
Mary muhtemelen sınıfındaki en utangaç ve kendine en az güvenen bir kızdı.Mary was probably the shiest and least confident girl in her class.
Sen azılı bir yalancısın.You are a notorious liar.
Teknisyen, hastadan en az beş mililitre idrara ihtiyacı var.The technician needs at least five milliliters of urine from the patient.
Çok az zamanımız var.We've got very little time.
Üç dakikadan daha az süremiz var.We've got less than three minutes.
Bir saatten daha az zamanımız var.We've got less than an hour.
Sadece az önce başladık.We've only just begun.
Seçeneklerimiz azalıyor.We're running out of options.
Çok az ortak yanımız var.We have very little in common.
Biz az çok teması kaybettik.We just kind of lost touch.
En az otuz dakika beklemeliyiz.We should wait at least thirty minutes.
Tom'un evi en az benimkinin iki katı kadar büyük.Tom's house is at least twice as big as mine.
Tom beklediği o büyük terfiyi az önce aldı.Tom just got that big promotion he's been waiting for.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod